Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
İrfan Ünver NASRATTINOĞLU

130.Doğum Yıldönümünde Âşık Veysel’i Anarken

Türk halk şiirinin bin yıllık tarihimiz içerisinde, önemli bir yeri vardır. Orta Asya’da Hakanın, Anadolu’da Padişahın yanında yer alan ozanların, toplumun olumlu yönde etkilenmesi ve ordunun da moral kazanması yolunda önemli işlevleri olmuştur.

Ancak divan şiirinin öne çıkması, sonradan âşık adını alan ozanların hor görülüp önemsenmemesi, halk şiirinin gerilemesine neden olmuştur. Bu durum, âşıklık geleneğinin yavaş yavaş ortadan kalkmasını, toplumu yönlendirici, etkileyici ozanların yetişmemesine yol açmıştır.

Yüce Atatürk’ün önderliğiyle gerçekleştirilen ulusal kurtuluş savaşı ve elde edilen zaferin ardından, Cumhuriyetin kurulması, Türk ulusuna, kaybettiği birçok özellikleri gibi, halk şiirini de, geleneğini de yeniden kazandırmıştır.

Önce, ozanlarımız savaş, zafer ve Atatürk için deyişler söylemeye başlamışlar, daha sonra da Atatürk ilkelerini ve devrimlerini dize dize, destan destan halka sevdirmişler, yaymışlardır. O kadar ki aydınlarımızdan, okumuş yazmışlardan daha önce Atatürk’ü ozanlar anlamışlar ve deyişleriyle halka anlatmışlardır. Çünkü ozanlar, halkın düşünen beyni, konuşan dili ve göğsünde atan yüreğidir.

Cumhuriyet, halk şiirine yeniden kişilik kazandırmıştır ama, geleneğin yaşatılması yolundaki en ciddi ve gerçek adım, 5 Kasım 1931 tarihinde Sivas’ta atılmıştır. O tarihte Sivas Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapmakta olan Ahmet Kutsi Tecer büyük bir çalışma ve özveriyle düzenlenmesini sağladığı Sivas Âşıklar Bayramı, bir dönüm noktası olmuş ve bu tarihten sonra yavaş yavaş, ama geleneğe yeni boyutlar da katılan gelişme görülmüştür.

Elinde sazıyla bu bayrama katılan Veysel, âşıklara tutkun, geleneğe vurgun olan halkımız tarafından tanınmış, sevilmiş ve ünü günümüze kadar gelmiştir.

Burada vurgulamak isterim ki, Âşık Veysel, ne âşıklık geleneğimizin son halkası ve ne de şişirilmiş bir balondur. Veysel tarihimiz içerisinde yer alan binlerce ozandan sadece biridir  ve Dünya durdukça, ulusumuz, daha nice Veysel’ler yetiştirecektir. Ama bilinen gerçek odur ki Veysel, son iki yüzyıl içinde en ünlü ozanımızdır ve çağa damgasını vurmuştur.

Sivas’taki Âşıklar Bayramı’ndan sonra, Veysel çok popüler olmuş ve Yurdumuzun her yerinden davetler alarak, oralara gitmiş, duygu ve düşüncelerini dizeler halinde şiirleştirip, okumuştur.

O tarihlerde, özellikle gençlerimiz sağ-sol, Türk-Kürt, Alevi-Sünni gibi, ayrımcı akımlara kapılmış gidiyorlardı. Veysel sık sık bu konulara değgin deyişler söylüyor, türküler çığırıyordu.

 

Bu nasıl kavgalar çirkin dövüşler

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

Yolumuza engel olur bu işler

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

 

Birleşiriz bir bayrağın altında

Biz Türklerin ikilik yok aslında

Yanar tutuşuruz vatan aşkında

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

………………………………..

Söyler Veysel sözlerinden vazgeçmez

Bulanık çeşmeden kimse su içmez

Kanadı olmasa kuşlar da uçmaz

Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

Dizeleriyle, farkında olan ve olmayan tüm vatandaşlara uyarıda bulunan Veysel, sözün özünü ve doğrusunu aktarmaktadır.

Kürt’ü Türk’ü ve Çerkes’i

Hep Ademin oğlu kızı

Beraberce şehit gazi

Yanlış var mı ve neresi?

