Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Elif Çaylıoğlu
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Nefs Terbiyesi -19

Nefs terbiyesi sürecinde nasılım, hangi kriterler üzerinden yürümeli ve kendimi test etmeliyim, hangi vasıflarıma bakıp da nefs terbiyesinde Biiznillah ilerliyor muyum ve başarılı mıyım gibi sorularımıza net cevaplar bulabileceğimiz dört kriteri hatırlayarak başlayalım istiyorum. Geçen yazımızda bu kriterleri “insanın fıtratına uygun olarak gerçek sevgi hislerini aktifleştirebilmesinin şartları” olarak paylaşmıştık. Gerçek sevgi hissi ancak levvame nefsle birlikte mutmainne nefste yaşanmaya başladığı için, bu kriterleri en azından dunihi algı (nefsin şerri) ile ilişkimizi anlamak için de kullanabiliriz.

  1. İmanım Billahi anlamda iman mı?
  2. Billahi imanın gereği olarak nefsin şerrinin konuşma dilini kullanmamak için özel bir gayretin içinde miyim? Bu amaçla konuşmalarımın her kelimesine ve konuşurken ki kastıma dikkat ediyor muyum?
  3. Sadrımı duniHi algı ve zannlarından, kalbimi kılıfından temizleme gayretlerini hayat tarzı haline getirme telaş ve gayretinde miyim?
  4. İdrakımı vehmin zulmetinden (dunihi algıdan) kurtarıp Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusunun esas halkasına dâhil olmak için kavli ve fiili duada mıyım?

Biliyoruz ki içine düştüğümüz dünya yaşantısında sadır hakimiyeti vardır yani dunihi algı ve zanları kalbi esaret altına almıştır, bu durum nefsin şerrinin yönetimi demektir. Bu sebeple sadrı dunihi algı ve zanlarından, kalbi kılıfından temizleme gayretinde olmak ve bunu hayat tarzı haline getirmek talip olanlar için çok önemlidir.

Eğer bu dört ayak üzerine bir hayat tarzı inşa etmezsek, mesela bir şeyi, bir kişiyi “seviyorum” dediğimizde zulmete sürükleniriz. Billahi iman olmadan, nefsin şerrinin dilini terk etmeden, sadrın dunihi algıya dayalı hakimiyetinden kurtulmadan, kalbi kılıfından temizlemeden, arındırmadan, Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusunun esas halkasına dahil olmadan yaşadığımız (yaşadığımızı sandığımız) sevgiler bizim için acı, azap ve hüsranlıktır; dünya veya ahirette veya her ikisinde… Bu yüzden müslüman ve mümin olarak sevgilerimizi test etmeliyiz, böyle bir sevginin içinde olup olmadığımızı sorgulamalıyız. Bunu belki kendi hayatımızda her zaman hızlıca yakalamak zor olabilir, çünkü farkındalık ister ama bu durumu anlatan TV programları, diziler, gazete haberlerini bulmak hiç zor değildir. Hatta esfele safilin idrakla yaşanan sevgi hissini öne çıkaran TV dizileri reyting rekorları kırıyor olabilir. Bu dizilerde sevgi diye anlatılmaya çalışılan duygunun kıskançlık, ihanet, aile içi şiddet, aldatma, nefret, hırs, intikam gibi hislerle ortaya çıkıyor oluşu dikkatinizi mutlaka çekiyor olmalıdır, sırf bu göstergeler bile esfele safilin idrakta gerçek sevginin olmadığını, bu yüzden de yaşanamayacağını göstermektedir. Hem bu programlarda hem de hayatta görüyoruz ki “Seni çok seviyorum, canım, aşkım” diye çıkılan yolculuklar, kısa bir süre sonra birbirinden öldüresiye nefrete dönüşmektedir ya erkek kadını veya kadın erkeği ölümüne terk etmekte veya öldürmektedir. Bunun neden böyle olduğunu Kur’an’ımızın ayetlerinden anlamaya, böylece olayı bir sosyopsikolojik travma hali gibi görmekten kurtulup, işi iman ve Sünnetullah ile bağlantılı olarak anlamaya ve hayalimize nakşetmeye çalışalım.

Ayetimiz bize diyor ki Hz. İbrahim (AS) bir defasında kavmini şöyle uyarmıştı: “(İbrahim onlara) dedi ki: Siz sırf aranızda dünya hayatına has (dunihi algı ve zanlarından kaynaklanan) muhabbet ve sevgi uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar (müstakilen var ve muhtar olarak var zannettiğiniz kişilikler) edindiniz. (Bu sebeple) sonra kıyamet günü (siz ey bu dunihi idrakla sevgili olanlar) birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize (benden uzak ol, Allah’ın merhametinden de uzak kal diye) lanet okuyacaksınız. (Ey, dünya hayatında dunihi algıyla sevgili olanlar veya bir şeyi bu bozuk algıyla sevenler) varacağınız yer cehennemdir ve hiçbir yardımcınız da yoktur.” (Ankebut-25)

Tüm dünyada cinsiyete dayalı bir “Sevgililer Günü”ne dönüşen “Sevgi Günü” yaklaşırken bu ayetimizi hatırlamak ve hem o gün hem diğer tüm günlerde hissedeceğimiz sevginin ayetimizdeki tanımla değerlendirmesini yapmak nasip olur inşaAllah. Eğer nefs terbiyesine talipsek bu bizim için önemli.

