Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Muharrem Günay
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Problemlerin Kardeşlik Anlayışı İle Çözülmesi

Türkistan coğrafyasında farklı adlarla yer alan kardeşlerimiz bunca yaşanmış acı olaydan ders alarak, aralarındaki bu sun’i sorunları ve sun’i yani yapay sınırları ve ihtilafları kardeşlik anlayışı ve hukuku içerisinde, birbirleriyle çatışmadan çözme yoluna gitmelidirler. Ayrıca kendi ülkelerindeki Rus azınlıklarla çok iyi dostluk ilişkileri kuran ve barış içerisinde yaşayan aynı soydan gelen ve aynı dine mensup olan insanların kendi aralarında geçimsizlik çıkarmaları ve çatışmaları aklın alacağı bir iş değildir. Afrika’nın “Afrika Birliği”, Avrupa’nın “Avrupa Birliği”, Arapların “Arap Birliği” Amerikalıların “ABD” adında birlik oluşturdukları bir zamanda Türk dünyasının ve İslam dünyasının kendi aralarında mücadele etmeleri ve hatta aralarında silahlı çatışmalara başvurmaları ne akla ne mantığa ne Müslümanlığa ne de Türklüğe sığar.
Özbekistan’da Mirziyoyev dönemiyle birlikte komşularla ilişkileri geliştirme, muhtemel çatışma konusu olabilecek sınır ve diğer sorunları çözme yönünde irade ortaya konmuştur. Barak konusundaki Kırgızistan ile yapılan mutabakat bu anlamda önemli bir gelişme olmasına karşın Mayıs 2020 itibariyle bunun henüz yürürlüğe girmediği görülmektedir. Bunun yanında Kırgızistan’daki Özbekistan eksklavları konusunda da çözüm iradesi ortaya konduğu halde henüz ayrıntılı mutabakata varılmamıştır. Öte yandan Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’ın Fergana bölgesindeki harita, coğrafi olarak son derece sorunlu olduğu gibi etnik yapı açısından da söz konusu ülkeler arasında uzlaşmazlık veya çatışma alanları kurma açısından ilginç özelliklere sahiptir. Dolayısıyla eksklav ve anklav sorunlarının çözülmesinden sonra sınır düzenlemeleri günümüz şartlarında zor olsa da bölge halklarının ticaret, eğitim, ziyaret, tedavi gibi amaçlarla seyahatlerinin kolaylaştırılmasın ihtiyaç duyulmaktadır. Sovyet döneminde sınırların çizilmesindeki kötü niyet çerçevesinde bu tür seyahatler oldukça zorlaştırılmış ve sorunlu hale getirilmiştir. Bu gerçekler dikkate alınarak söz konusu ülkeler arasında Serbest Ticaret Bölgesi veya vizesiz seyahat benzeri anlaşmalara giden süreçler de başlatılabilir.
Mevcut şartlar altında sorunların çözümünde öncelikle doğrudan iki ülkenin diplomasi yolunu tercih etmesi son derece önemli olup Barak girişiminde bu süreç başlatılmıştır. Bununla beraber diplomatik müzakerelerde tarafların azamisini alma hedefi, bir taraf tatmin olurken diğer tarafın kaybetmiş taraf durumuna düşmesinin kamuoyu veya muhalefet unsurları açısından sorunlara yol açtığı görülmektedir. Mesela Yusupov’un yukarıda aktarılan, Kırgızistan’ın egemenliği altındaki Barak’ı Özbekistan’a bırakması karşılığında sınır bölgesinde verimli topraklara sahip olacağı beyanı, Kırgızistan kamuoyu açısından memnuniyet sebebi olmasına karşın Özbekistan’da sıkıntılara yol açma ihtimali bulunmaktadır. Türkçe literatürde de “çakıl taşı” hassasiyeti, ülke egemenliğindeki toprakların bir başka ülkeye verilmemesi gerektiği yönünde baskı kaynağı olabilmektedir. Her ne kadar geleneksel devlet kimliği ile vatan toprağının kutsallığı tartışılmaz ise de günümüz şartlarında ülkenin huzuruna, refahına kasteden bu tuzak uygulamaların bir an önce sona erdirilmesi yönünde kamuoyunun hazırlanması son derece önemlidir.
Özbekistan ve Kırgızistan başta olmak üzere bölge ülkeler arasındaki sorunlu alan ve sınırların öncelikle ilgili ülkeler arasında çözülmesi sürecinde yöneticiler açısından muhalefet, kanaat önderleri, akademik çevreler, medya ile dost ülkelerin de iş birliği ve desteği gereklidir. Aksi takdirde bugün yapılan bir mutabakatın uygulama aşamalarında yönetim değiştiğinde aksamaya uğrama ihtimali bulunmaktadır. Fakat milli mutabakat ile toplumun bütün kesimlerinin desteğinin alındığı bir düzenlemenin başarılı olma şansı yüksektir.
Uyuşmazlığın taraflarının kendi rızalarıyla hakeme başvurmaları, Uluslararası Hukuk alanında birçok sorunun çözümünde etkili ve barışçıl yöntemlerdendir. Türk cumhuriyetleri arasındaki sorunların çözümünde ikili müzakereler yanında başta Türk Keneşi olmak üzere dost ve soydaş ülkeler arasındaki ortak zeminlerden de yararlanmak mümkündür. Gerektiğinde arabulucu heyetler veya süreçler oluşturularak, çözüm sürecinde çok daha geniş bir destek sağlanabilir. Bu tür zeminlerin genel hakemlik özelliği yanında, çözümün kalıcı olması ile garantörlük veya izleme fonksiyonları, bütün taraflar için, özellikle risk alma durumundaki yöneticiler için önemlidir. Her ne kadar sorunların çözümünde örneğin Özbekistan ve Kırgızistan yöneticilerinin doğrudan ortak mutabakatı yeterli ise de iç ve dış kışkırtmalar veya doğal muhalefet süreci açısından tarafsız bir kişi, heyet veya kuruma havale kararı ile verilecek kararı peşinen kabullenme medeni devlet geleneğinin de bir gereğidir (Doğan, 2016, s. 453).

YAZARLAR

TÜMÜ

SON HABERLER