DOLAR 18,8409 0.05%
EURO 20,2245 0.09%
ALTIN
BITCOIN 4391512,00%
Afyonkarahisar
-3°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Ali Fuat Güçlüer

Ali Fuat Güçlüer

24 Temmuz 2020 Cuma

HATAY’IN BAŞARISINI TAKDİR ETMEK GEREK

0

BEĞENDİM

ABONE OL

AFJET Afyonspor ile birlikte rakip olarak yarışan ve Süper Lig’e terfi eden Hatayspor, başarılı oldu. Aynı dönemde AFJET Afyonspor da gösterdiği form grafiği ile yükselişini sürdürmüştü. Fakat o zaman yaşanan olaylardan sonra form grafiği düştü ve Hatay aldı yürüdü.
2017-18 futbol sezonunda AFJET Afyonspor, Hatayspor ile birlikte yarışmıştı. O sezon Hatay ile oynanan iki maçı 0-1 ve 2-0 gibi skorlarla kaybetmiştik. Son oynanan maçın ardından (2-0 mağlup olduğumuz Hatay’daki maç) Hatayspor şampiyon olmuş ve üst lige terfi etmişti. AFJET Afyonspor da Hatay ile birlikte üst lige terfi eden diğer takım olmuştu. Mersin’de oynanan AFJET Afyonspor-Sakaryaspor Play-Off maçından sonra Jetler 1. Lige çıkmıştı. Bu sezonun tamamlanmasıyla birlikte yeni sezon önceki sezonlara göre vasat geçti. İşin içine siyasetin girdiği AFJET Afyonspor, hem maddi hem de manevi yönden ilk yarıyı 15 puanla tamamladı. Devre arasında takım neredeyse sil baştan transferler yaparak ikinci yarıya başladı. Yönetim değişti, teknik heyetler geldi gitti ve nitekim takım federasyonun da kazığı ile 1. Lige veda etti.
AYNI YOLU İZLEMİŞTİK
AFJET Afyonspor’un 1. Lige çıkana kadar kullandığı akıl ile Hatay’ın izlediği akıl başarılı bir şekilde sürdü. Hatay siyaseti karıştırmadan, iç kavgalar yaşamadan temiz bir şekilde aynı akıl ile Süper Ligi gördü. AFJET Afyonspor’un 1. Ligde yer aldığı dönemde yaşanan siyasi çekişme takıma zarar verdi ve başarı grafiği gün geçtikçe düştü.
KEMİK KADROYU KORUDULAR
Buraya özellikle dikkat edilmeli. Bu paragrafta yazılanlar, herkese örnek olmalı. AFJET Afyonspor’un 3. Lig’den 2. Lige, 2. Lig’den 1. Lige çıktığı gibi Hatayspor da kemik kadrosunu korudu. Burada Hatayspor’un koruduğu başka bir değer ise antrenörü oldu. Takım olmanın yanında aile olmanın olgusunu barındıran iki kulüp başarılı bir şekilde yol almış ve 1. Lige kadar yükselmişti. AFJET Afyonspor, 1. Ligde önce parasını, sonra yönetimini ardından başarısını kaybetti.
Hatayspor, AFJET Afyonspor’un koruyamadığı değerlerini koruduğu ve başarısını kaybetmedi. İnançlı ve gönüllülük esasına dayalı bir kadro ile aile yapısını korumayı başaran Hatayspor ve Hatay kenti Süper Lige hak ederek geldi.
TEBRİKLER
Kendi adıma ve Hatayspor’a sesini duyuramayan Afyonkarahisarlılar adına Hatayspor’u ve Hatay’ı tebrik ederiz.
KÜSENLER GERİ GELİR AMA…
AFJET Afyonspor, bir daha takım içinde bu olguyu yakalasa bile Afyonkarahisar küstü. Takım başarılı olsa, şampiyon olsa belki kenti ve taraftarını tekrar kazabilir. Kulüpteki yönetiminden malzemecisine kadar herkes şehrin takıma sahip çıkmadığını vurguluyor. Fakat acı olan kent, kulübe değil, heveslerini kursağında bırakanlara küskün.
HADİ HAYIRLISI
Bu kısımda Afyonspor’u uçuracağını söyleyen büyüklerimize gelsin. Az zamanda çok adam gördük. Bizleri kandırmaya gelerek, kandıramadan gidenler gibi olmayın. Siz Afyonkarahisar’a sahip çıksın, Afyonkarahisar size sahip çıkar. Yeter ki siz takımı başarılı ve büyük yapın.

