DOLAR 18,6385 0%
EURO 19,6091 0.45%
ALTIN 1.068,450,69
BITCOIN 313614-0,92%
Afyonkarahisar

KAPALI

06:35

İMSAK'A KALAN SÜRE

Murat Arısoy

Murat Arısoy

01 Şubat 2018 Perşembe

SEVGİ İLE KALIN – Kocatepe Gazetesi

0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 1 Şubat 2018 Perşembe 13:45:21
 

2010 yılının Mart ayının son haftası idi. Gazeteniz Kocatepe’de göreve başlamış, ilk köşe yazısını da yayınlanmak üzere hazırlamıştım.
O günden bu yana yaklaşık 8 yıl geçmiş.
***
Gazete 3’te, şimdi Afyon Kocatepe Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Taner Tükelay’ın teşviki ile yazmaya çalıştığım köşe yazılarının genel başlığı “İLET-işim”di.
Kocatepe Gazetesi’nde ise aynı ismi kullanmak yerine daha geniş bir değerlendirme yapabilmek için “Günebakan” olarak belirledik köşe başlığını.
Güncel gelişmelerin nabzını tutacaktım, bu konuda başarılı oldum mu; bilmiyorum.
Tabii muhabirin görevi sadece “muharrir”lik değil.
Muhabirin esası, haber yazmak ve bilgi almak.
Bu bilgileri kamuoyunun yararı için kullanmaya, haberleri de bu doğrultuda yazmaya çalıştım.
Bir katkım olduysa ne mutlu.
***
Kocatepe’ye ilk başladığımda, Gazete Sahibi Sezer Küçükkurt, gazetedeki habercilik ilkesini net bir şekilde açıklamıştı:
“Milli ve manevi değerleri önemsiyoruz, milli ve manevi değerlerimiz hakkında haber ve yazılar yazıyoruz; bunun yanı sıra vatandaşın derdini, sorununu da gündeme getiriyoruz.”
Bu ilkeler doğrultusunda merhum Oktay Sinanoğlu’nun dediği gibi, hem aklım hem gönlüm çalıştı.
***
Tebessüm Öğretmeni, Mavi Nefte, Büyüyünce Milletvekili Olacağım, Muhabirliğin Gümüş Kuralları ve Dar Gelire Dair Hezeyanları, Kocatepe Ailesi’nde görev yaparken yayınlama fırsatı buldum.
***
Kocatepe’de İbrahim Küçükkurt, Şükrü Küçükkurt gibi iki önemli duayeni tanıma imkanına eriştim.
Muhabirliğin Gümüş Kuralları’nda İbrahim Küçükkurt’un yerel gazeteciler için neden örnek alınması gerektiğini de vurgulamak istedim.
***
Afyonkarahisar’ın önde gelen isimlerini, arka plandaki kişileri, çok kitap okuyanları, şehir sevdalılarını, çalışkanları, proje üretenleri, güleryüzlüleri tanıdım.
Her tanıdığımdan da yeni fikirler öğrendim.
Bu süreçte, Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği ile dernekçiliğin ne olduğunu anladım.
***
Bu ailede yer almak, güzel ve her muhabirin yaşaması gereken bir duygu.
Bir yerel gazetecilik okulu olan Kocatepe Gazetesi’nde şu an için son yazımı okuyorsunuz.
***
Durun canım, hemen karalar bağlayıp “Muratsız yapamayız, eyvah” demeyin.
Allah nasip ederse Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası’nda buluşur ve sohbet ederiz.
***
Veli Cengiz Hoca’nın üslubu ile bitireyim:
Sevgi ile kalın.

Devamını Oku

HAKİKİ DOST ARARSAN ABD’YE BAKMA

0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 26 Ocak 2018 Cuma 22:22:30
 

Hafta içinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’nin Afrin bölgesine yönelik başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı’na destek için bir bildiri yayınlandı. Bildirinin başlığı, “Türkiye’nin terörle haklı mücadelesini destekliyoruz” olarak tercih edilmiş.
Bu bildirgeye destek verilmesi bağlamında çağrılar yapıldı. Bildiriyi okudum. Yaklaşım tarzı ve üslup olarak hatalı geldiği için imzalamadım.
Daha başlangıçta hata var bana göre. “Türkiye’nin terörle haklı mücadelesini destekliyoruz” cümlesi “çeviri” gibi geliyor kulağa. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyım, elbette devletimin yanında olacağım.
Bir yangın var. O yangın evimizde. Biz yangını söndüreceğimize “Evin ve ev halkının yanındayız” mı deriz?
Bu bildirgedeki başlık da bence aynı.
Ayrıca illa böyle bir başlık belirlenecekse “Türkiye” yerine hiç değilse “Ülkemiz” denilemez mi?
Bildirgedeki ikinci sıkıntılı konu ise, alakası olsun olmasın NATO vurgusu yapılması ve ABD’ye ‘Biz senin dostunduk ama, niye böyle şeyler yapıyorsun” gibi bir serzenişte bulunulması:
“Öncelikle Türkiye, 1946 yılından bugüne demokrasisinin güçlendirme yönünde büyük başarılara imza atmış bir bölge ülkesidir.  Bölgenin tek çok partili işleyen demokrasisidir. Bu temelde ülkemiz, 1952 yılından bu yana NATO üyesi olarak 65 yıldır örgüt üyesi ülkelerle müttefiklik ilişkisine sahiptir. Yine diğer bölge ülkeleri ile mukayese edilmeyecek düzeyde bir sivil toplum yapısına, serbest piyasa ekonomisi yapılanmasına ve eğitim kapasitesine sahip bulunmaktadır.”
NATO, Türkiye’de uzun zamandır iç operasyon yapan Özel Harp Dairesi’nin yöneticisi değil mi? NATO toplantılarında hem Türkiye’nin toprak bütünlüğünü, hem Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, hem Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan birçok söylem ve tablo ile karşılaşmadık mı? Niye hâlâ NATO vurgusu? Biz kendi haklılığımızı neden NATO ile anlatmak zorunda kalalım? Bu metin mesela Avrupa’da yayınlanacaksa ‘Sizin sınır güvenliğiniz tehdit altında olsa ne yapardınız’ diye sorulması daha vurucu olmaz mı?
Metindeki bir başka hatalı yaklaşım, Amerika Birleşik Devletleri ile ilgili:
“PYD terör örgütüne, ABD, bizzat kendi yetkililerinin açıklamalarına göre 3000 tır silah (yaklaşık 2,2 milyar dolar)  yardımında bulunmuştur. Yine ABD’li yetkililer bölgede bu örgüte dayalı olarak bir ordu kurulacağını açıklamıştır.  Fiilen Türkiye’ye karşı saldırılarını sürdürmekte olan bir örgüte yapılan silah yardımı ve verilen askeri eğitim doğrudan ülkemize yönelik bir tehdittir. Alınan askeri malzeme Türkiye de emniyet güçlerine yönelik saldırılarda kullanılmakta ve eğitilen teröristler bu saldırılarda kullanılmaktadır. Bu durumun Türkiye kamuoyu tarafından hoş karşılanması mümkün değildir.”
Amerika Birleşik Devletleri, sadece 1 yıl içinde mi PKK ve türevlerine yardım etti? Bunun cevabı net olarak hayır! Defalarca ABD’nin PKK ve türevlerine, İran’da PJAK’a yardım ettiği biliniyor.
Metindeki üçüncü hata, terör elebaşısı Abdulah Öcalan’dan “öncü” ve “lider” gibi kelimelerle bahsedilmesi. Teröre karşı bir bildirinin kaleme daha dikkatli alınması gerekirdi.

Devamını Oku

1 MART VE ZEYTİN DALI

0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 23 Ocak 2018 Salı 13:42:18
 

Türkiye Cumhuriyet Devleti, kendi sınırlarını korumak için büyük bir harekât başladı: Zeytin Dalı Harekâtı.
Bu Harekât ile benim gördüğüm birkaç mesaj veriliyor:
-Bölücü terör örgütü, Türkiye’nin sınır güvenliğini tehdit edemez. Tehdit etmeye kalkarsa, kalktığı yerden başı ezilir.
-Bölücü terör örgütünün hamisi devletler, 1 değil 1000 tır ile bölücü örgüte destek verseler, Türk Devleti yine pes etmez.
-Türk Devleti, hangi ülke dost, hangi ülke düşman, hangi ülke ikircikli, farkında.
-Türk Devleti, 15 Temmuz 2016’daki Fetullahçı Terör Örgütü’nün hain darbe girişimine bertaraf ettikten kısa bir süre sonra Suriye’nin kuzeyindeki terör barınaklarına operasyon düzenleyerek “Ben buradayım” dedi. Afrin’de “Ben buradayım” deniliyor.
-Harekâtlar, FETÖ’cülerin Ergenekon kumpaslarından 15 Temmuz’a uzanan süreçte hayata geçirmek istedikleri “Ordusu ile küs millet” olgusunu da tersine çeviriyor. Türk Milleti, Mehmetçiği bağrına basıyor, Mehmetçik için dua ediyor.
***
Zeytin Dalı Harekâtı, aynı zamanda “22 Müslüman ülkenin sınırlarının değişeceği” iddia edilen Büyük Ortadoğu Projesi’nin de Türk Devleti tarafından kabul edilmediğini gösteriyor. Burada bazı yorumcuların eleştirilerine kulak verelim:
Meselâ “büyük komplo teorisyeni” olarak bilinen; bununla birlikte İstanbul’un Eski Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile Ankara’nın Eski Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in görevlerinden istifa etmek zorunda kalacaklarını, istifalardan 1 yıl önce kamuoyuna bildiren Erol Mütercimler, Afrin’e yönelik Harekât’a farklı açıdan bakmış. Mütercimler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’yi bilhassa Suriye’ye çektiğini; Türkiye Suriye’deki teröristlerle uğraşırken iç cephede karışıklık planlandığını öne sürüyor. Bu bir uyarı.
Mütercimler’in uyarısı dikkate alınmalı; fakat katılmadığım bir yön var.
Hangi devlet “Eyvah, tehdit gelecekmiş. O zaman oturayım oturduğum yerde” der?
Devlet, Zeytin Dalı Harekatı sürdürürken, bir taraftan da iç güvenlik tedbirlerini alır.
Adım atılmasa, sınırın öte tarafında da güvenlik zafiyeti yaşanacak.
***
Bazı çevreler, 1 Mart 2003’teki Tezkere’ye karşı çıkanların, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından gerçekleştirilen son harekâtlara da karşı çıkması gerektiğini savunuyor. Burada ya ciddi bir kafa karışıklığı var; ya da “Devletin her adımı kötü”dür gibi bir artniyet hâkim.
Hatırlayalım: 1 Mart 2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından reddedilen Tezkere, Irak’ı işgal etmek isteyen Amerika Birleşik Devletleri’nin 90 bin askerinin Türkiye’de konuşlanmasını öngörüyor; her havaalanının neredeyse bir Amerikan üssü gibi kullanılmasını içeriyordu. Gazi Meclis, bu işgal Tezkeresi’ni reddetti.
1 Mart Tezkeresi, Irak ile Türkiye’nin aynı anda “ele geçirilmesi” metni idi.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gerçekleştirdiği son harekâtlar ise Suriye’nin kuzeyinde, Irak’taki kukla devletin devamı niteliğinde oluşturulmak istenen yeni kukla devletin önlenmesine yönelik bir girişim.
1 Mart Tezkeresi, Irak’ı hedef alırken, Türkiye’nin harekâtlarında Suriye’nin toprak bütünlüğü vurgusu yapılıyor.
Sözün kısası, 1 Mart Tezkeresi’nde Amerikan emperyalizmine karşı olanların Türkiye’nin emperyalizmin dayattığı teröre karşı düzenlediği harekâtlara destek vermesi doğal, hatta gerekli.

Devamını Oku

ULAŞIMA DAİR BİRKAÇ MADDE

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dün ulaşım hakkında yaşanan sıkıntıların madde madde yazmayı düşündüğümü belirtmiştim.
Şimdi benim penceremden ulaşımda yaşanan sıkıntıları yazıyorum. ‘Benim penceremden’ diye ısrarla yazıyorum ki bu yazının öznel olduğunun altını çizeyim:
1) Afyonkarahisar’da toplu ulaşım fiyatları, normalin üzerine. 2 lira 25 kuruş. Büyükşehirlerin çoğunda 2 buçuk lira olan ulaşımın Afyonkarahisar’da 2 lira 25 kuruş olması, doğru bir yaklaşım değil.
2) Halk otobüsünü firmasının Belediye Meclisi’nden istediği zam doğrultusunda Şoförler Odası da dolmuş ücretlerine zam yapıyor. Oysa halk otobüsü firması da dolmuşçulara ait. Halk otobüsü 2 lira 25 kuruşluk ücretle ulaşımı sağlıyorsa, dolmuşların da aynı fiyatta olması gerekmiyor.
3) Belediye Meclisi Trafik Komisyonu Başkanı M. Emin Birliktir, bir Belediye Meclisi toplantısında ortalama bir dolmuşta aylık 4 bin lira kazanıldığını söylemişti. Bu olgu bile dolmuş ücretlerine şu aşamada zam yapılmasa da esnafın kendini kurtarabileceğini gösteriyor.
4) Halk otobüsü firmasının da minibüslerin de şoförlerinin vatandaşa bakışı, gerçek bir esnaf gibi değil. Meselâ bir bakkala gittiğimizde “Buyrun efendim, Allah bereket versin efendim” sözlerini duyarken, halk otobüsü ya da dolmuşa bindiğimizde böyle sözler duyamıyoruz. Hatta yolcu argo kelimelerin de sarf edildiği telsiz konuşmalarını duymak zorunda bırakılıyor.
5) Halk otobüsünün duraklara geç gelmeye başladığı ile ilgili şikâyetler, gazetelere geldiği kadar yöneticilere de geliyordur elbette. Peki ya minibüslere ne diyeceğiz? Şehrimizin bir yöneticisi, bir gün makam aracından inip de meselâ Park Afyon Alışveriş Merkezi’nin önünde ve karşısında bekleyen minibüslere binse, yönetimiz görecek ki 20 dakikayı bulan bekleme süreleri var. Neden beklendiğini soran müşteriye ters ters bakmalar, sert çıkmalar ya da muhatap almamalar da cabası.
6) Gece yolculuğu ise başka bir sorun. Gece saat 12’den sonra hiçbir dolmuş çalışmıyor; halk otobüsü de Otogar ile şehir merkezi arasında saatte bir tur tamamlıyor. O bir saati tutturabilirseniz ne âlâ; tutturamazsanız yürüyün isterseniz!
7) Gelelim taksi ücretlerine: Afyonkarahisar’da taksi tarifesi 4 liradan açılıyor; her kilometre başına da 4 lira alınıyor. Bu normal geliyorsa, meselâ İstanbul’da açış ücreti ile her kilometre başına eklenen ücreti kıyaslayın. İstanbul uzak ise, başka şehirlerle de mukayese edilebilir. Afyonkarahisar ölçeğinde bir vilayette hem açış ücreti, hem de kilometre başına alınan ücret fazladır.
Maddeleri artırabiliriz.
Mühim olan, bir şehir kültürü içinde kimsenin kimseye üstün kılınmadığı bir trafik dizgesinin oluşmasını sağlamaktır.

Devamını Oku

“GECE YOLCULUĞU”NA CEVAP – Kocatepe Gazetesi

0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 19 Ocak 2018 Cuma 14:40:59
 

21 Aralık 2017 tarihinde bu köşede “Gece Yolculuğuna Dair Birkaç Not” başlıklı bir yazı yayınlanmıştı. O yazıda özetle şöyle demiştim:
“Halk otobüsü, Karayolları Kavşağı’ndan gece 01’de mi geçiyordu, 01:30’da mı? 01’de geçiyorsa şehirlerarası otobüse yetişme imkanım yoktu. Saat 01:30’da geçiyorsa yine İzmir için hareket vaktine yetişip yetişmeyeceğim meçhuldü.
Peki Karayolları Kavşağı’na gitmesem de Kurtuluş Caddesi’nde gezinsem, otogara yetişebilir miydim?
Hayır.
Çünkü otogara gece giden halk otobüsleri, ya Yoğurt Pazarı’ndan Bankalar Caddesi’ne doğru gidiyordu, ya da Karayolları Kavşağı’ndan Şuhut Yolu istikametinde ilerliyordu.
Sonuç olarak, otogara taksiyle gitmeye karar verdim.
Afyonkarahisar-İzmir arası otobüs biletinin fiyatı 38 liraydı.
Arkeoloji Müzesi-otogar arası taksi tutmak 30 liraya mâl oldu.
Aradaki farkı verseydim de beni İzmir’e götürseydi taksi, bari…
İzmir’e giderken 38 lira veriyorum, otogara giderken 30 lira veriyorum.
Sizce de burada bir tuhaflık yok mu?”
Bu minvalde ilerleyen yazıya Afyonkarahisar Valiliği’nden, Vali Yardımcısı Erhan Günay imzasıyla bir cevap gönderildi.
Cevabı yorum katmadan yayınlıyorum:
“Gazetenizin 21 Aralık 2017 tarihli nüshasında Murat Arısoy tarafından kaleme alınan ve Gece Yolculuğuna Dair Birkaç Not başlığı ile yayınlanan köşe yazısı üzerine gerekli inceleme yapılmıştır.
Yapılan incelemede, İlimiz trafik düzeni, Minibüs ve Otobüs güzergâhları ile çalışma saatleriyle ilgili düzenlemelerin Afyonkarahisar Belediye Meclisi tarafından yapıldığı, vatandaşlarımızın ilimiz şehirlerarası terminali ve Devlet Hastanesine gece saatlerinde daha rahat ulaşımının sağlanması ve mağdur olmamaları adına Belediye Meclisi tarafından Özel halk otobüslerinin gece saatlerinde söz konusu yerlere çalışmalarına dair kararın alındığı, Aftaş firması tarafından ücretsiz servis hizmetinin verilmesi talebi ile ilgili firmanın özel şirket olması nedeniyle herhangi bir işlemin yapılamadığı,  ayrıca İlimizde Ticari taksi fiyat tarifelerinin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği tarafından belirlendiği, Arkeoloji Müzesinden otogara gidecek olan vatandaşımız, Arkeoloji Müzesi, İsmet İnönü Bulvarı, Atatürk Bulvarı, Maliye Kavşağı, Cahar Dudayev Bulvarı istikametini kullanarak otogara ulaştığında yaklaşık 7.1 kilometre yol kat etmekte olduğu, Arkeoloji Müzesi, Kurtuluş Caddesi, Birlik Caddesi, Alparslan Türkeş Köprüsü, Asiye Sultan Caddesi, Adnan Kahveci Bulvarını kullanarak otogara ulaştığında ise yaklaşık 7 kilometre mesafe kat ettiği Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği fiyat tarifesinde Taksimetre açılışının 4.00 TL, her kilometre için 4.00 TL ye göre hesaplama yapıldığında, 4 TL açılış ve her kilometre için 4 TL 7×4=28 TL olduğu, 28+4=32 TL gibi bir fiyatın çıktığı, Belediye Başkanlığının konu ile ilgili cevabi yazısından anlaşılmaktadır.”
Gönderilen cevap, bana meramımı iyi anlatamadığımı gösterdi. Çünkü cevap benim köşe yazısında yazdığım bilginin teknik olarak doğrulanmasından ibaret.
Demek ki meramımı daha anlaşılır ve belki madde madde yazmak durumundayım.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.