Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Muharrem Günay
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Rusların Böl Parçala Yok Et Uygulamasının Sonuçları -2

Bölgedeki toprak sorunlarının daha iyi anlaşılabilmesi için ülkeler arası problemleri, komşu ülkelerin birbirleriyle ilişkileri bağlamında incelemek faydalı olacaktır. Bu kapsamda ülkelerarası sorunlar incelendiğinde; Kırgızistan ile Özbekistan arasında en büyük sorunun, sınır sorunu ve bu sorunun değişik bir tezahürü olan iki ülke içinde bulunan anklavlar olduğu görülür (Sultanov: 2001 akt. Baycaun, 2003: 67). 1924 yılındaki sınır düzenlemeleri, bazı köylerde Kırgız ve Özbeklerin karışık yaşamasına, bazı Kırgız köylerinin Özbekistan sınırı içinde ve bazı Özbek köylerinin de Kırgız sınırı içinde kalmasına neden olmuştur. Bunun en temel nedeni, Fergana Vadisi’nden geçen Sir-i Derya’nın ve yolların bir tarafının Kırgızlara diğer tarafının da Özbeklere verilmesidir (Uulu, 2006: 69).
Özbekistan ile Kırgızistan arasında 2002 yılında başlayan sınır belirleme çalışmaları neticesinde, iki ülke mevcut 1099 kilometrelik ortak sınırın yaklaşık 780 kilometresi üzerinde anlaşılabilmiştir. Sınırın geri kalan 320 kilometrelik bölümü ile ilgili belirsizlik ise netleştirilememiştir. Bugün itibarıyla, Kırgızistan ile Özbekistan arasındaki ortak sınırda yaklaşık 50 tartışmalı nokta çözüm beklemektedir (Zaman Gazetesi, 2012). Öte yandan anklavlar her iki ülkenin karşılıklı ilişkilerini olumsuz etkileyen bir problem sahasıdır. Kırgızistan’da iki tane önemli Özbek anklavı bulunmaktadır: Sogd (Sokh) ve Şahimerdan (Shakhimardan).
Özbekistan’ın Kırgızistan’daki anklavlarının jeopolitik önemi, konunun ehemmiyetini bir kat daha artırmaktadır. Sogd anklavında doğal gaz çıkarılmaktadır. Aynı zamanda Sovyet döneminde Sogd bölgesinde SSCB’nin bir askerî üssü bulunmaktaydı; bugün ise üs, uluslararası askeri tatbikat merkezi olarak kullanılmaktadır. Bu bölge itibarıyla, Kırgızistan’ın güneyinde Kırgızlarla Özbekler arasında etnik nüfusun belirgin olduğu düşünülürse, bu husus, 1991 yılında Oş kentinde bir toprak anlaşmazlığından çıkan çatışmada görüldüğü gibi, Kırgızlarla Özbekler arasındaki etnik çatışmanın çıkmasına zemin hazırlayabilmektedir (Uulu, 2006: 51).
Diğer yandan Orta Asya’da sınırların, Rusların gerçekleştirdiği düzenlemeler neticesinde birkaç kez değişmiş olmasından dolayı, her ülke kendi çıkarına olan anlaşmanın geçerli olması gerektiğini savunmaktadır. Bu kapsamda, Özbekistan 1924, Kırgızistan ise 1955 yılında gerçekleştirilmiş olan sınır tespitinin geçerli olmasını istemektedir (Koichev, 2001). Bu noktada, Özbekistan, Kırgızistan ile arasındaki problemleri kendi lehine çözmek amacıyla, Kırgızistan’ın kötü sosyoekonomik durumunu, kendisine olan ulaşım-yakıt bağımlılığını, güney bölgesindeki problemli etnik yapıyı bir fırsat olarak görmektedir (Baycaun, 2003: 67).