Devamını Oku

KISA SÜREDE ÇOK İŞ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne Feyzullah Dereci, 7 ay önce görevlendirildi. Sonrasın-da da asaleten atandı…
Dereci, ilk olarak gençlerin yoğun vakit geçirdiği alanlar olan Gençlik Merkezleri’ne önem verdi. Gençlik Merkezleri’nde korolar oluşturan Dereci, koroya da işin ehli personeller ile yön vermeye başladı. Müdürlük personeli ise korona günlerini boş geçirmeyerek, korona günlerinde gençlerle görüntülü görüşmelerle buluşarak onlara dersler verdi. Verilen derslerin sonucunu ilerleyen günlerde koronavirüs tedbirleri kalkarsa hep birlikte görebiliriz.
Koro işleri yürürken, Afyonkarahisar’daki spor uzmanları ile toplantılar yaparak projeler üretmeleri yönünde yönlendirmede bulunan Müdür Dereci’nin bu yöndeki çalışmalarının da önümüzdeki günlerde sonuç vereceğini tahmin ediyoruz.
Beden eğitimi öğretmenlerine ve kulüp antrenörlerine Kocatepe Spor Kompleksi’nde bulanan futbol sahalarını, spor salonlarını ve diğer alanları aktif olarak kullanmaları gerektiğini anlatan Dereci, sporun Afyonkarahisar’da daha hızlı, başarılı olması için birlikte çaba göstermekten yana. Müdür Dereci, ellerinden gelen gayretle spor kompleksinde her kesimden sporcunun bulunmasını, çalışma yapmasını ve çalışmalarının karşılığını da almaları için imkanlar sağlayacağını belirtiyor her fırsatta.
19 MAYIS TEDBİRLERDEN
DOLAYI ALANDAN BAHÇEYE TAŞINDI
19 Mayıs kutlamalarında Türkiye’nin hiçbir yerinde neredeyse Afyonkarahisar’daki kadar kutlama yapılmadı. Dereci’nin girişimleri ile Afyonkara-hisar’da bulunan sitelerde, site sakinlerinin katılımları ile gençlerin bayramı en büyük coşkularla ve tedbirlerle kutlamalarını sağladı. Görevli olan antrenörler ve beden eğitimi öğretmenleri de öğrencilerin velileri ile birlikte koordineli bir şekilde çalışmalar yapıldı.
MİLLİ SPORCULARA YAKIN İLGİ
Afyonkarahisar’a milli gururu yaşatan tüm sporculara yakın ilgi gösteren Dereci, il dışından ve yurt dışından derece alarak Afyon’a dönen sporcuları tek tek otogarda karşıladı. Sporcuların tek tek evlerine konuk olarak hem yakından ilgilendi hem de durumlarını yerinde gördü.
SPERLİKLİ MASKELERİ KENDİSİ DE ÜRETTİ
Gençlik Merkezleri tarafından üretimi yapılan siperlikle maskeleri biliyoruz. Haberlerini de yapmıştık. Özellikle fotoğraflar da yayınlandı. Fakat fotoğraf çektirmek için değil gerçekten Dereci’nin maske üretimine katkısı olduğunu biliyoruz. İl müdürü olarak personeli ile birlikte bu işlemi yapması Dereci’nin nasıl bir insan olduğunu özetliyor. Kaldı ki üretilen maskeleri, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere ihtiyaç duyan tüm resmi kurumlar ve kesimlere fazla fazla dağıtmışlardı.
BİR DE YURTLAR MESELESİ VAR
Herkesin de bildiği üzere Kredi ve Yurtlar Kurumu da Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı. İlimizde de Gençlik ve Spor il Müdürlüğü’ne bağlı olarak hizmet veriyor. Yine bilindiği üzere de Afyonkarahisar’daki yurtlarda, yurt dışından gelen vatandaşlar için karantina bölgeleri oluşturulmuştu. Karantinada kalan vatandaşlara menü hazırlayan, onlarla birlikte yemek yiyip, bir eksikleri ihtiyaçları olup olmadığını odalarına kadar giderek soran Dereci, vatandaşlarla yakından ilgilendi.
Ayrıca çocuğu vefat etmiş olan memura; göreve geldiğinde tüm kurmaylarını toplayıp dairesinde taziye ziyaretinde bulunan Dereci, yine insanlık görevini yaparak memurunun yanında oldu. Bunu da yapması gerekiyor diye böbürlenenler olursa yapmayanları da biliyoruz, siz de bilin.
İnsanı seven, personeline, temizlikçi ve güvenlik ayrımı yapmadan selam veren, hürmet gösteren bir müdür var. Bu müdür, müdürlük kisvesi ile değil, mütevazi kişiliğiyle sadece görev alanında değil, toplumsal yaşamın diğer kesimlerinde de saygı, sevgi görüyor.
Dereci ve onun gibi güzel insanların kıymetini bilmeyen, arkalarından iş çevirmeye kalkışanlar geçmişte olduğu gibi bugün de var. Değerini bilmek lazım güzel insanların. Kendi kaprislerinizle birini kaçırdınız. Bu kadar da olmaz artık, kendinize gelin. Uzun lafın kısası herkes kendi işini düzgün yapsın. İşini düzgün yapanlara bulaşmasın. Sürç-i lisan ettiysek affola.

