Veysel Avşar
Çocukluğumdan beri çevremde belli başlı insanlardan duyduğum bir söz vardır:
Genellikle de hali vakti yerinde olan, kendini seven, malı ile övünen fakat övünmez gibi görünen insanların ağzından çok duyduğum bir söz!
Adama soruyorlar, bu ev senin mi, bu araba senin mi, tarla senin mi… Falan filan…
Cevap çok güzel lakin çoğu bendeki intibası ile yalandan söylenmiş ve asıl düşünceyi baskılama eğiliminde: “Biz emanetçisiyiz.”
Evet, sen ister kalben söyle ister yalandan söyle hiç fark etmez! Sen veya ben hepimiz bu âlemden gelip geçen birer seyyahtan öte değiliz. Hepimiz bir ağaç gölgesinde bir nefeslik eğlencenin dinlenmenin hali üzerindeyiz. Âşık Veysel’in dediği gibi “Uzun ince bir yoldayız/ Gidiyoruz gündüz gece…” İşte dünya bir uzun yol ve bu yolda yürürken yola zarar mı veriyoruz yoksa üzerindeki dikeni, taşı temizleyip bizden sonra geçecek olanlara yolu mu güzelleştiriyoruz? Yolda bulduğumuz ne varsa benim olsun düşüncesiyle bir hırsın içine mi düştük yoksa bana yeten herkese yeter diyebilecek kadar hakkaniyet içinde miyiz? Bu yüce gönüllülük falan da değil öyle, kimse kusura bakmasın.
Herkes çok çalışabilir lakin herkes çok şeye sahip olamayabilir. Herkes çok emek harcar ama emek ile görünür karşılık eşdeğer olmayabilir. Nasibin kadarsın fazlası değil. Elindeki hiçbir şey senin iradenle olmuş da değil. Düşün ki bu dünyadan gelip geçmeyi arzu eden veya programlayan sen de değildin. Hangimiz, haydi ben bir doğayım da dünyada şöyle yaşayayım, böyle yaşayayım diye bir plan dâhilinde buraya geldik? İnsan olmak, ağaç olmak, altın olmak hangimizin seçimiydi?
Taşıdığımız emanetin hakkını veren olmak bize düşen en güzel görev. İnsan olmak ve düşünmek ne hoş bir emanettir. Sana verileni bir emanet hassasiyeti ile taşımak ne hoş, geleceğin emanetine gözü gibi bakmak be hoş.
Peki emanet nedir? Hani bizim çocukluğumuzda böyle değildik, eskiden her şey çok güzeldi diye iç çektiğimiz her şey tükettiğimiz emanetler! Demek ki emanete sahip çıkamamış, hakkını koruyamamış, bugün onları arar olmuşuz. Bu kimin eksikliği, kimin kabahati? Gençleri eleştirmek, zamana hakaret etmek kolay. Tüketilen emanetin emanetçisi olanlar biz değil miydik?