Tacikistan ile Özbekistan’ın ortak toprak problemleri incelendiğinde, benzer problemlerin iki ülke arasında da bulunduğu görülecektir. Özbekistan’ın dörtte biri kadar yüzölçümüne sahip olan Tacikistan’ın Özbekistan’la ortak sınırı 1161 km’dir. Diğer yandan, 6,5 milyon civarındaki Tacikistan nüfusunun %25’i ise Özbek’tir. 1924 yılında, Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulduğunda, bugünkü Tacikistan’ı kapsıyor idi. Ancak 1929 yılında, Tacikistan, Özbekistan’dan ayrılınca, bölgede büyük bir Özbek nüfus kalmıştır. Bundan dolayı Tacikistan’ın ana dili Farsça olmasına rağmen, tarihsel bağlar nedeniyle bölgede bugün hemen hemen herkes Özbekçe konuşmaktadır (Avsar ve Solak, 1998). Tarihten gelen sorunların yansıması bağlamında günümüzde Tacikistan ile Özbekistan arasındaki temel sınır sorununu, nüfusunun yaklaşık yüzde 70’ini Özbeklerin oluşturduğu Tacikistan’daki Leninabad şehrinin aidiyeti konusu oluşturmaktadır (Arı, 1996).
Ülkeler bazında bölgede bulunan toprak problemleri Tacikistan ile Kırgızistan arasında da mevcuttur. Tacikistan-Kırgızistan sınır sorunları incelendiğinde, iki ülke ilişkilerinde İsfara Vadisi nedeniyle tıkanma yaşamakta olduğu görülmektedir (Donaldson ve Pratt, 2005: 403). (Demirci, 2012, 34-45)
Bölgede herhangi bir devlet Fergane vadisine sahip olursam büyük bir güç olurum düşüncesiyle hareket etmemelidir. Hiçbir devlet su kaynaklarını başka devletlere karşı koz olarak kullanmamalıdır. Bölgede hâlen ne Çin tehdidi ne de Rus tehdidi geçmiş değildir. Rusların ve Çinlilerin bölgeye hâkim olmak için müdahil olmayacaklarını ve bölgeyi işgal etmeyeceklerini kim garanti edebilir? Bölünürsek yok oluruz. Bölüşürsek ve paylaşırsak güç oluruz gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Sorunları tartışarak boşuna zaman geçirmek yerine bu konularda uzmanlardan kurulmuş heyetler, danışma meclisleri oluşturmak gerekmektedir.
Bölgede yaşayan halklara çifte vatandaşlık hakkı verilmesi, AB örneğinde olduğu gibi, Türkiye dâhil, bölgedeki bütün Türk Devletleri ve Akraba toplulukları sınırları içerisinde yaşayan halklara “Türk Devletleri Vatandaşlık Hakkı ve kimliği” verilerek serbest dolaşımın sağlanması, sorunların Türk ve İslam kardeşliği içerisinde karşılıklı hak ve menfaatleri gözetecek şekilde çözülmesi mümkündür. Mümkün olmadan öte bir mecburiyettir.
“Tarih tekerrürden ibarettir” denir; doğrudur. Ama tarihten ibret alınmış olsaydı hiç tekerrür eder miydi? Eğer bir toplum, geçmişte bunca yaşanmış, acıdan, katliamdan, sürgünden, baskıdan, zulüm ve işkenceden ders almadıysa bu toplumun geçmişten daha çok acıları yaşaması mukadderdir ve kendi cezasıdır.
Bugün Türk Dünyası, “Türk Konseyi” adı altında Türk Birliği’ne doğru ilerlerken bu tür yapay sorunlarla uğraşmamalı. Aralarındaki sorunları Rusya’nın hakemliğinde değil, kendi aralarında çözmelidirler.
SONUÇ:
Türkistan coğrafyasında farklı adlarla yer alan kardeşlerimiz bunca yaşanmış acı olaydan ders alarak, aralarındaki bu sun’i sorunları ve sun’i yani yapay sınırları ve ihtilafları kardeşlik anlayışı ve hukuku içerisinde, birbirleriyle çatışmadan çözme yoluna gitmelidirler. Ayrıca kendi ülkelerindeki Rus azınlıklarla çok iyi dostluk ilişkileri kuran ve barış içerisinde yaşayan aynı soydan gelen ve aynı dine mensup olan insanların kendi aralarında geçimsizlik çıkarmaları ve çatışmaları aklın alacağı bir iş değildir.
Afrika’nın “Afrika Birliği”, Avrupa’nın “Avrupa Birliği”, Arapların “Arap Birliği” Amerikalıların “ABD” adında birlik oluşturdukları bir zamanda Türk dünyasının kendi aralarında mücadele etmeleri ne akla ne mantığa ne Müslümanlığa ne de Türklüğe sığar.

YAZARLAR

TÜMÜ

SON HABERLER