Devamını Oku

AKDAĞ KAMPININ ARDINDAN

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Afyonkarahisar’ın güzel kamp alanlarından olan Akdağ Tabiat Parkı’nda 4 arkadaş bayram izninde kamp yapma imkanı bulduk. İlk defa gittiğim Akdağ’da beni neyin beklediğini pek bilmiyordum. Birlikte yola çıktığımız arkadaşlardan ikisi daha önce kamp yaptığı için onlara güvenerek yola çıktık. Güzel ve zevkli bir yolculuğun ardından Akdağ sınırlarına geldik.
ÜCRET UCUZ AMA …
Girişte Sandıklı Belediyesi’nin görevlisi olduğunu söyleyen bir arkadaş giriş ücreti olarak 10 lira istedi. Basın mensubu olduğumuzu söyledik. Fakat işlemin yeni hayata geçtiğini, belediye meclisinden çıkan karar gereği engelli, şehit yakını ve gaziler dahil olmak üzere herkesten bu ücreti aldıklarını söyledi. Ben de şaşırdım. Nedeni ise Türkiye’nin birçok yerinde (müzeler, parklar, otoparklar, milli parklar gibi tarihi ve turistik alanlarda) giriş ücreti alınmadığını söyledim. Arkadaş ise encümenden daha bu kararın gelmediğini söyledi. Biz de ücretimizi vererek girişimizi yaptık. Engelli, şehit yakını ve gaziler için bu ücret ilk toplantıda dile getirilerek çözüme kavuşmalı.
AKDAĞ GERÇEKTEN
GÜZEL VE GÖRÜLMEYE DEĞER
Gerçekten beklentilerin ötesinde güzel bir doğal yaşam alanına girdik. İnsanların çoğu piknik yapmak için saatlik gelmişti. Çoğunun arabası vardı ve arabası olmayanlar da eş dost yardımıyla ulaşım sağlamıştı. Arkadaşlarımızla birlikte öncelikle kampı kuracağımız yeri bulmaya çalıştık. Arkadaşlar alanı bildiği için göletin biraz uzağına bir yerde kamp yapmak istediklerini söyledi. Tellerle çevrili bir alan vardı. Oraya gittik, daha önce ağaçtan su çıkan, tahrip edilmiş bu alanda kamp yapmanın izin gerektirdiğini öğrendiğimizde de buradan vazgeçtik. Çünkü izin almak için bir dizi işlem lazımdı ve biz işlemleri bayram izninde çözemeyeceğimizi düşünerek gölete yaklaştık. İnşaatı devam eden bir bungalov evin yanına geldik. Afyonkarahisar Merkez’de görevli olan memur ağabeylerle karşılaştık. Onlardan akıl aldık. Daha önce orada 3-4 kez kamp yaptığını anlatan ağabey, bize kamp hakkında bilgilendirme yaptı. Biz de ağabeyin bize verdiği bilgilerden yola çıkarak daha dikkatli bir şekilde davrandık. Daha sonra çadırımı kurmak için suya yakın güzel ağaçlık bir alanda 15 dakika süren çalışma sonrasında çadırı kurduk. Biz iki arkadaş çadırı kurarken diğer iki arkadaşta semaverde çayı demlerken mangalı da yaktı. Sonrasında yiyeceklerimizi da hazırladıktan sonra bir süre soluklandık ve yemeklerimizi yedik.
ÇEŞME VE SAYISI ARTIRILMALI