Nefs Terbiyesi söyleşilerinde Yılmaz Dündar Bey, bu okuduğumuz ayetin günümüz yaşantısına hitap edecek manasal açılımını şöyle yapmaktadır: “Gerçek sevgiden mahrum olarak nefret duygularıyla hareket eden sizler, Allah’a ve O’nun yarattıklarına olan nefretiniz sebebiyle ilahlık hissiyatınıza uygun ve hoş gelen heva ve hevesler edindiniz. Bu heva ve heveslerinize göre hayat tarzları oluşturdunuz. Böylece Kazanılmış Değişiminizi batıl yolda gerçekleştiriyorsunuz. Kıyamet günü bu nefretiniz çoğalacak da birbirinize yönelteceksiniz. Sonuçta varacağınız yer cehennem olacak ve dünya hayatında alıştığınız destek ve yardımları da bulamayacaksınız.” (Dündar Y., Nefs Terbiyesi)

Anlıyoruz ki: Dunihi algı ve zanlarının heva ve hevesleri doğrultusunda belirlediğimiz “sevgi” tanımımızla “seviyorum” dediğimiz her şeyde, her olayda zulmet ve sıkıntı yaşayacağız, dünyada veya ahirette ama özellikle ahirette! Çünkü esfele safilinde yaşadığımız hislerle neyi yaşıyorsak sonu hüsrandır! Bu sevgi ise de durum değişmez. Sevgi/sevgili ilişkilerine bakın lütfen, bugün seviyor, yarın nefret ediyoruz, ona acıkınca seviyoruz, doyunca nefretimiz yükseliyor… Çok net görüyor ve yaşıyoruz ki temelinde dunihi algı yatan yani nefret, çıkar ilişkisi, hırs, sahip olma duygusu, ilahlık hissiyatı yatan tüm “seviyorum” deyişlerimiz, ilk sıkıntılı anda nefrete hatta ölümüne bir nefrete dönüşüveriyor. Bu yüzden, bir bilim insanı bilimsel gözlemleriyle bunu hikayeleştirmiş “Mutlu Aşk Yoktur” diye… Mutluluk nedir bilinmeyince…

Bakara Suresi 165, 166, 167: “İnsanlardan kimi de bir endad Dunillahi (Allah’ın dışı var sanıp, dışında müstakilen var ve muhtar varlıklar) edinip onları Allah’ı sever gibi severler. İman etmiş olanlar ise Allah’a sevgide daha şiddetlidirler (Gerçek VAR’ın sevgisi ve haşyeti onları sarıp sarmalamıştır). O zulmedenler azabı gördükleri zaman bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın Şedid’ül Azab olduğunu göreceklerini keşke şimdi anlayabilselerdi. O zaman geldiğinde kendilerine tabi olunanlar azabı görerek kendilerine tabi olanlardan uzaklaşıp gitmişlerdir. Aralarındaki (sevgililik halleri de dahil) ilişkiler de parçalanıp kopmuştur. (Bu durumu görünce dunihi algı ve zanlarına) tabi olanlar “keşke bize bir kere daha fırsat verilseydi de şu sevdiklerimizden bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak” dediler. Böylece Allah, onlara amellerini kendilerine acı pişmanlıklar olarak gösterir. Onlar nardan/ateşten çıkacak da değillerdir.”

Bu ayeti de anlayabilmemiz ve ayetimizde biz inananlara yapılan uyarıyı görebilmemiz için “Dunillahi bir endad edinmek” ne anlama gelir, “Allah’ı sever gibi severler” ne demek bunları somutlaştırmalıyız. Yılmaz Dündar Hocam yine Nefs Terbiyesi söyleşilerinde “endad oluşturmak” için, herhangi bir şeyi Allah’a denk ilan etmek, böyle kabul etmek ve onu Allah gibi görmek manalarını içeren bir davranış biçimidir tanımını yapmaktadır.

Bu tanımdan yola çıkarak düşündüğümüzde kendimize şunu mutlaka ve daima sormalıyız: Acaba hayatlarımızda Allah’ı sever gibi sevdiklerimiz var mı? Yani Allah’a denk ilan edip kabul ederek sevdiklerimiz var mı? Bu eşimiz, evladımız, işimiz gibi en yakın halkadan başlayıp yayılarak test edilmelidir. Çünkü:

Esfele safilinde yaşadığımız sevgiler azap ve sıkıntı sebebidir. Örneğin oğul sevgisi! Oğlunu kızından üstün tutan bir anneyi düşünelim. Esfele safilinde yaşanılan bu sevgi anne oğul arasında dünya ve ahirette karşılığı hayal kırıklıkları, acı ve azap olarak yaşanacaktır. Bizi böyle sevgilerden kurtar ve daim muhafaza buyur Allahım (âmin).

“Allahümme inniy es’elüke hubbeKE ve hubbe men yuhibbuKE.” Allahım bana aşkını sevgini ver, lütfet, ikram et. Allahım, senden kesinlikle sevgini ve seni sevenleri sevmeyi dilerim. Bu sevgiyi yaşayabilmem için lütfen Allahım, kalbimi “ğıll”den temizleyiver. Kesinlikle kalbime sevgini hâkim kılıver ve bu sevgi bütün sadrımı kaplasın. Allahım, seni gerçek sevgi ile sevenleri tanıyabilmeyi ve sevebilmeyi de bana ilham ediver, ikram ediver. Dünya hayatını cazibeli görmekten ve sevginden uzak düşmekten de sana sığınırım. Sevgini bana serin sudan (her cazip gelen şeyden) sevimli eyleyiver (âmin).”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR

TÜMÜ

SON HABERLER