Misafir Kalem

Şuhut'tan Kocatepe'ye Giden Zafer Yolu Yürüyüşü Projesinin Amacı ve Gerçekleştirilme Süreci-1

Misafir Kalem

Bu yazımda, Şuhut ilçesinin Çakırözü köyünden başlayıp sabaha karşı Kocatepe’de son bulan ve aradan geçen 15 yıl içerisinde gelenekselleşen Zafer Yolu Yürüyüşü Projesinin hayata geçiş sürecinden söz etmek istiyorum. Dolayısıyla bu yürüyüşün amacından ve alt yapısını oluşturan çalışmalardan söz ederek giriş yapmak yerinde olacaktır. Projenin başlangıç noktası ve aynı zamanda önemli bir unsuru olan Şuhut Atatürk Evi’nin öyküsü ayrı bir yazı konusu olarak ele alınmıştır. Bu yazıda da projeyle ilgisi oranında Şuhut Atatürk Evi’ne ve Gazi Paşa Çeşmesi’ne zaman zaman değinilmiştir.

Afyon (Karahisar)’da valilik görevine 14 Şubat 2003 tarihinde başladıktan sonraki günlerde, Şuhut ilçesine gelişimin esas nedeni, 1999 yılında Kültür Bakanlığınca kamulaştırıldığı halde hiçbir çalışma yapılmayarak olduğu gibi bırakılan ve giderek yıkılacak hale gelmiş olan Hacıvelioğlu Konağı’nı görmekti. Daha sonraki zaman dilimi içinde Şuhut Atatürk Kültür ve Sanat Evi (Atatürk Evi) olarak projelendirilen Hacıvelioğlu Konağı’yla ilgili yerel basında çıkan olumsuz haberler üzerine, bu metruk yapıyla ilgili olarak Kültür Bakanlığı nezdinde gerekli görüşme ve girişimleri yaptım. Daha sonra da basında sürekli olarak çıkan haberlerin mahiyetini anlamak ve sorunu yerinde incelemek üzere Şuhut’a gittim.

Çökme aşamasına gelmiş olan Konağı gezdikten sonra, Dedem Uzun Çapan’dan, çocukluk yıllarında dinlediğim askerlik anılarından belleğimde kalan eski bir camiyi görmek istedim. Dedem, Büyük Taarruz öncesi İsmet İnönü’nün Kurmay Başkanı Asım Gündüz’ün emrinde muhafız er olarak askerlik görevini yapmıştı. Dolayısıyla askerlik anılarını anlatırken, Büyük Taarruz öncesi ileri karakol konumunda olan Şuhut’a geldiklerinde içinde geceledikleri camiden de söz ederdi. Çocukluk anılarımda yer edinen bu caminin hangisi olduğunu merak ettim. Beraberimde bulunanlara, “Bu caminin hangisi ve nerede olabileceğini” sordum. Camilerin tarihi geçmişini dikkate alan Kaymakam İhsan Kara ve diğer yerel yetkililer, “Şuhut Ulu Cami olabileceğini” söylediler. Camiyi görmeye gittik. Camiyi gördürdükten ve incelemeyi bitirdikten sonra vilayete dönmeyi düşündüğüm sırada, Valilik makam şoförü Ali İhsan Şahin, “Ordumuzun Kocatepe’ye hareket etmeden önce konuşlandığı yer olan ‘Çadırlı Ordugâh’ı görmek ister misiniz?” diye sordu. Böyle bir yeri ilk kez duyuyordum. “İyi olur” dedim. Bu öneri üzerine “Çadırlı Ordugâh” adıyla anılan yere gittik. Araziyi enine boyuna gezdikten sonra, hazır gelmişken yakınlarda bulunan ve Kocatepe yamaçlarındaki Çakırözü köyünü de ziyaret etmek istedim. Köy meydanında bir süre oturup köylülerle sohbet ettikten sonra, “Köyden Kocatepe’ye çıkılıp çıkılmayacağını” sordum. “Beş yüz metre daha araçla gidilebilse de daha ileriye gidilemez” yanıtını aldım. O anda ne düşündüm, bilmiyorum ama bu durum bir sorun olarak belleğimde ilk kez bu şekilde yer etmiş oldu.