Yemekten sonra bulaşık işi vardı. En güzel yanı da buydu. İki arkadaş diğer ağabeyin bize tarif ettiği suyu (çeşme) aramaya başladık. Ağabey ile sohbet ettiğimiz yer ile bize çeşmenin yerini tarif ettiği alanda bayağı bir arandık, bulamadık. Sonrasında herkes tarafından bilinen o eski dağ çeşmelerinden birini gördük ve oraya doğru yürüdük. Kamp yaptığımız alan ile çeşmenin arası yaklaşık olarak 1 kilometre vardı. Sandıklı Belediyesi veya konunun muhatabı olan müdürlüklerimiz çeşmelerin sayısını artırmalı. Öğrendiğimiz kadarıyla piknik ve kamp alanında çeşme ve tuvalet sayısı bir hayli az. Tamam; Akdağ Tabiat Parkı alanı çok büyük kabul ediyoruz. Fakat insanların sürekli kullandığı alanda 2-3 çeşme yetersiz kalıyor. Tuvalet sayısı ise bayağı bir az. Yapımı süren tuvalet var fakat onunla birlikte 4 tuvalet daha lazım.
KAMPIN DA ADABI VAR
Bulaşıkları bitirip tekrar çadırımızın yanına gelirken kampla ve piknikle ilgili birçok şey daha öğrendim. ‘Çevremizi temiz tutalım, yaktığımız ateşe dikkat edelim’ veya buna benzer kamu spotlarını vermeyeceğim. Çünkü bunlar art niyetli insanların yaptığı ve yapacağı davranışlar. Dikkatimi çeken şeyler insanlar (gerçekten insan olanlar) parka gelirken yanında getirdiği ihtiyaç fazlası olan hemen tüketilmesi gerekmeyen gıdaları, su şişesi veya kamp araç gereci gibi şeyleri ağaçlara asıyor. Fakat bunun bile bir adabı varmış. Alanda yaşayan ve geceleri beslenmek üzere ya da su içmek üzere parka inen yabani hayvanlar bu ağaca asılan gıda maddelerine ulaşamayacak, ama insanların da rahat bir şekilde alabileceği bir yüksekliğe asılıyor.
Arkadaşlarla yemeğimizi yedikten sonra oyun kısmına geçtiğimizde de ışıklandırma ve kamp ateşi işini çözdük. Bakt��k hava serin ikinci kamp ateşini yaktık. Masanın bir tarafında bir ateş bir tarafında bir ateş yakarak hem ısınma hem de ışıklandırmaya katkı yaptık. Sonrasında kamp ateşinin birinin bir kısmına patates gömerek çayımızı yudumlamaya başladık. Gecenin ilerleyen saatlerinde is eşliğinde oturarak, oyun oynadık, sohbet ettik.
KORKU BAŞKA BİR ŞEY
Kamp alanında ışıklandırma biraz ufak kalınca etrafımızda zifiri karanlık hakimdi. Biz de küçük ama etkili bir ışıklandırma ile sağımızı solumuzu kontrol ettik. Arkadaşlar arasında; ses duyduğunda ışıkla sesin geldiği yeri kontrol ettik. Bu ağaçtan düşen kozalaklardan da kaynaklı olsa bile kontrolü bırakmadık. En ufak seste, sağımızı solumuzu kontrol ettik. Çünkü domuz gelme olasılığı ile korkuyorduk ve domuzdan kurtulmak için her hangi bir savunma aracımız yoktu. Ya da buna benzer her hangi bir hayvan gelme olasılığı rahatsızlık veriyordu.
KANYONA AZ KALMIŞTI
