DOLAR 18,5461 0.13%
EURO 17,9254 -0.56%
ALTIN 981,31-0,61
BITCOIN 3583833,22%
Afyonkarahisar
20°

AZ BULUTLU

13:01

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

KIZILELMAYA HEY KIZILELMEYA! (İSTANBUL’UN FETHİ)

ABONE OL
27 Mayıs 2015 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 27 Mayıs 2015 Çarşamba 03:00:00
  Bilindiği gibi Sevgili Peygamberimiz 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmiş ve burada küçük te olsa bir “Şehir Devleti” kurmuştur. Artık Sevgili Peygamberimiz hem Peygamber hem de bu devletin “Devlet Başkanı”dır. Hz. Muhammed’in bir avuç Müslüman’la çok zor şartlar altında kurduğu bu devlet gelişip te Arabistan sınırlarını zorlamaya başladığı zaman karşılarında iki büyük ve güçlü devlet buldular. Bunlardan birincisi Bizans İmparatorluğu öteki ise, asırlardır Arapların en büyük düşmanı olan ve onları hor ve hakir gören Sasani-İran devleti idi. Bu iki devlet Hz. Peygamberimiz tarafından kurulmuş olan İslâm devletini dört bir yandan abluka altına almıştı. Devletin Doğu ve Güney sınırları Sasaniler tarafından çevrilmiş, İstanbul gibi dünyanın en güzel ve önemli şehirlerinden birisini kendisine başkent yapan Bizans İmparatorluğu ise, Kuzeyde , Suriye ve Filistin’e, Batıda, Mısır, İskenderiye, hatta Arabistan’ın Kuzey bölgeleri dahil Orta Doğu’nun önemli bölgelerine sahip bulunuyordu. Ayrıca Arabistan’da da çok sayıda Hıristiyan Arap vardı. Bu Araplar, her ne kadar Arap ta olsalar Hıristiyan olduklarından dolayı kendilerini Arap İslâm devletinden daha çok Hıristiyan Bizans’a yakın hissetmekte idiler. Nitekim günümüzdeki Hıristiyan Araplar da kendilerini Batı’ya yakın hissetmekte ve onlarla işbirliği içerisindedirler. Bütün bu olumsuz şartlara rağmen, henüz küçücük bir devlet iken dahi Sevgili Peygamberimizin Bizans’ı ve İran’ı Müslümanlara hedef göstermesi ve “Sakın Türklere dokunmayınız” demesi cidden çok düşündürücüdür.
Peygamber Efendimizin Bizans’ı ve İran’ı hedef göstermesi kurulan Medine şehir devletinin ilk yıllarına ve Müslümanların açlık ve sefaletten karınlarına taş bağladığı “Hendek Savaşı” yıllarına kadar uzanır.
“Kureyşliler 627 yılında, o zamana kadar Arabistan’da görülmemiş 10. 000 kişilik bir ordu ile Medine’ye yürüdükleri zaman O, şehrin etrafına bir müdafaa hattı olmak üzere ve derin bir hendek kazılmasını emretmişti. Bu hendek kazma işlemi sırasında; İslâm mücahitlerinin, parçalamakta zorluk çektikleri büyük bir kaya parçasının üzerine indirdiği bir balyoz ve bunun çıkardığı kıvılcımların ışığında Bizans ve İran Kisralarının muhteşem saraylarını gördüğünü söylemiş ve bu devletlerin uçsuz bucaksız hazinelerinin Müslümanların eline geçeceğini müjdelemişti.”(Z.Kitapçı, Hz.Peyg. Hads. Türkler, s:127-128, et-Taberi ve İbni Hişam’dan nakil)
İmam-ı Nesai, meşhur eseri Sünen-i Neseî adlı eserinde “Cihat Bölümü”nde aşağıdaki hadisi nakletmektedir:
“Hz. Peygamber Ahzap harbinde (Hendek Savaşında) Medine’nin civarına “hendek” kazılmasını emir buyurduklarında, işte bu hendek kazımı sırasında ashabın karşısına (büyük) bir kaya parçası çıkmış idi. (işler duraksadı) Bunun üzerine Hz. Peygamber ayağa kalktı, balyozu eline aldı ve mübarek hırkasını hendeğin (bir kenarına) burakarak o kaya parçasının başına geldi. Bu sırada ise Selmân-i Farisi ayakta durmuş, Hz. Peygambere bakıyordu. Hz. Peygamber balyozunu kaya parçasına indirmesi ile birlikte, vurduğu yerden göz kamaştırıcı son derece parlak bir ışık çıktı. Bunu ikinci ve üçüncü darbeler takip etti ve her defasında böyle oldu, son derece parlak bir ışık çıktı. Bunun üzerine Selmân:
“-Yâ resulallah! Senin balyozu her indirdiğinde öyle bir vuruşun vardı ki her birinden mutlaka göz kamaştıran parlak bir ışık çıkıyordu” dedi. O zaman Hz. Peygamber:
“-Ey Selmân demek sen bunu gördün öyle mi” dedi.
Selmân:
“-Öyle, Seni hak din ile gönderen Allah’a yemin olsun ki “evet” gördüm” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle konuşmuşlardır.
“-Ben birinci balyozu indirdiğimde (gözümün) perdesi kalktı ve işte bu gözlerimle Kisra’nın başkenti (Medain) ve çevresini hatta daha bir çok şehirleri gördüm.” O zaman yanında bulunanlar:
“-Ya resulallah, buraların fethini bize nasip etmesi için Allah’a dua et. Onların varlıklarını, servetlerini ganimet olarak paylaşalım Onların yurt ve yuvalarını da ellerimizle virân edelim!” Hz. Peygamber böyle olması için dua etti. Yine Hz. Peygamber devamla şöyle dedi:
“-Sonra ikinci balyozu indirdiğimde yine gözümün perdesi kalktı. Bu defa da Kayser’in başkenti (İstanbul’u) ve çevresini olduğu gibi gözümle gördüm.” O zaman yanındakiler yine:
“-Ya resûlallah, buraların fethini bize nasip etmesi için Allah’a dua et. Onların varlıklarını servetlerini ganimet olarak paylaşalım. Onların yurt ve yuvalarını da ellerimizle viran edelim! Hz. Peygamber bunun için de Allah’a dua etti. Yine Hz. Peygamber sözüne devamla:
“Sonra üçüncü balyozu indirdiğimde yine gözümün perdesi kalktı. Bu defa Habeşistan’ın başkenti ve çevresindeki bir çok köyleri olduğu gibi gözlerimle gördüm” dedi. Böyle buyurduğu sırada Hz. Peygamber (çevresindekilere daha konuşma fırsatı vermeden) şöyle buyurmuşlardır:
“-Sakın Habeşliler size dokunmadan sizde onlara dokunmayınız. (Tükler de böyledir) Hele Türkler size ilişmedikçe sakın siz de Türklere ilişmeyiniz. (onlara saldırmayınız)!” (Z.Kitapçı, Hz. Peygamberin Hadislerinde Türkler, 1. cilt, s:164)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.