DOLAR 18,6323 -0.01%
EURO 19,5506 0.72%
ALTIN 1.054,520,27
BITCOIN 302606-1,75%
Afyonkarahisar

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

İSLÂM’DA ZEKÂT-5

ABONE OL
28 Temmuz 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ZEKÂT ZENGİNLE FAKİR
ARASINDA BİR KÖPRÜDÜR
Zenginle yoksulu birbirine yaklaştırır, aradaki sevgi ve saygı bağlarını güçlendirir. Geliri bulunmayıp, çalışmaktan âciz olanlara normal bir hayat sürme imkânı sağlar. Zekât, zengini bencillik, cimrilik, mala ve servete karşı aşırı hırs, katı kalplilik gibi nefsanî hareketlerden ve kötü alışkanlıklardan korur, cömert ve eli açık yapar. Zekât malı azaltmaz, aksine bereketlenmesine ve artmasına vesile olur. Zekât, meyve ağaçlarında ve üzüm bağlarındaki yoz filiz ve dalları budamak gibidir.
Zekât, Hicretin ikinci yılının Şevval ayında Ramazan orucu ve fitreden sonra farz kılınmıştır. Zekâtın farz oluşu Kitap, sünnet ve icmâ’ delillerine dayanır. Kur’ân-ı Kerîm’de 28’i namazla birlikte olmak üzere 32 yerde zekât emri bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli âyetlerde “infâk” emri zekâtı da kapsar. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Namazı kılın, zekâtı verin.”
“Müminlerin mallarından zekât al ki onları temizleyip mallarını çoğaltasın.”
“Hasat günü ürünün hakkını ödeyin.”
Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “İslâm beş temel üzerine kurulmuştur: Keşlime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmaktır.” Görüldüğü gibi bunlardan biri de zekât vermektir.
İbn Abbâs (r.a.) dan yapılan rivayete göre, adı geçen diyor ki:
“Rasulüllah (s.a.v.) Efendimiz Muaz’ı Yemen’e gönderdiğinde ona şöyle (talimatta bulunarak) buyurdu ki:
“Şüphesiz sen, kitap ehlinden bir kavme gidiyorsun. Onları önce Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim de Ra¬sulüllah bulunduğuma şehadette bulunmaya çağır. Eğer bu hususta sana itaat ederlerse, bu defa onlara, Allah’ın üzerlerine her gün ve gecede beş vakit namaz farz kıldığını bildir. Bu hususta sana itaat ederlerse, Cenab-ı Hakk’ın, zenginlerinden alınıp fakirlerine çevrilecek (verilecek) sadakayı, (yani zekâtı) farz kıldığını bildir. Bu hususta da sana itaat ederlerse, artık onların nefis (çok kıymetli) mal¬larından sakın ve zulme uğrayanın bedduasından kork. Çünkü onun bedduasıyla Allah arasında (engel) hiçbir hicap yoktur.”
Ebu Hüreyre (r.a.) den yapılan rivayete göre, adı geçen şöyle anlatıyor:
“Rasulüllah (s.a.v.) Efendimiz vefat edince, Ebu Bekir (r.a.) (Onun yerine geçip) halife oldu. Araplardan ise inka¬ra sapanlar sapmaya başladı. Ebu Bekir (r.a.) onları tenkil etmeyi, gerekirse kılıç kullanmayı kararlaştırdı. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.) ona:
“Sen nasıl olur da şu insanlar¬la savaşırsın? Oysa Rasulüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buy-urmuştur:
“İnsanlarla, La ilahe illallah demelerine kadar savaşmakla emrolundum. Artık kim bu sözü söylerse, canını ve malını benden korumuş olur; ancak (İslam hukukuna göre, öldürülmesi gereken) haklı bir sebep müstesna. Hesabı ise Allah’a aittir.”
Bunun üzerine Ebu Bekir (r.a.) şöyle cevap verdi:
“Allah’a yemin ederim ki, namaz ile zekat arasını ayıran kimselerle savaşacağım. Çünkü zekat, maldan verilen bir haktır. Yine Allah’a yemin ederim ki, eğer onlar Rasulüllah’a (s.a.v.) verdikleri bir oğlağı benden men’edip vermezlerse onlarla savaşırım.”
Hz. Ömer (r.a.) diyor ki:
“Allah’a and olsun ki, bu ancak Allah’ın Ebu Bekir’in göğsünü (kalbini haklı bir) savaşa açması idi ve ben anladım ki Ebu Bekir haklıdır, hak üzeredir…” Buhari, zekat: 1, murteddîn: 3, istisna’: 2, Müslim, iman: 32, Ebu Davud, zekat: 1, Tirmizi, iman: 1, Nesai, zekat: 3, cihad: 1, Ahmed: 1/11, 19, 36, 48, 2/423.
Yukarıdaki Hadisten Şu Sonuçlar Çıkıyor:
• Küfür diyarına tebliğ ve irşad için giden mü’minlerin önce onları Allah’ın varlığına ve birliğine ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Allah’ın son peygamberi olduğuna davet etmeleri vaciptir.
• Bu iki şehadeti getirip inandıkları takdirde, önce onlara beş vakit namaz kılmaları emredilir ve bunun faydaları anlatılır.
• Bunu kabul ettikleri takdirde, zekât vermeleri emredilir. Böylece kademeli bir irşad ve tebliğ sürdürülür.
• Allah’a ve peygamberine iman edip Müslüman olduktan sonra zekat vermeyenlerden İslam hükümdarı zorla zekatı alıp fakirlere dağıtır. Bu, vaciptir.
• Zekâtını gönül hoşnutluğu ve rahatlığıyla veren kimseler ise bu hususta kendi hallerine terkedilebilir.
• Zekâtın farziyeti kitap, sünnet ve icma’ ile sübut bulmuştur. O bakımdan terki büyük günah, inkârı küfürdür ve inkar edenler hakkında İslam hükümdarı murted ahkamını uygular.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.