Elif Çaylıoğlu

Yeni Bir Yıl (1447) Başlarken

Elif Çaylıoğlu

Biz Müslümanlar Halife Efendilerimiz Hz. Ömer döneminden beri takvim başlangıcı olarak Rasulullah (SAV) Efendimizin Hicretini esas alırız. Çünkü hicret insanı cennete götürecek bir manadır; doğum, ölüm gibi bir duygusal bir milad değil, üç boyutlu ve daha ileri düşünebilen idrakın başlatıcısıdır. Bu sevinç ve coşkuyla Hicri 1447. yılımızı çok hayrlı, çok kolay, çok güzel, çok bereketli yaşayabilmemiz duasıyla sizlerin yeni yılını ve Muharrem ayını tebrik ediyorum.

Biz Billahi İmanlılar her yeniye (doğuma, ölüme, güne, geceye, yola çıkışa, eve girişe, sofraya oturuşa, sofradan kalkışa, bunlar hep yeni bir aşama, bir yeni başlangıç olduğundan her birine) dua ile başlamayı, dua ile neşelenmeyi, dua ile huzur aramayı, bulmayı ve mutlu olmayı severiz. Neşesi, eğlencesi dua olanlar yani dua/yöneliş halini yitirmeden eğlenen ve neşelenenler yeni yıla girerken de dua ile girmeyi severler. Yeni yılın ilk on gününde yapılması önerilen bir duayı bu vesileyle paylaşalım: 

“Elhamdülillah ala külli hal… Allahümme salli ala seyyidinâ muhammed ve âlihi ve sahbihi ve sellem… Allâhümme ente’l-ebediyyü’l-kadîm, el-hayyül keriym, el-hannanül Mennan. Hazihi senetün cediydetün es’elüke fiyhe’l-‘ısmete mine’ş-şeytânir raciym ve’l-‘avne ‘alâ hâzihi’n-nefsi’l-emmâreti bi’s-sûi ve’l-iştiğâli bi-mâ yukarribunî ileyke yâ zê’l-celâli ve’l-ikrâm… Ve sallâ’llâhu ‘alâ muhammedini ’n-nebiyyi’l-ümmiyyi ve ‘alâ âlihi ve ashâbihi’t- tayyibîne’t- tâhirine ve’l-hamdü li’llâhi rabbi’l-‘âlemîn.”

Hamd her daim Allah’a aittir… Allahım, Rasulullah Efendimiz Muhammed (sa)'e âline ve ashabına salât ve selâm eyle. Allahım, sen evveli ve sonu olmayan, sınırı olmayan can ve hayatsın, kerimsin, Hannan ve Mennan’sın. Öncesi sonrası ve sınırı olmayan, yarattıklarını kendinde yaratan VARlığın hürmetine, bu yeni senede bizi uzaklaştırılmışlıkla yaşayan şeytanı raciymdenvkorumanı, daima dunihi algıyla yaşamayı öneren, emreden nefs-i emmareye (nefsin şerrine) karşı bize yardım eylemeni istiyoruz, ey Celâl ve İkram Sahibi. Sana yaklaştıracak meşguliyetlerde bize yardım eyle. Ümmî Nebî Rasulullah (sa)’e, O’nun pak âline ve ashabına salât ve selâm eyle. Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur (amin).

Hicret sıradan bir göç, bir yer değişikliği değildir; yeni bir devrin (yeni bir idrakın, yeni bir hayatın) başlangıcıdır. Bu bakışla Hz. Ömer (ra)’in döneminde, Efendimiz (sa)'in Hicreti'nin gerçekleştiği gün, Hz. Ali (ra)’nin teklifiyle takvimimizin başlangıcı sayılmış, Hicret'le başlayan yıl hesaplaması Müslümanlarca kullanılmaya başlanmış, kameri 1 Muharrem yeni yılın ilk günü kabul edilmiştir. Muharrem ayında Rasul ve Nebilerin bazı hadiseler yaşadıukları bilinir; Hz. Yunus (as)'ın balığın karnına düşüşü, Hz. Âdem (as)'ın bağışlanması, Hz. Nuh (as)'ın tufanı bunlardan bazılarıdır.