İlçeden ayrıldıktan sonraki günlerde, Çakırözü köyünden Kocatepe’ye giden patika yolun araçlarla gidilebilecek standart bir yol olarak açılıp açılamayacağını, dolayısıyla Şuhut Atatürk Evi ile Kocatepe arasındaki irtibatın karayolu standardında sağlanıp sağlanamayacağını araştırmaya başladım. İldeki uzmanların görüşlerini aldım. Açılması düşünülen yol, tarihi ve doğal sit alanı içinden geçtiğinden öncelikle yolun geçiş güzergâhıyla ilgili bir proje hazırlanıp Eskişehir Koruma Kurulundan izin alınması gerekiyordu. Ayrıca bu yol açma işi ani bir gelişme sonunda gündeme geldiği için 2003 yılı bütçesinde ödenek de bulunmuyordu. Bu nedenle Kocatepe yolunun açılması işini bir sonraki yılda değerlendirmek üzere erteledik.

Öncelikli proje “Şuhut Atatürk Evi” olduğu için, 2003 yılı çalışma programı içerisinde bu işe ağırlık verildi. Valilikçe, Şuhut Köylerine Hizmet Götürme Birliği’ne aktarılan ödenek ve ilden sağlanan teknik personel desteğiyle 2003-2004 yıllarında Şuhut Atatürk Evi, 2005-2006 yıllarında da Zafer Yolu projeleri ‘emanet usulüyle’ araya yüklenici girmeksizin gerçekleştirildi. Konak restorasyonu Kaymakam İhsan Kara tarafından, diğer işlerin tamamı da daha sonra göreve gelen Kaymakam Bilal Şentürk’ün yetki ve sorumluluğunda gerçekleştirildi.

Zafer Yolu’nun açılmasının arka planını kısaca böyle ortaya koyduktan sonra, sıra 2005 yılının 25 Ağustos’unu 26 Ağustos’a bağlayan gecesinde, 00.30’da başlatılan ve gelenekselleşen “Zafer Yolu Yürüyüşü”nün amacına, projenin önemine ve geleceğine ilişkin görüş ve düşüncelerin açıklanmasına gelmiş oldu. Öncelikle projeye esin kaynağı olan Büyük Taarruz öncesi genel duruma ve bu çerçevede Şuhut’a kısaca göz atalım.

Büyük Taarruz öncesinde Akşehir’de konuşlandırılmış bulunan Kuvayımilliye Karargâhı, 24 Ağustos’ta bu kasabaya nakledilmiş ve 26 Ağustos’ta Kocatepe’ye taşınmıştı. Bu günlerle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, 1927 yılında TBMM’deki söylevinde şöyle demektedir:

“24 Ağustos 1922’de karargâhımızı, Akşehir’den taarruz cephesi gerisindeki Şuhut Kasabası’na getirdik. 25 Ağustos 1922 sabahı da Şuhut’tan savaşı idare ettiğimiz Kocatepe’nin güneybatısındaki Çadırlı Ordugâh’a naklettik. 26 Ağustos sabahı Kocatepe’de hazır bulunuyorduk. Sabah 05.30’da topçu ateşimizle taarruz başladı.”

Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere o tarihteki Şuhut Kasabası ve halkı, Afyonkarahisar topraklarının önemli bir kısmı Yunan işgali altındayken, Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordularına, Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa ve maiyetine ev sahipliği yapmıştı. Dolayısıyla Şuhut, Büyük Taarruz’dan önceki son duraktı ve Kurtuluş Savaşı’nda önemli bir role sahipti.

Mustafa Kemal Paşa’nın, gece 00.30’da Kocatepe’ye çıkmadan önce konuk edildiği ve son kez araziyi gösteren haritaları incelediği Hacıvelioğlu Konağı, onu konuk eden 7 evden birisidir. Bu özelliği nedeniyle harap olmuş yapının tümüyle yıkılmasını önlemek ve Cumhuriyetimizin 80. yılı münasebetiyle Valilikçe, kültürel amaçlı kullanım karşılığında restore edilmek üzere Kültür Bakanlığından devir alındı. Kullanım hakkı İl Özel İdaresine devredilen Konağın restorasyonu, daha önce de değinildiği üzere Şuhut İlçesi Köylerine Hizmet Götürme Birliğine İl Özel İdaresi bütçesinden aktarılan ödeneklerle 2003 yılı içerisinde tamamlandı.

Tarihi konakların tefrişi konusunda uzman olan Şefika Gören’in yaptığı fahri danışmanlık esas alınarak bilimsel ölçütlere göre konağın tefrişi yapıldı. Konağın özgün bir biçimde tefrişinde görev alan İl Kültür Müdür Yardımcısı Nermin Avşar ile Kaymakam Bilal Şentürk’ün özenli ve özverili çalışmaları her türlü takdirin üzerindedir. Yine bu yapının ahşap işlerini aslına uygun restore ettiren Afyonkarahisar Teknik Meslek Lisesi Müdürü Erol Avcıoğlu da başarılı bir ekip çalışmasını yürütmüştür.