İlerleyen saatlerde çadıra geçerek sohbetimize ve oyunumuza devam ettik. Şafak sökerken uykularımızın gelmiş ve uyamaya karar vermiştik. Fakat havanın soğuk olacağını da bilsek de bir takım aksaklıklardan dolayı fazla kışlık kıyafet takviyesi yapmamıştık. Gece biraz soğuk olsa da büzüşerek de olsa uyuduk. Arkadaşlar geç yatmamıza rağmen erkenden uyanırken ben onların uyandığı saatlerde uyumaya başladım ve öğlen saatlerinde uyandım. Bir ara hepimiz uyuduğu bir esnada çan sesleri duyduk. Çan sesini çıkaran inekler çadıra vurdukça hepimiz uyandık. İki arkadaş çadıra vurarak ineklerin uzaklaşmasını sağladı. Yatarken de çok fazla kafa ağrım olduğu için uyandığımda ilacımı attım ve başımın ağrısını kesmeyi başardım. Öğlen saatlerinde kahvaltımızı yaparak saat 15.30 civarında Tokalı Kanyona doğru yola çıkacaktık. Bunun için toparlandık ve hazırlığımızı yaparak yola çıktık. Uzun ince bir yolda ortalama 6-7 kilometre düşük hızda ilerledik. İki yerde aracı durdurduk ve araçtan indik. Araç yüksekliği diğer araçlara göre biraz daha yüksek olduğu için fazla zorlamadan yol bitene kadar kanyona yaklaştık. Ortalama 6 bin adım atarak belirli bir yere kadar geldik. Fakat hem yorulmuş hem de mola vermiştik. Molamızda hemen bir ateş yakarak o meşhur isli demlikle çayımızı demledik. Birer ikişer bardak çayımızı içerken yağmur başladı. Karar vermemiz gerekiyordu. Karanlığa kalmadan da geri dönmek gerekirdi. Çünkü kanyonun sonunu ne zaman göreceğimizi bilmiyorduk. Aslında dağların ve sudaki taşlardan az kaldığını anlamıştık. Fakat geri dönmek için en az 2 saat daha yürümemiz gerekiyordu. İşin açıkçası suyun soğukluğu da beni rahatsız etmişti. Dönüş yoluna geçtik ve bir süre yürüdük. Arkadaşlardan birisi kayadan kayaya atlarken ayağı kaydı ve biraz ıslak bir düşüş geçirdi. Bu sırada işaret parmağından yaralandığını fark ettik. İlkyardım çantasından çıkardığımızı malzemelerle arkadaşın parmağına pansuman yaptıktan sonra yolumuza devam ettik. Yolda gördüğümüz parçalanmış ağaçlar ve bazı hayvan kemikleri de endişelenmemizi sağladı. Arkadaşın birisi ağaçları domuzların parçaladığını, kemiklerin geyiklere ait olduğunu ve domuzlar tarafından geyiklerin yendiğini söyledi. Yolumuzu bitirerek aracın yanına sağ salim geldik. Burada bir kez daha mola verdik. Daha önce ateş yakılmış olan taşları düzelterek bir ateş daha yakarak bir öğünümüzü daha geçirdik. Aracın bir tekerinin solduğunu fark ettik. Araçta yer açılması için stepneyi ve gereklerini evde bırakmıştık. Lastik tamamen solmadan Sandıklı’ya inmemiz gerekiyordu. Acele ederek tekrar Akdağ’a oradan da Sandıklı’ya indik.
Kampımızı da böylelikle tamamlamış olduk. Akdağ Tabiat Parkı’nda emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum. Bizler çalışanların ne zor şartlarda çalıştığını biliyoruz. Fakat hizmet insan içindir. Eksikleri de bir şekilde yönetimlere ileterek çözüme kavuşmasını sağlamamız gerekiyor. Sürçü lisan ettiysek affola…

