DOLAR 18,5550 0.15%
EURO 17,9636 -0.4%
ALTIN 979,14-0,83
BITCOIN 3585873,23%
Afyonkarahisar
21°

HAFİF YAĞMUR

13:01

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

İMAN İLE AMEL ARASINDAKİ İLİŞKİ

ABONE OL
18 Ağustos 2015 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 18 Ağustos 2015 Salı 03:00:00
  İman ve amel, bir bütünü oluşturan parçalar değil, ayrı ayrı şeylerdir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de: İnnellezine amenu ve amilus salihati ve egamus salate ve atevuz zekate lehum ecruhum inde rabbihim, ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn. “İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.” (Bakara 2/ 277; Bknz. Asr 103/ 3) buyrulmuş, bu ve buna benze âyetlerde amel, iman üzerine atfedilmiştir. Arapça gramer kuralına göre ancak ayrı ayrı manada olan şeyler birbirine atfedilebilirler. Daha açık bir ifade ile eğer amel imanın bir parçası olsaydı “İman edenler” ifadesinden sonra “sâlih amel işleyenler” denmesine gerek kalmazdı.
İman ettiği halde amel etmeyen, iyi ameli az fakat kötü ameli çok olan Müslüman Kâfir olmaz, sadece günah işlemiş olur. İman ile amel, ayrı ayrı şeyler olmakla beraber aralarında çok sıkı bir ilişki vardır. İyi ve Salih ameller, imanın kuvvetlenmesine, kötü amellerde imanın zayıflamasına sebep olur. İman ile beraber, güzel ahlaka sahip olmak ve Allah’a kulluk etmek, ibadet etmek gerekir.
İbadet imanın göstergesidir. Nasıl ki bakılmayan, sulanmayan ağaçlar zayıflar ve kurursa, ibadetle beslenmeyen imanlar da böyledir. İbadet etmeyenin, iyi ameller işlemeyen Müslümanların imanları da tıpkı bakılmayan ağaçlar gibi zayıflar. İman insanın kalbinde bir ışıktır, bir nurdur. İbadet etmeyen bir insanın kalbindeki bu nur ve ışık Allah korusun bir gün sönebilir. Milli şairimiz M. Akif Ersoy’un dediği gibi:
“İmandır o cevher ki, İlâhî ne büyüktür.
İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.”
İman ile amel ayrı ayrı şeyler olunca, akla şöyle bir soru gelir. Farz olan ibadetleri yapmamak, Allah’ın yasakladığı büyük günahları işlemek imanı nasıl etkiler? Başka bir ifade ile farz olan ibadetleri yapmayan ve büyük günah işleyen kimse imandan çıkar mı?
Bu konuda Ehl-i Sünnetin görüşü, farz olan ibadetleri yapmamak ve büyük günah işlemek insanı dinden çıkarmaz, günahkâr yapar. Dinden çıkmak başka, günahkâr olmak başkadır.
İmamı Mâturîdi, imanı tasdikten ibaret görüp amelden tamamen ayırmasından dolayı, şirk müstesna, diğer büyük günahları işlemenin, imandan çıkmaya sebep olmayacağını savunur. O’na göre, iman ettiği halde, Allah’a ortak koşmanın dışında günah işleyenin durumu Allah’a kalmıştır. O, günahlar kimseyi dilerse affeder, dilerse cezalandırır. (Bknz. Nisa 4/116) Çünkü Allah (c.c.), bu fiilleri işleyenleri, kınamasına, tehdit ederek uyarmasına rağmen, onları mümin olarak isimlendirmektedir. Nitekim Allah (c.c.) bir ayette “Ey iman edenler’ yapmadığınız şeyi niçin yaptığınızı söylersiniz. Yapmadığınız şeyi yaptık demeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur.” (Saff 61/2,3) buyurmaktadır. Allah (c.c.) bu ayette yapmadığı bir şeyi yapmış gibi göstererek yalan söyleyen kimseyi, “yapmadığınız şeyi niçin yaptığınızı söylersiniz” demekle, günah olarak vasıfladığı yalan söylemeyi, kınamasına ve “yapmadığınız şeyi yaptık demeniz, Allah katında büyük azaba sebep olur” demekle de tehdit etmesine rağmen, ayetin başında (Yâ eyyühellezîne âmenû) “Ey iman edenler” diye hitapta bulunması, büyük günah işleyenin mümin olduğuna delildir. (Mâturîdi, Te’vilât, V/117 vd.) Başka bir âyette Allah (c.c.) “Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı” (Bakara 2/ 177) buyurup, insan öldürmek gibi büyük günah işleyenlere “Ey müminler!” diye hitap etmiş olması ve onlardan müminlik vasfını kaldırmamış olması da, büyük günah işleyenin imandan çıkmadığını gösteren başka bir delildir. (Mâturîdi, Te’vilât, 1/122) (Ahmet AK, Maturidi Kaynaklarda Maturidi ve Maturidilik, 60, TC. Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri (İslam Mezhepleri Tarihi) Ana Bilim Dalı, Doktora Tezi, Ankara 2006)
Netice olarak Allah’a eş ve ortak koşmayan, Kur’an ve sünnetle kesin olarak belirlenmiş bir İslâmi hükmü reddetmeyen bir mümin büyük günah işlese de ya Allah tarafından affedilip ya da cezasını çektikten sonra cennete girer.
Allah’a şirk koşmak günahların en büyüğüdür. Şirk dışındaki günahları, Allah’ın dilediği kimse için bağışlayacağı bir âyette şöyle ifade edilir:
“Allah kendine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır” (en-Nisâ 4: 116).
“Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” “Allah’tan başka ilah yoktur; Muhammed O’nun elçisidir” sözü, kelime-i tevhid olarak adlandırılmıştır ve tevhidin özü sayılır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s), “kelime-i tevhidi iman ağacının en üst dalı” olarak ifade eder. (Buhari, “iman”, 3) Görüldüğü gibi kelime-i tevhid, iman halkasına katılmanın ilk ve önemli adımıdır. Kelime-i tevhidin “Lâ ilâhe illallah” kısmı Muhammed suresinin 19.âyetinde, “Muhammedün rasûlullah” kısmı Fetih suresi 29. ayette geçmektedir.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.