DOLAR 18,6522 0.05%
EURO 19,6981 0.49%
ALTIN 1.071,630,09
BITCOIN 3213592,54%
Afyonkarahisar
10°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

EŞEĞİN SESİ

ABONE OL
14 Eylül 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mevlana, bir gün medresesinde öğrencilerine ders verirken birara : “Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de, en çirkin ses eşeğin sesidir.” buyuruyor. ” Peki size göre o kadar hayvanın içerisinde eşeğin seçilmesindeki hikmeti nedir?” diye sordu.
Talebeleri, bu durumun açıklamasını kendisinin yapmasını rica ettiler. Mevlana:
“Her hayvanın kendisine mahsus bir zikri, tesbihi, iniltisi vardır. Mesela devenin böğürtüsü, aslanın kükremesi, av hayvanlarının inlemesi, sineklerin vızıltısı, arıların uğultusu onların zikirleridir. İnsanların tesbihi ve zikri olduğu gibi gökteki meleklerin de vardır. Halbuki biçare eşek sadece iki vakitte anırır. Birisi, cinsi yakınlık istediğinde, diğeri acıktığında.
Demek ki eşek, şehvetinin ve boğazının esiridir. Gönlünde Allah’a ait bir dava, bir sevda bulunmayan, sadece midesini ve şehvetini düşünen birisinin sesi Allah katında eşek sesi gibidir veya daha aşağıdır.”
Hayvandan daha aşağı ayetinin tokadı da her halde böyle olan insanların suratına inmektedir. İnsan hayatı; midesi, arzuları, zevkleri, sadece beşeri dertleri için yaşarsa; hayatında hiçbir ulvî gaye olmazsa, onun çıkardığı bütün sesler böyle bir akibetin habercisidir.
Mevlana, makam münasebeti ile bu dersi verirken, bir başka yerde de insana bu kadar hizmeti olan eşeğe eziyet edilmemesini, her mahlukun yemek ve şehevi istek mezuunda müşterek olduğunu anlatır. “Eğer, bu hayvan bu sebeple hakir görülürse, bu hisleri taşıyan her mahluk hakir görülmelidir.” der.
Mevlana Hazretleri, eşeğin o hallerinden, “İnsanlar böyle olmamalı.” manasına bir ders çıkarmış, eşeği levm etmemiştir. Yoksa o fıtratının gereğini yerine getirmektedir.
KÖTÜ ARKADAŞ
CEHENNEME GÖTÜRÜR
Kur’an-ı Kerim Müddessir suresinin 42. ayetinde insanı cehennemlik yapan sebeplerden birisini de kötü ve laubali arkadaşlarla birlikte olmak ve böylece onların hal ve hareketlerine iştirak etmek olarak tanıtmaktadır.
Kur’an-ı Kerim sapık ve imansız arkadaşlar tarafından yoldan çıkarılan kimselerin (kıyamet günü) pişmanlıklarını şöyle tasvir emektedir::
“O gün (nefsine ve başkalarına) zulmeden kimseler ellerini ısırarak şöyle der: Ah, keşke Peygamber’le birlikte bir yol edinmiş olsaydım! Vaah, yazıklar olsun bana, keşke filanı dost edinmeseydim! Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra, beni zikirden (Allah’ı hatırlamaktan) saptırmış oldu…” (Furkan,28-29)
Resul-i Ekrem (s.a.a) de arkadaş seçiminin önemini şu şekilde beyan etmektedir: “Kişi dostunun dini üzeredir; şu halde her biriniz kiminle dost olduğuna baksın.
Hz. Emir-ül Mu’minin Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Kötülerle oturmak, (insanın) iyi insanlar hakkında kötü zan beslemesine neden olur. İyilerle birlikte oturmaksa, kötüleri iyilere katar. İyilerin facirlerle (kötülük ehli olanlarla) oturması, onları facirlere katar. Kimin durumunu kestiremiyorsanız; dinini bilmiyorsanız, onun çevresine bakın. Eğer arkadaşları Allah’ın dinine bağlıysalar, o da Allah’ın dini üzeredir. Şayet arkadaşları Allah’tan başkasının dini üzere iseler, onun Allah’ın dininden nasipsiz olduğunu bilin. Çünkü Resulullah (s.a.a) şöyle derdi: “Allah ve âhiret gününe inanan bir kimse kafiri kardeş, faciri arkadaş edinmesin. Kim kafiri kardeş ya da faciri arkadaş edinse, facirdir, kafirdir.” (Bihar-ül Envar)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.