Devamını Oku

AKDAĞ KAMPININ ARDINDAN

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Afyonkarahisar’ın güzel kamp alanlarından olan Akdağ Tabiat Parkı’nda 4 arkadaş bayram izninde kamp yapma imkanı bulduk. İlk defa gittiğim Akdağ’da beni neyin beklediğini pek bilmiyordum. Birlikte yola çıktığımız arkadaşlardan ikisi daha önce kamp yaptığı için onlara güvenerek yola çıktık. Güzel ve zevkli bir yolculuğun ardından Akdağ sınırlarına geldik.
ÜCRET UCUZ AMA …
Girişte Sandıklı Belediyesi’nin görevlisi olduğunu söyleyen bir arkadaş giriş ücreti olarak 10 lira istedi. Basın mensubu olduğumuzu söyledik. Fakat işlemin yeni hayata geçtiğini, belediye meclisinden çıkan karar gereği engelli, şehit yakını ve gaziler dahil olmak üzere herkesten bu ücreti aldıklarını söyledi. Ben de şaşırdım. Nedeni ise Türkiye’nin birçok yerinde (müzeler, parklar, otoparklar, milli parklar gibi tarihi ve turistik alanlarda) giriş ücreti alınmadığını söyledim. Arkadaş ise encümenden daha bu kararın gelmediğini söyledi. Biz de ücretimizi vererek girişimizi yaptık. Engelli, şehit yakını ve gaziler için bu ücret ilk toplantıda dile getirilerek çözüme kavuşmalı.
AKDAĞ GERÇEKTEN
GÜZEL VE GÖRÜLMEYE DEĞER
Gerçekten beklentilerin ötesinde güzel bir doğal yaşam alanına girdik. İnsanların çoğu piknik yapmak için saatlik gelmişti. Çoğunun arabası vardı ve arabası olmayanlar da eş dost yardımıyla ulaşım sağlamıştı. Arkadaşlarımızla birlikte öncelikle kampı kuracağımız yeri bulmaya çalıştık. Arkadaşlar alanı bildiği için göletin biraz uzağına bir yerde kamp yapmak istediklerini söyledi. Tellerle çevrili bir alan vardı. Oraya gittik, daha önce ağaçtan su çıkan, tahrip edilmiş bu alanda kamp yapmanın izin gerektirdiğini öğrendiğimizde de buradan vazgeçtik. Çünkü izin almak için bir dizi işlem lazımdı ve biz işlemleri bayram izninde çözemeyeceğimizi düşünerek gölete yaklaştık. İnşaatı devam eden bir bungalov evin yanına geldik. Afyonkarahisar Merkez’de görevli olan memur ağabeylerle karşılaştık. Onlardan akıl aldık. Daha önce orada 3-4 kez kamp yaptığını anlatan ağabey, bize kamp hakkında bilgilendirme yaptı. Biz de ağabeyin bize verdiği bilgilerden yola çıkarak daha dikkatli bir şekilde davrandık. Daha sonra çadırımı kurmak için suya yakın güzel ağaçlık bir alanda 15 dakika süren çalışma sonrasında çadırı kurduk. Biz iki arkadaş çadırı kurarken diğer iki arkadaşta semaverde çayı demlerken mangalı da yaktı. Sonrasında yiyeceklerimizi da hazırladıktan sonra bir süre soluklandık ve yemeklerimizi yedik.
ÇEŞME VE SAYISI ARTIRILMALI
Yemekten sonra bulaşık işi vardı. En güzel yanı da buydu. İki arkadaş diğer ağabeyin bize tarif ettiği suyu (çeşme) aramaya başladık. Ağabey ile sohbet ettiğimiz yer ile bize çeşmenin yerini tarif ettiği alanda bayağı bir arandık, bulamadık. Sonrasında herkes tarafından bilinen o eski dağ çeşmelerinden birini gördük ve oraya doğru yürüdük. Kamp yaptığımız alan ile çeşmenin arası yaklaşık olarak 1 kilometre vardı. Sandıklı Belediyesi veya konunun muhatabı olan müdürlüklerimiz çeşmelerin sayısını artırmalı. Öğrendiğimiz kadarıyla piknik ve kamp alanında çeşme ve tuvalet sayısı bir hayli az. Tamam; Akdağ Tabiat Parkı alanı çok büyük kabul ediyoruz. Fakat insanların sürekli kullandığı alanda 2-3 çeşme yetersiz kalıyor. Tuvalet sayısı ise bayağı bir az. Yapımı süren tuvalet var fakat onunla birlikte 4 tuvalet daha lazım.
KAMPIN DA ADABI VAR
Bulaşıkları bitirip tekrar çadırımızın yanına gelirken kampla ve piknikle ilgili birçok şey daha öğrendim. ‘Çevremizi temiz tutalım, yaktığımız ateşe dikkat edelim’ veya buna benzer kamu spotlarını vermeyeceğim. Çünkü bunlar art niyetli insanların yaptığı ve yapacağı davranışlar. Dikkatimi çeken şeyler insanlar (gerçekten insan olanlar) parka gelirken yanında getirdiği ihtiyaç fazlası olan hemen tüketilmesi gerekmeyen gıdaları, su şişesi veya kamp araç gereci gibi şeyleri ağaçlara asıyor. Fakat bunun bile bir adabı varmış. Alanda yaşayan ve geceleri beslenmek üzere ya da su içmek üzere parka inen yabani hayvanlar bu ağaca asılan gıda maddelerine ulaşamayacak, ama insanların da rahat bir şekilde alabileceği bir yüksekliğe asılıyor.
Arkadaşlarla yemeğimizi yedikten sonra oyun kısmına geçtiğimizde de ışıklandırma ve kamp ateşi işini çözdük. Baktık hava serin ikinci kamp ateşini yaktık. Masanın bir tarafında bir ateş bir tarafında bir ateş yakarak hem ısınma hem de ışıklandırmaya katkı yaptık. Sonrasında kamp ateşinin birinin bir kısmına patates gömerek çayımızı yudumlamaya başladık. Gecenin ilerleyen saatlerinde is eşliğinde oturarak, oyun oynadık, sohbet ettik.
KORKU BAŞKA BİR ŞEY
Kamp alanında ışıklandırma biraz ufak kalınca etrafımızda zifiri karanlık hakimdi. Biz de küçük ama etkili bir ışıklandırma ile sağımızı solumuzu kontrol ettik. Arkadaşlar arasında; ses duyduğunda ışıkla sesin geldiği yeri kontrol ettik. Bu ağaçtan düşen kozalaklardan da kaynaklı olsa bile kontrolü bırakmadık. En ufak seste, sağımızı solumuzu kontrol ettik. Çünkü domuz gelme olasılığı ile korkuyorduk ve domuzdan kurtulmak için her hangi bir savunma aracımız yoktu. Ya da buna benzer her hangi bir hayvan gelme olasılığı rahatsızlık veriyordu.
KANYONA AZ KALMIŞTI
İlerleyen saatlerde çadıra geçerek sohbetimize ve oyunumuza devam ettik. Şafak sökerken uykularımızın gelmiş ve uyamaya karar vermiştik. Fakat havanın soğuk olacağını da bilsek de bir takım aksaklıklardan dolayı fazla kışlık kıyafet takviyesi yapmamıştık. Gece biraz soğuk olsa da büzüşerek de olsa uyuduk. Arkadaşlar geç yatmamıza rağmen erkenden uyanırken ben onların uyandığı saatlerde uyumaya başladım ve öğlen saatlerinde uyandım. Bir ara hepimiz uyuduğu bir esnada çan sesleri duyduk. Çan sesini çıkaran inekler çadıra vurdukça hepimiz uyandık. İki arkadaş çadıra vurarak ineklerin uzaklaşmasını sağladı. Yatarken de çok fazla kafa ağrım olduğu için uyandığımda ilacımı attım ve başımın ağrısını kesmeyi başardım. Öğlen saatlerinde kahvaltımızı yaparak saat 15.30 civarında Tokalı Kanyona doğru yola çıkacaktık. Bunun için toparlandık ve hazırlığımızı yaparak yola çıktık. Uzun ince bir yolda ortalama 6-7 kilometre düşük hızda ilerledik. İki yerde aracı durdurduk ve araçtan indik. Araç yüksekliği diğer araçlara göre biraz daha yüksek olduğu için fazla zorlamadan yol bitene kadar kanyona yaklaştık. Ortalama 6 bin adım atarak belirli bir yere kadar geldik. Fakat hem yorulmuş hem de mola vermiştik. Molamızda hemen bir ateş yakarak o meşhur isli demlikle çayımızı demledik. Birer ikişer bardak çayımızı içerken yağmur başladı. Karar vermemiz gerekiyordu. Karanlığa kalmadan da geri dönmek gerekirdi. Çünkü kanyonun sonunu ne zaman göreceğimizi bilmiyorduk. Aslında dağların ve sudaki taşlardan az kaldığını anlamıştık. Fakat geri dönmek için en az 2 saat daha yürümemiz gerekiyordu. İşin açıkçası suyun soğukluğu da beni rahatsız etmişti. Dönüş yoluna geçtik ve bir süre yürüdük. Arkadaşlardan birisi kayadan kayaya atlarken ayağı kaydı ve biraz ıslak bir düşüş geçirdi. Bu sırada işaret parmağından yaralandığını fark ettik. İlkyardım çantasından çıkardığımızı malzemelerle arkadaşın parmağına pansuman yaptıktan sonra yolumuza devam ettik. Yolda gördüğümüz parçalanmış ağaçlar ve bazı hayvan kemikleri de endişelenmemizi sağladı. Arkadaşın birisi ağaçları domuzların parçaladığını, kemiklerin geyiklere ait olduğunu ve domuzlar tarafından geyiklerin yendiğini söyledi. Yolumuzu bitirerek aracın yanına sağ salim geldik. Burada bir kez daha mola verdik. Daha önce ateş yakılmış olan taşları düzelterek bir ateş daha yakarak bir öğünümüzü daha geçirdik. Aracın bir tekerinin solduğunu fark ettik. Araçta yer açılması için stepneyi ve gereklerini evde bırakmıştık. Lastik tamamen solmadan Sandıklı’ya inmemiz gerekiyordu. Acele ederek tekrar Akdağ’a oradan da Sandıklı’ya indik.
Kampımızı da böylelikle tamamlamış olduk. Akdağ Tabiat Parkı’nda emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum. Bizler çalışanların ne zor şartlarda çalıştığını biliyoruz. Fakat hizmet insan içindir. Eksikleri de bir şekilde yönetimlere ileterek çözüme kavuşmasını sağlamamız gerekiyor. Sürçü lisan ettiysek affola…

Devamını Oku

KEÇİLER SABIRLARI ZORLUYOR

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Basketbol’da yaşananlar, spor kamuoyundan olumsuz tepki almaya başladı. Takımın sahada göstermeye çalıştığı performans tamam. Ama galibiyet olmaması da seyirciyi rahatsız ediyor. Tüm bunların üzerine bir de Tyrus McGee ve Marcos Knight’ın gitmesi Spor Basını’nın ortak tepkisini de neden oldu. Bizim de içinde bulunduğumuz Spor Basını’nın Basketbol takımında yaşananlarla ilgili görüşleri şöyle:
Keçilerin Özrü Kabahatinden beter………
Süper Ligden düşme tehlikesi yaşayan Afyon Belediye Basketbol takımının iki oyuncusu yönetim kurulunu kandırıp kendilerini boşa çıkarttı.  Kulüp yönetimi, Sosyal medya açıklaması ile işi geçiştirmeye çalıştı.
Tahincioğlu Basketbol Süper ligde mücadele eden Afyon Belediye Spor, ligde oynadığı 13 maçtan normal sürede 3, uzatmada1 olmak üzere toplamda 4galibiyetalabildi. Takım 9mağlubiyetle 14. haftayı geride bırakırken 16 puan topladı ve ligin 13. Sırasında yer aldı.
EVİNDE OYNADIĞI 6 MAÇTAN
SADECE 2’SİNDE GALİBİYET ALDI…
Tüm Afyon halkının ve il protokolünün büyük desteğini arkasına almış Basketbol takımı sezon başında oldukça iddialı idi. Ancak ilk 6 haftada sadece tek galibiyet alması bu günlerin habercisi olmuştu.
Bugüne kadar başarısızlık ve kötü tabloya rağmen salonu sürekli dolduran taraftar basketbol kulübünden desteğini hiç eksik etmeyip takımın arkasında durdu.
Kulübünçok önemli iki oyuncusuTyrus McGee ve Marcos Knight gecikmişalacaklarınınocak ayında ödenmesini kabul ettiklerini kulüp yönetimine sözlü olarak beyan etmiş olmalarına rağmen sözleşmelerinden doğan haklarını kullanarak Afyon Belediye kulübünden ayrılmaları taraftarın sabrını tüketti.
Keçiler oynayacağı 4-5 maçı kazanmış olsa ligi hedeflediği yerde bitirme şansı olabilecekken kaybettiği oyuncular nedeniyle hem maddi olarak zarara girdi,hem de yerlerine transfer gerçekleştirmeleri mümkün olmayacağı için takımı büyük riske soktular.
Parkedeki başarısızlığa yönetim hataları eklenince taraftar bu duruma sert tepki gösterdi.
Taraftar “Para belediyeden, Otel belediyeden yapacakları doğru düzgün sözleşme… Şık şık takım giyip ortada gezinen profesyonel ekibe ve oyunculara cömert davranan yönetim, Afyon’un hayallerini ve kazanımlarını hafife almamalı” fikrinde birleşiyor.
MORAL VERMEYE
GİTTİLER-MORALLERİ BOZULDU
Afyon’u tarihinde ilk kez Süper Ligde yer alan basketbol takımına kavuşturan Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ve Vali Mustafa Tutulmaz daha önce planlanmış olmamasına rağmen takıma moral ziyaret gerçekleştirdikleri Perşembe gecesi, bu tatsız olayı öğrendiler.
İlimizdeki profesyonel futbol, basketbol ve voleybol kulüplerineçok büyük destek veren Vali Tutulmaz ve Başkan Çoban tesislerden moralsiz ayrıldılar.
Bunca problem yaşanırken Cuma günü üç beş kelimelik sosyal medya mesajı ile durumu kurtardıklarını zanneden Basketbol Yönetim Kurulu Üyeleri “Özrü Kabahatinden Beter”  dedirtti.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.