Meslek odalarının seçimlerine sayılı günler kaldı. Mevcut başkanlar ve yeni adaylar seçim maratonuna çoktan girdi. Seçim propagandaları son hız devam ediyor...
Meslek odası deyip geçmeyin, ha oda başkanlığı ha milletvekili seçimleri. Siyasetteki tüm teamüller burada da uygulanır çoğunlukla.
Adaylar yaptıklarını ve yapacaklarını anlatır üyelerden oy ister. Vaatler havalarda uçuşur. Genelde kime oy verileceği açıktan söylenmez. Her adaya mavi boncuk dağıtılır.
Ben bu geleneğin dışına çıkmak istiyorum. Üstelik sizi de benim adayıma oy vermeye davet ediyorum.
En başta peşinen yazdım, benim oyum Mahmut Başkan’a. Anlatınca eminim sizde bana hak verip Mahmut başkana oy vereceksiniz.
***
Mahmut başkan kardeş ülke Azerbaycan’ın Hoy kasabasında doğdu.
Hoy kasaba olmasına kasabaydı ama Hoy’lular ilimde, bilimde yıldıza taş atıyordu bir zamanlar.
Yeni müfredattaki şekliyle İlk ve orta öğrenimini doğduğu kasabada tamamladı.
Sonra İlim İran’da da olsa gidip almak lazım diyerek yola koyuldu.
İran’ın ilime, bilime en düşkün hocası Fahreddin’i Razi’yi bulup talebesi oldu.
Uzun yıllar süren başarılı bir tahsil hayatı geçirdi.
Dericilik, dokumacılık, ilahiyat, felsefe ve siyaset birçok alanda mesai harcadı, hem zanaatkâr hem de ilim adamı oldu, ustalık ve profesörlük derecesine kadar yükseldi.
Tahsil hayatı sırasında Bağdat’lı Türkmen Şeyhi Evhadüddin ile tanıştı, Şeyhe tabi oldu, “yolun yolumdur” dedi.
Türkmen Şeyhi Anadolu’ya gelip yerleşme kararı alınca içlerinde kendisi gibi âlimlerin, maharetli ustaların ve dürüst tüccarların, olduğu pek çok kişiyle birlikte Şeyhin arkasından Anadolu’ya Malatya’ya geldi yerleşti.
Çalışkan adamdı. Hiç boş durmadı, hemen bir tabakhane açıp deri işlemeye başladı.
Okul ve iş tamamdı, sıra dünya evine girmeye gelmişti.
Gönlü Şeyhin kızına düştü, usulünce istedi.
Damat adayının sağlam karakterini ve ilmini gören, bilen Şeyh, Kızı Fatma hanımı bizim Mahmut Başkan’a gözü kapalı verdi.
Mahmut Başkan karısının da desteğiyle azimle çalışmaya devam etti, kendisi gibi meziyet ve ahlak sahibi zanaatkârları bir araya getirerek yenilerde Kayseri lisesi yapılan bölgeye ilk sanayi sitesini kurdu, yapılan seçimler sonrası başkan oldu.
Sanayi sitesi dedim ama bildiğiniz siteleri unutun. Tam 32 çeşit mesleğin icra edildiği, bir bölümünde ise eşi Fatma hanımın da içinde olduğu kadınların çalıştığı; halı, kilim dokuduğu, üretilen ürünlerin yurt dışına ithal edildiği süper bir sanayi sitesi kurdu.
Bir süre Kayseri’de çalıştıktan sonra Devlet’ten emir geldi ve çoluk çocuk Konya’ya taşındılar.
Hoy’lu Mahmut bu, teşkilatlanmayı çok iyi biliyordu. Alâeddin tepesi civarında Kayseri’de olduğu gibi bir sanayi sitesi kurdu burada da esnafın ve halkın üstün teveccühü ile başkan seçildi.
Halkın Mahmut Başkan’a olan sevgisi boş yere değildi; asıl mesleği dericilikti ama her işten anlıyordu. Demircilik, bakırcılık, dokuma sanayi hatta iyi bir eczacıydı, yılan panzehiri bile üretip insanlara şifa oluyordu.
Paraya-pula, makama-posta değer vermezdi, O’nun için ahlak ve dürüstlük her şeyin üstündeydi.
Yaptığı her işin hakkını veren Mahmut Başkan esnaf ve zanaatkârlara yaptığı reisliğinde hakkını verdi.
***
Çok disiplinliydi, esnaf ve zanaatkâr arızalı veya kalitesiz bir mal üretse ya da satsa kıyameti koparırdı, gider dükkânını atölyesini mühürler en ağır cezaları bizzat kendi eliyle verirdi.
-Yahu başkan! bunlara ceza verirsen sana düşman kesilirler, bir dahaki seçime sana oy vermezler, diyen güruhu hiç kaleme almazdı.
Sayısız çırak ve usta yetiştirdi. Kendisini çıraklarının sadece ustası değil velisi olarak görür, çırakları bir kusur işlese kendini suçlardı.
Başkanlığında da bu prensibi her üyesine uyguladı, çırakların kusurlarından ustaları mesul tuttu, suç işleyen çırakla birlikte onu yetiştiren ustaya da disiplin cezası verdi.
Onun başkanlığında müşteri velinimetti, hürmette kusur edilmez, müşterinin yanında küfürlü kaba konuşulmaz, alınan iş söz verilen tarihte teslim edilirdi.
Birinci kalite diye ikinci kalite mal satılmaz, toplu taşımada yolcu azarlanmaz, dana sucuğu diye tavuk sucuğu satılmazdı.
Sıkıysa satsınlar, Mahmut başkan gereken cezayı keser dükkânlarını tezgâhlarını kapatır, 5362 Sayılı Kanun, Madde 24/d uyarınca 2 yıl süreyle meslekten men ederdi.
Mahmut kim mi? Tahmin etmişsinizdir zaten ama biraz ipucu vereyim.
Özel günlerde, protokol konuşmalarında sık sık sözü edilir, mikrofonu eline alan, fakat hızını alamayan! O’nun yolundan gittiklerini söyleyen başkanları çok dinlemişsinizdir.
1171-1261 yılları arasında yaşadı. Tam adı; Şeyh Nasirüddün Ebü’l- Hakayık Mahmud Bin Ahmed ya da Mahmud bin Ahmed el- Hoyi. Günümüz Türkçesiyle Hoy’lu Ahmet’in oğlu Mahmut.
Prof. Dr. Mikail BAYRAM onun, Nasreddin Hoca ile aynı kişi olduğunu ispat etmekle geçirdi 84 yıllık uzun ömrünü.
Evet, benim oyum Hoy’lu Ahmet’in oğlu Mahmut Başkana... Namı değer Ahi Evren’e. Oy pusulalarında adı yok belki ama onun yolundan gidenlere…
Hele bir düşünün! Önümüzdeki seçimleri Mahmut Başkan kazansa, her sandıktan Ahi Evren’ler çıksa.
Çıkmaz mı dersiniz? Ahi Evren’in diğer adıyla Nasrettin Hoca’nın inanç ve umuduyla düşünün.
Ya çıkarsa!