Rasul ve nebilerin yaşadıkları hadiseler bizim de dünyamıza ışık tutar, bu sebeple de önemlidir. Mesela, Hz. Âdem'in “Rabbim nefsime zulmedenlerden oldum, beni affet.” demesi, Hz. Yunus’un balığın karnında “La ilahe illa ente, sübhaneke, inni kuntu minez zalimin.” duasıyla, müstakilen var ve muhtar iddiasıyla verdiği hükmü fark ettikten sonra Rabbimize sığınışı bize bu dünyada yol göstermek için birer reçetedir. Bu hadiselerin hepsinin Muharrem ayı içerisinde olmasından dolayı, Muharrem Ayı Duası'nda biz şeytandan, şeytanın dostlarından ve nefs-i emmareden korunmayı ve Rabbimize bizi yaklaştıracak halleri yaşamak için yine Rabbimize sığınmayı öğreniyoruz. Görüyoruz ki, aslında Rasul ve Nebilerin de yaşadıkları hadiselerde Rabbimize sığınış sebepleri şu üç madde üzerinedir:

1) Şeytandan (şeytanlık patronaj sisteminden) korunmak: 

Şeytanın düşmanımız olduğunu ayetler ve hadisler nedeniyle çok net biliriz. Şeytanı elle tutup gözle göremediğimizi söylesek de Şeytanlık Patronaj Sisteminin sağladığı hâkimiyetten sonra çıkan fiiller elle tutulup gözle görünür hale gelir, şeytanlık somutlaşır (Yılmaz Dündar, Şeytanın Avukatı). Evde, işte, okulda, trafikte, hayatın tümünde yaşanan didişmeler, öfkeler ve onların kavgaya dönüşmesi bu duruma örnektir. Bu yüzden, şeytanı görmek isteyen öfkelendiğinde aynaya baksın denilmiştir. Şeytanın tek silahı, inananların sadrına vereceği vesvesedir. Bu vesveseyle başlayan ilk şey uzaklık, Allah’tan ayrılık, Allah’ı unutma yani gaflet halidir ki, bu sebeple Hz. Âdem (as) yıllarca göz yaşlarıyla “Rabbena zalemna enfusena ve in lem tağfirlena ve terhamna le nekunenne minel hasirin” duası ile Rabbine sığınmış ve nesline (bize) bu çok özel çok güzel duayı öğretmiştir.

2) Nefs-i emmareden (nefsin şerrinden) sığınmak:

Nefs-i emmare kendini müstakilen var ve muhtar zanneden ilahlık hissiyatlı nefstir. Oysa gerçek şudur ki; “Müstakilen var ve muhtar olan ancak Allah’tır. Başka müstakilen var ve muhtar iddiaları yalandır, iftiradır, batıldır ve yok hükmündedir.” Bu şahadeti örten, esfele safiliyn yapıdan ve dunihi algıdan kurtulma mücadelesi yapamayan nefs nefs-i emmaredir. "Müstakil güç, hüküm ve mülk sahibi” olma iddiası içinde yaşar. Kendisi şeytanlık algısında olduğundan şeytanın verdiği vesveseyle beslenir, vesveseyi bu yüzden görmez. Vesvese hallerini, bu nefs ile yaşayan insanın kendinde fark etmesi bu sebeple zordur. Allah’a ve razılığına talipsek çok dikkat etmeli ve yaşarken kendimize müstakillik atfedip ilahlık hissiyatına büründüğümüz her hali aramalı bulmalı yakalamalıyız. Bu mücadele için çok gerekli olan, Hz. Yunus (as)’ın nefsin şerrinden kurtulmak isteyenlere öğrettiği "La ilahe illa ente, sübhaneke, inniy küntü minez zalimiyn." duasını da yeni yılda kendimize yol arkadaşı edinmek çok ama çok güzel olur. 

3) Bu sığınışlardan sonra şahadet üzere bir idrak ve yaşantı için “Allah’ım sana yaklaştıracak işlerde olmamı dile lütfen, senden bunu istiyorum (âmin).” diyoruz. Çünkü bu hal ancak Allah desteği ile mümkün. Aslında bu dua ile “Amentü Billahi” kabulünün bizde idrak ve yaşayış haline gelmesini istiyoruz, “Amilüs salihati” hayat tarzı için Rabbimizden destek, yardım, emir bekliyoruz. Salih amelin kolaylaştırılması bir lütuftur. 

Meslek seçimlerinde dikkat ettiğimiz şey yeteneğimize uygun alan olmasıdır; yetenek o işin bize Allah tarafından kolaylaştırılmış olmasıdır. Yetenekleri doğrultusunda bir meşguliyette olana yaptığı iş saatlerce uğraşsa bile zor gelmez. Bu kolaylaştırmanın Billahi Anlamda İmanlılar için Rabbimizin bizden istediği salih amel hayat tarzı için olması önemlidir, bu ne güzel bir haldir. Billahi imanlı bir kulun evinde eşi ve çocuklarına çok empatik, çok arkadaşça, çok yardımcı olarak yaşamaya çalışması, yardıma ihtiyacı olan birine koşması, yetimin başını okşaması, kısaca Allah için yaşamanın ona çok kolaylaştırılması, Rabbimizin en güzel lütuflarındandır.

Allahım, Muharrem ayını ve yeni yılımızı lütfundan desteklediğin, razı olduğun hayrlı kolay ve güzel bir ikram eyle bizlere, (âmin)…

Yazarın Diğer Yazıları