Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Hayriye Caner
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

İSMET İNÖNÜ

25 aralık 1973’de vefat eden İsmet İnönü, 24 Eylül 1884’te İzmir’de doğdu. Babası Malatyalı Kürümoğulları’ndan Hacı Reşid Bey, annesi Rumelili Cevriye Temelli Hanım’dır. İzmir adliyesinde memur olan babası 1890 yılı başında Sivas’a tayin edildiği için Mustafa İsmet burada mahalle mektebine başladı. 1892’de girdiği Sivas Askerî Rüşdiyesi’nden 1895’te mezun oldu. Erkân-ı Harbiyye’den 1906’da mezun olan Mustafa İsmet, aynı yılın ekim ayında yüzbaşı rütbesiyle Edirne’deki 2. Ordu’nun 8. Alay’ında göreve başladı. 1907 yılının son aylarında İttihat ve Terakkî Cemiyeti’ne üye oldu. 1909’da bir süre Harekât Ordusu 2. Süvari Tümeni Karargâhı’nda çalıştı. 1910-1913 yılları arasında Yemen’de 7. Ordu’da hizmet gördü. Balkan Harbi’nde Çatalca’daki sağ cenah kumandanlığı emrine verildi. 8-29 Ekim 1913’te İstanbul’da toplanan barış konferansına Cemal Paşa’nın yanında askerî müşavir yardımcısı olarak katıldı. 1915’te Çanakkale’de bulunan 2. Ordu kurmay başkanlığına tayin edildi ve aynı yıl miralay oldu. Görev aldığı 2. Ordu’da yapılan plan değişikliği gereğince doğu cephesine sevkedildi.
İsmet Bey, 2. Ordu’nun yeni karargâhı Diyarbekir’e hareketinden önce İstanbul’da Mevhibe Hanım ile 1916 kışında evlendi. Mustafa Kemal Paşa 2. Ordu kumandan vekili olunca İsmet Bey de onun teklifiyle 12 Ocak 1917’de 4. Kolordu kumandanlığına getirildi. 1917’de önce Filistin cephesinde 20. Kolordu kumandanlığına, arkasından 3. Kolordu kumandanlığına tayin edilen İsmet Bey, daha sonra Halep’te oluşturulan yeni orduya 3. Kolordu kumandanı olarak gönderildi. Ekim 1918 başında rahatsızlanarak tedavi için İstanbul’a gitti. Sadrazam ve Harbiye Nâzırı Ahmed İzzet Paşa kabinesinin teşkili üzerine 24 Ekim 1918’de Harbiye Nezâreti müsteşarlığına tayin edildiyse de hükümet bir ay sonra çekilince görevinden ayrıldı. İsmet Bey’e I. Dünya Savaşı’ndaki hizmetlerinden dolayı dört yıllık sefer kıdemi verildi, ayrıca on bir nişan ve madalya ile ödüllendirildi.
İstanbul’un resmen işgali, son Osmanlı Meclis-i Meb‘ûsanı’nın dağıtılması ve bazı subay ve aydınların Malta’ya sürülmesi üzerine Mustafa Kemal tarafından Ankara’ya davet edildi. Ankara’da 23 Nisan 1920’de açılan Büyük Millet Meclisi’ne Edirne mebusu olarak katıldı ve Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye vekili oldu. Bu sırada İstanbul’da kurulan dîvânıharp tarafından gıyabında idam cezasına çarptırıldı. 25 Ekim 1920’de Ali Fuad Bey’in (Cebesoy) yerine Batı cephesi kuzey kesimi kumandanlığına tayin edildi. Kuvâ-yi Milliye kumandanı Çerkez Ethem ile anlaşmazlığa düşünce Çerkez Ethem kuvvetleri dağıtıldı. I. İnönü Savaşı’nda Yunanlılar durduruldu. 1 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi İsmet Bey’e mirlivâlık rütbesi verdi. II. İnönü Savaşı’nda Yunan kuvvetleri ric‘ata mecbur edildi. Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra 31 Ağustos 1922’de ferikliğe terfi etti.
Millî Mücadele’nin kazanılmasının ardından Mudanya Mütarekesi müzakerelerine Türk heyeti başkanı olarak katılan İsmet Paşa, Lozan Barış Konferansı’nda da Türkiye’yi temsil etmek üzere 26 Ekim 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Hariciye vekilliğine, 2 Kasım’da da murahhas heyeti başkanlığına seçildi. Konferans müzakerelerinde ve Lozan Antlaşması’nın imzalanması aşamasında Başvekil Rauf Bey’le (Orbay) ters düştü.
11 Ağustos 1923’te çalışmalarına başlayan ikinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Malatya mebusu olarak girdi. Yeni meclis Lozan Barış Antlaşması’nı onayladı (23 Ağustos 1923). Cumhuriyet’in ilân edilmesinden sonra cumhurbaşkanı seçilen Gazi Mustafa Kemal Paşa, ilk cumhuriyet hükümetini kurma görevini İsmet Paşa’ya verdi (30 Ekim 1923). İsmet Paşa ayrıca Hariciye vekilliği görevini de üstlendi. 1 Eylül 1923’te kurulan Halk Fırkası başkanlığına da vekâleten tayin edildi (19 Kasım 1923). Bu arada gündeme gelen hilâfet meselesinde İsmet Paşa, Halk Fırkası grubunda yaptığı konuşmada açıkça bu kuruma karşı olduğunu açıkladı. Ağa Han ve Emîr Ali imzasıyla Londra’dan İsmet Paşa’ya gönderilen ve halifeliğin kaldırılmamasını isteyen mektupların başvekilin eline geçmeden önce bazı İstanbul gazetelerinde yayımlanması hükümeti harekete geçirdi. İsmet Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan gizli oturumda bu mektupları yayımlayanlar hakkında işlem yapmak üzere bir istiklâl mahkemesinin kurulmasını teklif etti. Mahkeme, mektupları yayımlayan gazetelerin sorumlularını çeşitli cezalara çarptırdı. Halife Abdülmecid Efendi’nin geleceği konusundaki tartışmalar, bu makamın kaldırılması ve Osmanlı hânedanı mensuplarının yurt dışına gönderilmesiyle sonuçlandı (3 Mart 1924).
İsmet Paşa’nın uygulamaları, Millî Mücadele’ye katılan ve hilâfetin kaldırılmasına karşı olan bazı kumandanlarla arasının açılmasına yol açtı. Hem askerlik hem de milletvekilliği görevini sürdürenlerden iki görevden birini tercih etmeleri istendi. Askerlikten ayrılanlar, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurarak İsmet Paşa hükümetine karşı örgütlü muhalefeti oluşturdular. Muhalefet partisinin kısa zamanda ülke çapında etkili olmaya başlaması İsmet Paşa’yı endişelendirdi. Yeni rejimi güçlü temeller üzerine oturtmak için Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan otoriter tedbirlere başvurma yetkisi istedi. İsteği kabul edilmeyince başvekillikten istifa etti (21 Kasım 1924), yerine Fethi Bey (Okyar) tayin edildi. Doğuda Şeyh Said isyanının çıkması ve hükümetin bunu bastıramaması üzerine Fethi Bey görevinden ayrıldı ve yerine İsmet Paşa getirildi (3 Mart 1925). İsmet Paşa bir gün sonra Takrîr-i Sükûn Kanunu’nu ve biri isyan bölgesinde, diğeri Ankara’da olmak üzere iki istiklâl mahkemesi kurulmasını mecliste kabul ettirdi. Basına karşı sert tedbirler alındı ve birçok gazete kapatıldı. Doğu illerinde sıkıyönetim ilân edildi. Şeyh Said ve bazı arkadaşları yakalandı. İsyan bastırıldıktan sonra Doğu (Diyarbekir) İstiklâl Mahkemesi’nin isteğiyle görev bölgesi içindeki Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası şubeleri (25 Mayıs) ve nihayet parti (3 Haziran) Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. Böylece muhalefeti susturan İsmet Paşa 1937 yılına kadar başvekil olarak iktidarda kaldı. Pek çok inkılâp bu dönemde yapıldı.
24 Kasım 1934’te Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal Paşa’ya özel bir kanunla Atatürk soyadını verdiğinde Atatürk de İsmet Paşa’ya İnönü soyadını uygun gördü. 1937 yılının Eylül ayında İnönü ile Atatürk’ün anlaşmazlığı gün yüzüne çıktı. Hükümetin devletçi uygulamalarını ve ekonomik siyasetini başarısız bulan Atatürk’ün yönetim tarzı ve hükümet tasarruflarına müdahaleleri gerginliği arttırdı. Hükümet, bütün devlet imkânlarına rağmen ekonomik yapıda bir hamle geliştiremeyince İnönü’den görevden çekilmesi istendi. 20 Eylül 1937’de İnönü izin alarak görevinden ayrıldı, ardından resmen istifa ettiğini bildirdi. Cumhuriyet Halk Partisi başkan vekilliğinden de alınan İnönü Malatya milletvekili olarak görevini sürdürdü.
Atatürk’ün ölümü üzerine 11 Kasım 1938’de toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi İnönü’yü cumhurbaşkanı seçti. Aynı zamanda 26 Aralık 1938’de Cumhuriyet Halk Partisi olağan üstü kongresinde “değişmez genel başkan” seçildi. Cumhurbaşkanlığı süresince “millî şef” olarak nitelenen İnönü mutlak yetkilerle devleti yönetti. Yeni bir ekip oluşturdu. Okullarda ders programları değiştirildi. Paralardan Atatürk’ün resimleri kaldırılıp İnönü’nün resimleri kondu. Diğer taraftan sert bir ekonomik ve sosyal politika uygulanarak hiçbir konuda tâviz verilmedi. 1950 yılına kadar süren millî şef dönemi muhaliflerine göre “devr-i İsmet”ti.
İcraatlarının bazıları bugün bile tartışma konusu olan ve 25 Aralık 1973’te Ankara’da ölen İnönü 27 Aralık günü devlet töreniyle Anıtkabir’e defnedildi.

YAZARLAR

TÜMÜ

SON HABERLER