Aradan 15 yıl geçmiş olmasına rağmen, ilk durumunu ve cazibesini koruyan bu tefrişle uyumlu olmayan bazı malzemelerin eklendiği görülmektedir. Mustafa Kemal Paşa’nın kaldığı odada bulunan ve 1922 yılında mevcut olmayan araç-gerecin kaldırılması yerinde olacaktır. Bu gereksiz malzemeler (telefon, büst vb.) dikkate alınmaz ise özenle yapılan düzenleme ve tefriş büyük beğeni toplamaktadır. Bu beğeni durumunu internet üzerinden yapılan yorumlardan izlemek mümkündür.

Konağın tarihiyle bütünleşen Kuvây-ı Milliye Panoraması tabloları, güzel sanatlar alanında kompetan üniversite olan Mimar Sinan Üniversitesi Rektörlüğü ile yapılan görüşmeler sonucunda, uygun sayılabilecek bir ücretle sipariş edildi ve Prof. Dr. Aydın Ayan atölyesinde yapıldı. O yıllarda Rektör Yardımcısı da olan Aydın Ayan, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Rahmi Aksungur ve atölyede görev alan öğretim üyeleri Şuhut’a gelerek inceleme yaptılar. Karşılıklı görüşmelerle belirlenen tabloların yerleştirileceği mekân ve yapılacak tabloların sayısı bu ziyaret sonrası belirlendi. Böylece üç aşamalı bir çalışma sonunda Atatürk Evi projesi tamamlandı.

Bu çalışmalar sürdürülürken 2006 yılının Atatürk’ün 125. doğum yılı olduğu göz önünde bulundurularak, onun adına Kocatepe Yolu üzerinde “Gazi Mustafa Kemal Paşa Anıt Çeşmesi” yapılması planlandı. Hazırlanan proje 2006 yılı Temmuz ayı itibariyle tamamlandı. Projesindeki resmi adı “Gazi Paşa Çeşmesi” olsa da sonraki yıllarda halkımız bu çeşmeyi “Atatürk Çeşmesi” olarak adlandırdı. Bu da güzel bir seçimdi.

Anıt çeşmenin üzerinde yer alan kadın ve kağnı figürü, Kurtuluş Savaşı’nın simgelerindendir. Millî Mücadele’yi anlatan şiir Afyonkarahisarlı şair Osman Attilâ’ya aittir. Çeşmenin ustası ve işçileri de bu şehrin insanlarıdır. Ayrıca çeşmede kullanılan doğal taş ile dikilen çınar ağacı da yöreseldir. Uygulanan projeye Afyonkarahisar dışından katılan tek kişi, projenin sahibi ve uygulayıcısı Mimar Turan Ertuğrul’dur. Turan Ertuğrul, 2003-2007 yılları arasında Afyonkarahisar’da bulunan birçok tarihi ve kültürel varlıkların restorasyonlarında emeği olan bir isimdir.

Zafer Yolu’nun açılmasıyla ilgili fiziki çalışmalara dönecek olursak: Şuhut’tan Kocatepe’ye ulaşımı sağlayan 19 km’lik bu yolun dağlık kesime isabet eden 13 kilometrelik ilk kısmı, 2005 yılında Afyonkarahisar İl Özel İdaresinin ödenek, araç ve personeli kullanılarak stabilize yol olarak hizmete açıldı. Asfaltlama işi ise 2006 yılının Temmuz ayında yapılarak hizmete sunuldu. Kuşkusuz ki yol iyileştirme ve çevre düzenleme çalışmaları daha sonraki yıllarda da devam etti. Geçen zaman içinde daha da kaliteli ve standart bir yapıya kavuştu. Örnek vermek gerekirse, Veysel Eroğlu’nun Çevre ve Orman Bakanlığı döneminde çevre düzenlemeleri yapıldı ve sıcak asfalt dökülerek standart hale getirildi.

Üç projenin tamamı için yaklaşık olarak 3 yıldan fazla bir zaman ve bu yıllarda güncellenen yeni para birimiyle rayiç değerler üzerinden 3,5 milyon YTL civarında kaynak harcanmıştır. Harcamaların tamamı yerel yönetim bütçesinden, yani Afyonkarahisar İl Özel İdaresi bütçesinden karşılanmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları