13 Kasım 2012 Salı 02:00:00
Hatırlayanlar olabilir. 2011’deki genel seçimlerden önce Yüksek Seçim Kurulu, bağımsız milletvekili adayı olmak isteyenler için 7 bin lira dolaylarında bir başvuru ücreti belirlemişti.
Benim de milletvekili olma hayalim vardı ama YSK’nın belirlediği ücret nedeniyle, bu hayalim “gerçek” olamadı.
Ben de Bakımsız Aday olarak çalışmalarımı yürütmüştüm.
***
Malum, siyaset insanın kanına girdi mi kurtulmak zor oluyor.
Bakımsız Adaylık isteğim, siyasetteki tartışmaları gördükçe nüksetti. Tabii bu isteğimin nüksetmesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki tartışmaların da etkisi büyük.
Rahat rahat hakaret etmek için, hatta küfretmek için, telefon faturamı milletin omzuna yüklemek için, giderlerimin çoğunu genel bütçeden karşılamak için, Meclis Lokantası’nda birbirinden güzel yemekleri ucuz fiyata yemek için milletvekilliği şart.
Vekil olursam, kırmızı ışıkta da geçerim, trafik cezası da yemem. Bir de üstüne “fors”um olur. Aracıma o mavili-kırmızı ışıktan taktırmam ama.
Zira Afyonkarahisar’da o ışıkların bir anlamı kalmadı. İlimizde, aracının önünde mavili-kırmızılı ışıklardan taktırmayanları “başkan”dan saymama gibi bir anlayış var galiba. Oysa benim bildiğim bu ışıklar, bir tek Vali’nin makam aracında olmalı.
***
Tabii Bakımsız Adaylık hususunda bazı zorluklar da bulunuyor. Meselâ oy alabilmek için köy köy, belde belde, esnaf esnaf gezmek şart.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın ilimizi ziyaretinde Uzun Çarşı’yi gezdi.
Burada şu da sorulabilir: Bakanlarımız, yetkililerimiz neden sadece Uzun Çarşı’yı geziyor? Neden sanayi sitelerine gidilmiyor? Hadi sanayi siteleri uzak, neden şöyle bir Ambaryolu, Kurtuluş’taki esnafın hâli, hatırı sorulmuyor? Merak etmeyin, esnafımız tepki göstermez ki. Sıcak para dönmese de, senetler ödenmese de, çeklerin karşılığı bulunmasa da esnafımız, bir bakan ziyaretinde “kızılcık şerbeti içtim” deyip, bakanı baş tacı yapar.
***
Neyse, konumuza dönelim.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın Uzun Çarşı ziyaretinde, esnafın ikram ettiği ürünler, Bakan Kılıç tarafından kendisini takip eden heyete yedirildi.
Basın mensupları mümkün mertebe uzak durmaya çalışsa da, nasiplerini düşeni onlar da aldılar.
O basın mensuplarından biri de bendim.
Kocaşaban Sucukları işletmecisi Mehmet Kocaşaban tarafından ikram edilen Afyon Pastırması’nı Bakan Kılıç, yine elleriyle herkese yedirdi. Baktı, yedirecek kimse kalmadı, bizi çağırdı ‘Gelin’ diye. Hatta kameraman Serdar Altıntepe arkadaşımız “Ben et yemiyorum” deyince “Bir yerden başlaman gerek” cevabını aldı.
Bu durumda Afyon’un yöresel ürünlerinin tanıtımı için kendimizi feda etmemiz gerekti. Bakan Kılıç’ın elinden pastırma yiyen gazeteciler olarak tarihe geçtik.
***
Bizim tarihe geçmemizde Yerel Haber Ajansı muhabiri Gökhan Kocaarslan’ın da payı büyük elbette. Çünkü Bakan Kılıç ile aramızda gelişen pastırma diyaloğunun fotoğrafını Gökhan arkadaşımız çekti.
***
Ama dediğim gibi, Bakımsız Aday olarak ilimizin tanıtımı için kendimi feda etmek durumunda kaldım. Şimdi bu fotoğraf yayınlandıktan sonra, bu fotoğrafı gören kişiler “Aa, Bakın Kılıç pastırma yedirmiş. Gidelim de Bakın Kılıç’ın yedirdiği pastırmadan alalım” demezler mi?
İlimizin tanıtımında rol aldığım için kendime ne kadar teşekkür etsem az.
Bakımsız Aday’ın bu yöndeki çalışmaları devam edecek.
Her şey, ilimizin tanıtımı için…
Hatırlayanlar olabilir. 2011’deki genel seçimlerden önce Yüksek Seçim Kurulu, bağımsız milletvekili adayı olmak isteyenler için 7 bin lira dolaylarında bir başvuru ücreti belirlemişti.
Benim de milletvekili olma hayalim vardı ama YSK’nın belirlediği ücret nedeniyle, bu hayalim “gerçek” olamadı.
Ben de Bakımsız Aday olarak çalışmalarımı yürütmüştüm.
***
Malum, siyaset insanın kanına girdi mi kurtulmak zor oluyor.
Bakımsız Adaylık isteğim, siyasetteki tartışmaları gördükçe nüksetti. Tabii bu isteğimin nüksetmesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki tartışmaların da etkisi büyük.
Rahat rahat hakaret etmek için, hatta küfretmek için, telefon faturamı milletin omzuna yüklemek için, giderlerimin çoğunu genel bütçeden karşılamak için, Meclis Lokantası’nda birbirinden güzel yemekleri ucuz fiyata yemek için milletvekilliği şart.
Vekil olursam, kırmızı ışıkta da geçerim, trafik cezası da yemem. Bir de üstüne “fors”um olur. Aracıma o mavili-kırmızı ışıktan taktırmam ama.
Zira Afyonkarahisar’da o ışıkların bir anlamı kalmadı. İlimizde, aracının önünde mavili-kırmızılı ışıklardan taktırmayanları “başkan”dan saymama gibi bir anlayış var galiba. Oysa benim bildiğim bu ışıklar, bir tek Vali’nin makam aracında olmalı.
***
Tabii Bakımsız Adaylık hususunda bazı zorluklar da bulunuyor. Meselâ oy alabilmek için köy köy, belde belde, esnaf esnaf gezmek şart.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın ilimizi ziyaretinde Uzun Çarşı’yi gezdi.
Burada şu da sorulabilir: Bakanlarımız, yetkililerimiz neden sadece Uzun Çarşı’yı geziyor? Neden sanayi sitelerine gidilmiyor? Hadi sanayi siteleri uzak, neden şöyle bir Ambaryolu, Kurtuluş’taki esnafın hâli, hatırı sorulmuyor? Merak etmeyin, esnafımız tepki göstermez ki. Sıcak para dönmese de, senetler ödenmese de, çeklerin karşılığı bulunmasa da esnafımız, bir bakan ziyaretinde “kızılcık şerbeti içtim” deyip, bakanı baş tacı yapar.
***
Neyse, konumuza dönelim.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın Uzun Çarşı ziyaretinde, esnafın ikram ettiği ürünler, Bakan Kılıç tarafından kendisini takip eden heyete yedirildi.
Basın mensupları mümkün mertebe uzak durmaya çalışsa da, nasiplerini düşeni onlar da aldılar.
O basın mensuplarından biri de bendim.
Kocaşaban Sucukları işletmecisi Mehmet Kocaşaban tarafından ikram edilen Afyon Pastırması’nı Bakan Kılıç, yine elleriyle herkese yedirdi. Baktı, yedirecek kimse kalmadı, bizi çağırdı ‘Gelin’ diye. Hatta kameraman Serdar Altıntepe arkadaşımız “Ben et yemiyorum” deyince “Bir yerden başlaman gerek” cevabını aldı.
Bu durumda Afyon’un yöresel ürünlerinin tanıtımı için kendimizi feda etmemiz gerekti. Bakan Kılıç’ın elinden pastırma yiyen gazeteciler olarak tarihe geçtik.
***
Bizim tarihe geçmemizde Yerel Haber Ajansı muhabiri Gökhan Kocaarslan’ın da payı büyük elbette. Çünkü Bakan Kılıç ile aramızda gelişen pastırma diyaloğunun fotoğrafını Gökhan arkadaşımız çekti.
***
Ama dediğim gibi, Bakımsız Aday olarak ilimizin tanıtımı için kendimi feda etmek durumunda kaldım. Şimdi bu fotoğraf yayınlandıktan sonra, bu fotoğrafı gören kişiler “Aa, Bakın Kılıç pastırma yedirmiş. Gidelim de Bakın Kılıç’ın yedirdiği pastırmadan alalım” demezler mi?
İlimizin tanıtımında rol aldığım için kendime ne kadar teşekkür etsem az.
Bakımsız Aday’ın bu yöndeki çalışmaları devam edecek.
Her şey, ilimizin tanıtımı için…