Derken milli duygularıyla yanlış yapan insanlarımızı;

Kur’an’a bak, İncile bak

Dört kitabın dördü de Hak

Hakir görüp ırk ayırmak

Hakikatte yüz karası

Derken, dini inançlarını yanlış yorumlayanları;

Yezit nedir, ne kızılbaş

Değil miyiz hep bir kardaş

Bizi yakar bizim ataş

Söndürmektir tek çaresi

Gibi dizeleriyle, gerçek duygu, düşünce ve yorumlarını yazıyordu.

Kuşkusuz onun böylesi tüm şiirleri, halkımız üzerinde etkili oluyor ve Veysel sevgisi dalga dalga yurda yayılıyor ve bu sevgi, adeta aşka dönüşüyordu.

***

25-26 Mayıs 2016 tarihlerinde, Sivas Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Sivas’ta “Ölümünün 37.Yılında Halkbilimci Vehbi Cem Aşkun Sempozyumu”  düzenledi.   Kültür ve Turizm Müdürü dostum Kadir Pürlü’nün çok değerli ilgileriyle katılıp, mükemmel bir de Sivas seyahati yapmama neden olan bu sempozyumun açılışında bir protokol konuşması yaptım. Sempozyum çalışmalarının sonundaki panelde de değerlendirme konuşmasında bulundum.

Bu seyahatimde, Sivas merkezindeki bazı önemli mekânları gezip gördüğüm gibi; sempozyum üyelerinin topluca katıldıkları bir tura da iştirak ettim. Bu turda Şarkışla, Gemerek, Sızır Şelalesi ve Şarkışla Göletini de görme imkânını buldum.

Özellikle, yıllardır, çok arzu etmeme rağmen bir türlü göremediğim, Şarkışla’yı ve bu ilçeye bağlı Âşık Veysel’in doğduğu Sivrialan (Aşık Veysel)  köyüne de giderek, onun ev müzesini ziyaret ettim. Ekli fotoğrafta da görüleceği gibi, Merhum Âşıkla sanki yan-yana oturup, onun verdiği bir resitali izler gibiydim!…

***

Zaman zaman Veysel’le ilgili yazılarımızı, çeşitli dergi ve gazetelerde yayımladık. Sempozyum ve konferanslarda onunla ilgili konuşmalar yaptık. Ayrıca Büyük ozanımızın ölümünün 8. Yıldönümü olan 1981 yılında, Âşık Veysel adıyla küçük bir kitapçık yayımladık. Kırk yıl Başkanlığını yaptığımız Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu olarak, Kurumun 9. Kitabı olarak, 1983 yılında, Hayrettin İvgin’le birlikte hazırladığımız “Âşık Veysel’e Deyişler” adıyla bir güldeste yayımladık. Bu güldestede, 70 Şair ve Ozanın Âşık Veysel için yazdıkları şiirlere yer verdik.

Aşık Veysel Şatıroğlu’nun doğumunun 130.yıldönümü münasebetiyle, Âşıkça Dergimizin hazırladığı, özel sayıda kuşkusuz onun yaşamı ile ilgili her şey yazılacak, şiirleri irdelenecektir. Bu nedenle ben bu konulara girmeyeceğim. Şunu da demek isterim ki, ben Veysel ile ilgili kitapların tamamını gördüm ve okudum. Vefatından sonra yazılan yazıları da, satır altlarını çize çize okuyup notlar aldım. Bu notlardan kısa kısa örnekler sunmak isterim…

 

İsmet Zeki EYÜBOĞLU

“Veysel’de toprak sevgisi, insan acısı, yaşama sevinci, insanlar arasındaki kardeşlik duygusu, barış özlemi, şiirin özünü kuran ilkelerdir.  Onun şiirinde konu insanla, insanın çevresiyle, yaşadığı ortamla ilgili olaylar, ilişkilerdir. Halk diliyle yazdığı için ona halk ozanı deniliyor. Oysa işlediği konular çağdaş şiirin, günümüz şiir anlayışının süzgecinden geçen, bütün devrimci, yeniliksever ozanların benimsediği konulardır. Bu bakımdan Veysel, köyde halk şiiriyle öteki şiiri birleştiren, aradaki konu birliğini, bütünlüğünü sürdüren, bunu başaran bir şiir ustasıdır.. Onda şiir bir yaşama kuralıdır. Şiirle yaşar, şiirle sarmaş dolaş olur, şiirle konuşur, şiirle söyleşir.”

