Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Lokman Özkul
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

İkiyüzlü Dünya

Batı dünyası ve dünyanın diğer çok yüzlü kesiminin, ikiyüzlülüğü son derece açıktır. Önce Irak sonra Afganistan, Suriye, Doğu Türkistan, Arakan şimdi de Filistin meselesinde ortaya konan ikiyüzlülükleri ortaya koyalım. Irak’ta binlerce bomba ile kadın, kız, çocuk, yaşlı demeden başlarına bomba yağdırıldığında onlara demokrasi ve özgürlük götürülecekti. Neredeyse yirmi yıla yaklaşırken, Irak’ın hâlihazırdaki durumu gözler önünde ve hala demokrasi mücadelesi verildiği savı üzerinden halkın temel hakları göz ardı edilmektedir. Afganistan yine başka bir örnek… Daha yeni kendisine gelmekte olan Afganistan hem Rusya ve hem ABD tarafından esir muamelesine maruz kalmıştır. Arakan, Myanmar bir başka mesele, öldürülürken seyirci kalınan, kaçarken, seyirci kalınan, açlıkla mücadele ederken seyirci kalınan bir halk ve tek suçu müslüman olmaları…
Benzer bir durum uzun zamandır Filistin meselesinde de açığa çıkmaktadır. İsrail hangi savaş suçunu işlerse işlesin, kendisini savunma hakkını kullanmaktadır birilerine göre. Ama Hamas, sürekli kendisi ile savaşan ve kendisini yok eden İsrail’e yönelik bir saldırı yaptığında terörist ve her türlü muameleyi hak eden taraf olmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi Hamas bir terör örgütü değil ülkesini savunan insanlardan oluşmaktadır. İnsanların da mensubu olduğu ülkeyi savunmaları gayet doğaldır ve haktır. El-Kassam mücahitleri de aynı şekilde ülkelerini savunmaktadır.
Şu artık anlaşılmaktadır ki, batılı devletler ve diğerleri, güya insan haklarına saygılı, özgürlükçü ve eşitlikçi olarak istedikleri kadar görünsünler, batı dışı toplumlara özellikle Müslüman ülkelere yönelik yapılan sistematik saldırılar, soykırım girişimleri onlar açısından sorun teşkil etmemektedir. Rusya, Ukrayna’ya yönelik bir saldırı gerçekleştirdiğinde katliam yapmakta ve insan haklarına aykırı davranmaktadır. Sivil ölümleri için mahkemeler kurulmakta ve her türlü yaptırım hemen icra edilmektedir. Ukrayna Rusya savaşı tabi ki istenmeyen bir savaştır. Hiçbir devlet diğer bir devleti haksız ve güç kullanarak elde etmesin. Lakin bu bütün devletler için geçerli bir kural olarak yerleşik hale gelmeli değil mi? İnsanların dinine, ırkına, rengine göre değişmeli mi? İnsan hakları evrensel bir kural ise bu nasıl bir devlet için askıya alınır, bir halk için kullanıma dâhil edilmez! O zaman o değer evrensel kritere sahip değildir. Demek ki bunların insan hakları gibi bir derdi yok. İnsan hakları sadece kendileri için geçerli. Kendilerinden olmayanı insandan saymıyorlar, bu değerlere sahip çıkmayanları da biz insan olarak görmüyoruz. Kur’an-ı Kerim’de bunlar için ‘Bel hüm Edall’’ ifadesi kullanılır yani hayvandan daha aşağı. Bebekler çocuklar katledilirken ses çıkarmayanlara insan denilmez zaten, soykırıma duyarsız kalanlar insani niteliklerini yitirmişlerdir.
İşte tam olarak mesele bu…
Batılı değerler, evrensel bir karaktere sahip olamazlar. Batının ürettiği hiçbir değer batı dışı toplumlarda uygulama alanı bulamamıştır. Bu modern tarihin başlangıcından bu tarafa böyle uygulanmaktadır. Bu durum aynı zamanda Latin Amerika ülkelerinin modern batılı değerlerle arası bozuk ülkelerinde de geçerliliğini korumaktadır.
Kapitalist sistemin inşa ettiği modern dünya ve onun klâs gibi muamele gören değerleri sadece daha fazla getiri sağlaması bakımından önemini korumaktadır. İsrail, tam bir katliam hatta soykırım yaptığı halde özgürlükçü ve demokratik sayılıyor. Filistinliler kendilerini savunduklarında ise terörist olmaktadırlar. İsrail öldürdüğünde kimin öldüğünün önemi yoktur, dünyadan bir terörist yok olmaktadır. Filistinliler bir Yahudi öldürdüğünde katil olmaktadırlar. Bu yargılama ve değerlendirme ancak batılı kurgusal zemin üzerinden haklılık kazanabilirdi. Yani bir batılı ne yaparsa yapsın, kendi şartlarında haklı ve üstündür. Kendisine yönelik yapılan her saldırı haklı sebeplere istinat etse de yine bir terör faaliyeti olarak tescil edilmektedir.
İşte buradan ilan etmeliyiz ki; modern! batılı değerler, salt batılı değerlerle donanmış ve üstünlük sağlamış bireyler için bir üstünlük aracı ve geçerlilik zeminine sahiptir. Batı dışı kalmış toplum ve kültürlerin bu haklar ve değerler ile bağlantısı sadece batılı değerlere yönelik yaklaşımı ile orantılı bir zemine dayanır. Batılı değerleri reddeden, modern düşünce ile arasına mesafe koyan her düşünce bu haklardan mahrum bırakılmaktadır.
Modern! dünyanın tasallutunda bulunan farklı kültür ve medeniyetlere aidiyet kesbeden insanlar, geri kalmış bir zemine sahip olmaları, onları değişime açık hale getirmek için yapılabilecek her şeyi mümkün ve mübah görmeyi sağlamaktadır. Kendi yasal meşruiyet zeminini kendisi kuran bu yaklaşım, kendi dışındakilere yaşam hakkı tanımamaktadır. Batılı kültür içinde, batı dışı kalan toplumlar zaten onlara göre hayvan gibidirler. Ehlileştirilmeleri gerekmektedir. İnsanlığın başına bela olmaktadırlar. Bu yüzden ya yok edilmelidirler, ya da ehlileştirilerek modernleşmenin tuzağına düşürülmelidirler ki sömürü devam edebilsin…
Dünyanın baş belası ülke görünümlü terör örgütü İsrail’in saldırıları bize bu acı gerçekleri bir kez daha hatırlattı. On binlerce ölü (şehit) ve on binlerce yaralı yanında enkaz altında da çocuklar ve yetişkinlerin varlığı ise bilinen bir gerçek olmasına rağmen, oraya insani yardımın götürülmesine bile izin verilmemektedir. Verilen izin kısa ve yetersiz kaldığı apaçık bir gerçek iken dünya buna sessiz kalmaya devam etmektedir. Şu anda iletişim tamamen kopmuştur. Gazze’de bebekler çocuklar yetişkinler açlığa mahkum edilmiştir. Refah sınır kapısında binlerce tır beklemesine rağmen Sisi yönetimi Refah sınır kapısının açılmasına izin vermemektedir. Ülkemiz ve Hariciyemiz bu kapının açılarak oradaki mazlumlara insani yardımların ulaşmasını sağlamaya çalışmalıdır. Sivil inisiyatifin harekete geçmesi herhangi bir şeyi değiştirmemektedir. Korkunç bir propaganda ile İsrail lehine bir kamuoyu oluşturma çabaları yeterli desteği bulamamakta olmasına rağmen, katliamı durdurmaya yetmemektedir. Yardım çalışmaları ise ulaştırma sorunu ile karşı karşıya kalmaktadır. İsrail’in bu kadar keyfi muamele etmesi, kendi isteği ile hareket etmesi ve bu İsrail iradesine yönelik herhangi bir yaptırımın yapılmaması tam bir trajedidir.
100 günü geride bırakan bu zulüm neticesinde, farklı arayışlara neden olabileceğini hesaba katmayan İsrail sonradan çok pişman olacaktır. Dünyanın her tarafında Müslümanların varlığı müsellem… Bu Müslümanların Filistinli kardeşlerinin öldürülmesine yönelik tepkilerinin farklı tezahürlere neden olması ise beklenebilecek bir olguyu işaret eder. Yüreği yanan kişinin ne yapabileceğini kestirmek her zaman mümkün olmayabilir. İşte bu yüzden bir an önce saldırılarına son vermeli, insani yardımların girmesine engel olacak hamlelerden kaçınmalı yaptıklarından dolayı da Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanmalıdır. Güney Afrika’yı açmış olduğu davadan dolayı tebrik ediyorum.
Halkı müslüman olan ülkelerin ise irade beyanında bulunmaları, İsrail için gerekli yaptırımları öne çıkarmaları ve uygulamaları elzem olmuştur. Halk ile iktidar arasındaki uçurumu daha da çoğaltmamak adına İsrail zulmüne dur denilmelidir. Yüreklerin bu kadar yandığı bir zeminde mutlaka ciddi girişimlerde bulunulmalı. Allah zulme rıza göstermez! Her vicdanlı insan da zulme rıza göstermemelidir. Apaçık bir zulüm var ortada. Buna dur demek her aklı başında ve vicdanlı siyasetçi, aydın, entelektüel ve sivil hareketlerin uhdesinde olmalıdır. Bu zulme dur denmezse, sadece uhrevi ceza değil bunun yanında dünyada da bunun karşılıkları olabilir. Her vicdan sahibi, kendi çocuğunun haksız bir şekilde öldürüldüğünü bir düşünsün, kendi ağabeyi, kardeşi, annesi, babası, yakınları, arkadaşları üzerine bir düşünsün, neler yapacağına bir baksın… İşte olabileceklerin bizatihi kendisi sizin kendi deneyiminizde saklıdır.
Vicdan sahibi yönetimler ve insanlar bu zulmü bir an önce durdurmalıdırlar ki başka büyük belalara ve musibetlere duçar olmayalım..
Faydalandığımız Kaynak: Abdulaziz Tantik- Filistin meselesi ve iki yüzlü dünya erkleri adlı makale/turkish.aawsat.com/opinion/4628866-filistin-meselesi-ve-iki-yüzlü-dünya-erkleri…

YAZARLAR

TÜMÜ

SON HABERLER