20 Şubat 2015 Cuma 02:00:00
Özel halk otobüsleri ile minibüsler arasında anlaşma sağlanıyormuş. Gazeteniz Kocatepe’de okudunuz. 16 milyon liraya el sıkışılmış. Ne güzel, Allah sonunu da hayır etsin.
Hayır etsin ama, özel halk otobüsleri el değiştirdikten sonra ne olacak, onu merak ediyorum. Meselâ, Nisan ya da Haziran ayında yapılacak Afyonkarahisar Belediye Meclisi toplantısında “zam” talebi gündeme gelecek mi? 1 lira 75 kuruş olan mevcut toplu taşıma ücretleri, 2 liraya, 2 buçuk liraya çıkacak mı? Ya da “genel seçimler” düşünülerek, Temmuz ayında mı istenecek zam?
Benimki “sadece” istifham”.
Sözü toplu taşıma ücretlerinden açmışken bir soru daha sormak isterim:
Afyonkarahisar Belediye Meclisi’ne “zam” talebiyle gelen toplu taşıma yükümlüleri, Afyon Kocatepe Üniversitesi öğrencileri Afyonkarahisar’dan gidince neden 1 lira 75 kuruş olan ücretleri 1 liraya, 75 kuruşa düşürürler? Ve neden, üniversite öğrencileri şehre gelince fiyatlar eskisine döner?
Biz hangi açıklamaya inanalım?
“Halkımızı düşünüyoruz. Vatandaşlarımız için her türlü fedakârlığa hazırız”a mı?
“Türkiye’nin en ucuz taşımacalığı Afyon’da. Eve ekmek götüremez duruma geldik. Bu ücretlerle ayakta kalmamız imkansız”a mı?
Elbette özel halk otobüsü firması da, minibüsçüler de para kazanacak. Elbette iki tarafın mal sehipleri ve şoförleri ayakta kalmalı.
Ama gösterişli cümlelere ne gerek var?
“Hesabımızı yaptık, uygun gördük. Üniversiteli öğrencilerin memleketlerine döndükleri zamanki durgunluğu böyle atlatmaya çalışıyoruz” denilse, itiraz mı edeceğiz?
Bir de şu hakkı teslim etmek lâzım: Özel halk otobüsü firmasının Afyonkarahisar’da olması, şehre “zaman”, “durak”, “hız limiti”, “kameralı iç güvenlik” gibi birçok kavram da kazandırdı. Bununla birlikte toplumun bazı kesimlerinin şehiriçi seyahatlerini de yine özel halk otobüsü firmasına borçluyuz.
Bir de Galip Şanlı’yı ayrıca yazmalıyım. Kimin başı sıkışsa Galip Şanlı’ya koştuğu bir gerçek. Galip Şanlı’nın şehre maddi ve manevi katkısı yadırganamayacak vaziyette.
Şimdi bir soru daha:
Özel halk otobüsleri, minibüs esnafı tarafından işletilmeye başlarsa, eski usüllere mi dönülecek; yoksa şehiriçi toplu ulaşımda bir standart yakalanacak mı?
Hayır-hasenat işleri devem mı edecek, yoksa “Biz kimseye yardım etmeyiz” denilecek mi?
Türker Göksel Hoca’nın minibüs esnafına verdiği iki eğitimi takip etmiştim. Türker Göksel Hoca, iki eğitimde de “Bir köye kütüphane kurun” önerisinde bulundu.
Hayır-hesanatı geçtim, bir köye kütüphane kuran minibüs şoförleri görecek miyiz?
Özel halk otobüsleri ile minibüsler arasında anlaşma sağlanıyormuş. Gazeteniz Kocatepe’de okudunuz. 16 milyon liraya el sıkışılmış. Ne güzel, Allah sonunu da hayır etsin.
Hayır etsin ama, özel halk otobüsleri el değiştirdikten sonra ne olacak, onu merak ediyorum. Meselâ, Nisan ya da Haziran ayında yapılacak Afyonkarahisar Belediye Meclisi toplantısında “zam” talebi gündeme gelecek mi? 1 lira 75 kuruş olan mevcut toplu taşıma ücretleri, 2 liraya, 2 buçuk liraya çıkacak mı? Ya da “genel seçimler” düşünülerek, Temmuz ayında mı istenecek zam?
Benimki “sadece” istifham”.
Sözü toplu taşıma ücretlerinden açmışken bir soru daha sormak isterim:
Afyonkarahisar Belediye Meclisi’ne “zam” talebiyle gelen toplu taşıma yükümlüleri, Afyon Kocatepe Üniversitesi öğrencileri Afyonkarahisar’dan gidince neden 1 lira 75 kuruş olan ücretleri 1 liraya, 75 kuruşa düşürürler? Ve neden, üniversite öğrencileri şehre gelince fiyatlar eskisine döner?
Biz hangi açıklamaya inanalım?
“Halkımızı düşünüyoruz. Vatandaşlarımız için her türlü fedakârlığa hazırız”a mı?
“Türkiye’nin en ucuz taşımacalığı Afyon’da. Eve ekmek götüremez duruma geldik. Bu ücretlerle ayakta kalmamız imkansız”a mı?
Elbette özel halk otobüsü firması da, minibüsçüler de para kazanacak. Elbette iki tarafın mal sehipleri ve şoförleri ayakta kalmalı.
Ama gösterişli cümlelere ne gerek var?
“Hesabımızı yaptık, uygun gördük. Üniversiteli öğrencilerin memleketlerine döndükleri zamanki durgunluğu böyle atlatmaya çalışıyoruz” denilse, itiraz mı edeceğiz?
Bir de şu hakkı teslim etmek lâzım: Özel halk otobüsü firmasının Afyonkarahisar’da olması, şehre “zaman”, “durak”, “hız limiti”, “kameralı iç güvenlik” gibi birçok kavram da kazandırdı. Bununla birlikte toplumun bazı kesimlerinin şehiriçi seyahatlerini de yine özel halk otobüsü firmasına borçluyuz.
Bir de Galip Şanlı’yı ayrıca yazmalıyım. Kimin başı sıkışsa Galip Şanlı’ya koştuğu bir gerçek. Galip Şanlı’nın şehre maddi ve manevi katkısı yadırganamayacak vaziyette.
Şimdi bir soru daha:
Özel halk otobüsleri, minibüs esnafı tarafından işletilmeye başlarsa, eski usüllere mi dönülecek; yoksa şehiriçi toplu ulaşımda bir standart yakalanacak mı?
Hayır-hasenat işleri devem mı edecek, yoksa “Biz kimseye yardım etmeyiz” denilecek mi?
Türker Göksel Hoca’nın minibüs esnafına verdiği iki eğitimi takip etmiştim. Türker Göksel Hoca, iki eğitimde de “Bir köye kütüphane kurun” önerisinde bulundu.
Hayır-hesanatı geçtim, bir köye kütüphane kuran minibüs şoförleri görecek miyiz?