 

Adnan BİNYAZAR

“Halk şiiri Veysel’in dilinde bir doğallık kazanıyordu. Yunus gibi, Karacaoğlan gibi, Pir Sultan gibi şiirler söylüyordu, Veysel. Hatta bir tek şiirinde bile bu ozanların tümü gibi söylüyordu. Eskinin bir yorumuydu Veysel’in şiiri. Halk katında bunun için saygınlık kazanıyordu. Öyle ki, aydınlar hatta bürokratlar, Türk toplumsal şiirini temellendirmek için Veysel’in şiir dünyasına eğiliyordu.”

 

Ümit KAFTANCIOĞLU

“Veysel’i bu toprak, Veysel’i bu ulus, Veysel’i hepimiz, bütün dünya anacak, hatırlayacaktır. Hiç kuşku yok ki en çok da köy halkı, çiftçi, rençber hatırlayacaktır, onu.”

 

Selmi ANDAK

“Âşık Veysel, kendi kendini yetiştiren, bir deha idi diyebiliriz. Halk sanatının durmadan yaratıcı bir dehası. Öylesine bir deha ki bilgi dağarcığını doğadan, içinde bulunduğu çevreden, toprağından ve insanlarından ve yaşantısından esinler alan ve duygularını türkülerle veren bir yaratıcı.”

 

Prof.Dr.Faruk K.TİMURTAŞ

“Bir halk şairi olarak Âşık Veysel halkın dilini, yani yaşayan Türkçe’yi kullanmıştır.”

 

Orhan Şaik GÖKYAY

“O, aydınları halka götüren yolun üzerindeki köprüyü kuran şairdir.”

 

Ahmet KABAKLI

“Sağca, solca, devletçe, milletçe, halkça, aydınca üzerinde birleştiğimiz son kıymetlerden birisi idi. Kendi tarzında da  yüzyılların bir devam geleneği eli öpülecek usta idi, ağırlık idi. Yirminci asırda halk şiirinin var olabildiğini ve o kadar büyük ustalara rağmen yeni şeyler söyleyebileceğini Veysel ispatlamıştır.”

 

Rüştü ŞARDAĞ:

“Şatıroğlu’nun tutumu ise daha bir başkadır ve kimseye benzemezlik içindedir. O, yalnız aydını halka getirenler arasında değildir. Yunus Emre’den sonra halkı aydına getirenlerin en yücesidir.”

 

Doç.(Prof)Dr. Saim SAKAOĞLU

“O, Atatürk’ün ve inkılâplarının da en kararlı bir takipçisidir.”

 

Cemalettin ÜNLÜ

“Veysel’in sağlam bir yanı da Anadolu halkını okumaya, aydınlanmaya, Atatürk devrimlerine sarılmaya durmadan çağrıda bulunmasıdır.”

 

Emin ÖZDEMİR

“Veysel’in tek yönlü bir ozan olmadığı, duyarlılığının çağdaş bir yapı taşıdığı söylenebilir.

 

Vecihi TİMUROĞLU

“Veysel eski biçimde yeni özü bulan adamdır. Müspet kayanın en halkçı dünya görüşünü yaratır. Eğitimsiz halkın tek sıkıntısını dile getirir.”

 

M.Sunullah ARISOY

“Veysel yalnız toprak şiirini, Sazıma Şiirini, daha sayılabilecek birkaç şiirini yazıp da sussaydı bile, geleceğe kalabilecek güçlü bir ozan niteliğini kazanabilirdi.”

 

Zühtü BAYAR

“Veysel’e karşı duyulan sevgi, gerçekte büyük halk kitlelerine vurmayı başarmış özgün bir sanatçıya karşı duyulan ve sanatçılarımız tarafından çoktandır özlenen bir saygıyı yansıtması bakımından da ilginçtir.”

 

Fikret OTYAM

“Kolay gelmez böyle kişiler, kolay yetişmez, dal budak salmaz, kolay yüceleşmez böyle kişiler, gidim gidim olur, bu.”

 

Afşar TİMUÇİN

“Âşık Veysel elbette silinmeye yüz tutmuş olan halk şiir geleneğimizin en ilgi çekici ustasıdır.”

 

Özcan SEYHAN

“Yurt kültürünü ve halk şiirini tam anlamıyla temsil eden Âşık Veysel Şatıroğlu gönüllerimize yerleşmiş ölümsüz bir saz şairi idi.”

 

Süleyman ARISOY

“Veysel bu zincirin son halkası değildir. Belki bu zincirin parlak halkalarından biridir.”

 

Yavuz Bülent BAKİLER

“Âşık Veysel yeni halk edebiyatımızın kökü mazide olan bir aşılmaz temsilcisiydi.”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER