DOLAR 18,5845 0.06%
EURO 18,3286 -1.22%
ALTIN 1.018,06-1,19
BITCOIN 371533-0,09%
Afyonkarahisar
15°

PARÇALI BULUTLU

18:48

AKŞAM'A KALAN SÜRE

MÜSLÜMANLAR BİRLİK OLMAZSA DÜNYADA KÜFÜR HÂKİMİYETİ OLUŞUR

ABONE OL
4 Eylül 2019 10:51
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Birlik, beraberlik, dayanışma, dostluk, fedakârlık, yardımlaşma, gözetip kollama ve benzeri özellikler İslâm ahlakının temelini oluşturan güzelliklerdendir. Namazın hedefinde de kötü huy ve alışkanlıklardan uzaklaşmış, cemaat şuuru ve İslâm kardeşliği etrafında kenetlenmiş bir İslâm toplumu vardır. Bu bakımdan cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan 27 derece daha faziletli görülmüş ve Kur’an’da sık sık “egımıssalat” namazı ikame edin emri ile namazın amacına uygun ve cemaat halinde kılınması gereken bir ibadet olduğuna dikkat çekilmiştir.
Kur’an’da inkâr edenlerin, Müşriklerin, Yahudi ve Hıristiyanları birbirlerinin velisi, yardımcısı olduklarına ve birlikte hareket ettiklerine dikkat çekildikten sonra; eğer sizde onlar gibi birbirinizin velisi, yardımcısı olmazsanız, birlik ve dayanışma içerisinde olmazsanız yeryüzünde kargaşa çıkar ve bir küfür hâkimiyeti oluşur, bu durumda bunun sorumlusu da sizler olursunuz ikazı yapılıp şöye buyrulur:
Müslümanlar Birlik Olmazsa
Dünyada Küfür Hâkimiyeti Oluşur
“İnkâr edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur.” (Enfal: 73)
Namazda Allah’tan ihdinâ diye hidayet ve sıratı müstegım talebinde bulunup, beni nimet verdiğin peygamberlerin, sıddıklar, şehitlerin ve âlimlerin yolunda gidenlerden eyle, gazap ettiklerin (Yahudiler)le ve dalalette olan (Hıristiyanlar)la bir eyleme diye dua eden mü’min gerçek hayatında da bu sözüne sadık kalmalı, aksi takdirde verdiği sözü bozmuş, Fatiha’nın ve namazın ruhuna aykırı davranmış olur ki o zaman onun kıldığı namaz Maun suresinde “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarında gafildirler” denen münafıkların mürailerin, ikiyüzlülerin namazı gibi olur.
Kur’an’da “Namazı ikame et.”, “İyiliği emret, kötülükten sakındır” emrinden sonra bu görevin önemine dikkat çekilerek “Bu işi yaparken de maruz kalacağın şeylere, kötülüklere katlanın” denilmektedir: “Namazı ikame et, iyiliği emir ve tavsiye et, kötülükten sakındır. Bu yüzden maruz kalacağın şeylere katlan” (Lokman suresi: 17)
Sevgili Peygamberimiz de bu görevi layıkıyla yerine getirmeyenleri “Dilsiz şeytan” olarak vasıflandırmıştır:
“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”, “Benim ümmetimin fertleri, haksıza, “Sen haksızsın!” Demekten korktuğu ve çekindiği zaman onlardan ayrıl!”
Namaz Kılmayana Buğz Etmek Gerekir
Vesiletü’n Necat-Saadet Yolu adlı eserin Namaz ve Fazileti bölümünde:
“Namazı terk eden mel’undur. Hangi şehir, köy, mahalle ve evde bulunursa, ona buğz etmezlerse cümlesine zarar gelir. Bunlara Hak teâlâ’dan rahmet gelmez. İnâyet olmaz. İbadetleri ve duaları kabul olmaz. Ancak namaz kılmayana ne şekilde mümkün ise buğz edilirse, şerlerinden kurtulunur.”
Buğz etmek en son çâre olmalıdır çünkü buğz etmek, hadisi şeriflerden öğrendiğimize göre imanın en küçük derecesidir. Buğz etmekten önce yapılması gereken; El ve dil ile uyarıda bulunmaktır.
Hiç namaz kılmayanlara öncelikle bayram ve Cuma namazlarını kılmaları, daha sonra da beş vakti kılmaları tavsiye edilmelidir. Buna rağmen hiç namaz kılmazlarsa ancak o zaman buğz edilir.
İyiliği emretmek, kötülüğe engel olmak, namaz kılan her müminin görevidir. Bu görevin hakkıyla yapılması için birlikte hareket etmek gerekir. Camiler ve cemaatle namaz kılmak bizi bir ve beraber yapan en önemli yollardandır.
Yüce Allah İyiliği emretmeyen, kötülüğe engel olmayan bir toplumda sadece kötüleri değil, kötülüğe seyirci kalanları da cezalandırır, kötülüklere, zulme seyirci kalan bir topluma Allah merhamet nazarı ile bakmaz, onların başına en şerlilerini idareci olarak musallat eder ve yaptıkları duaları da kabul etmez. Peygamber Efendimiz bu konuda da bizleri uyarıyor:
“Sizden kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78; Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17)
“Bana hayat bahşeden Allah’a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez” (Ebû Dâvûd, Melâhim, 16; Tirmizî, Fiten, 9; İbn Hanbel, V, 388).
Kur’an’da da bu duruma dikkat çekilerek şöyle buyrulur:
“Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah’ın azabı şiddetlidir” (Enfal, 8/25)
Bu ayetten anladığımıza göre; fitne, fesat ve terörü çıkaranlar, ona destek olanlar gün gelir o fitneden, terörden muzdarip olurlar, o terör ve fitne gelir onları da vurur. Nitekim günümüzdeki bazı terör örgütleri zamanla kendilerini destekleyen ve finanse edenlerin başına bela olmuşlardır.
Peygamberimiz. “Ünsur ehâke zâlimen ev mazlûmen” Peygamberimiz “Zalimde mazlumda olsa kardeşine yardım et” buyurur. Bunun üzerine:
“Yâ Resûlullah, mazlumsa yardım etmeyi anlıyorum fakat zalimse nasıl yardım ederim?” Diye sordular. Sevgili Peygamberimiz:
“Te’huzü fevga yedeyhi” “Onu zulümden alıkoyarsın, bu da ona yardımdır” buyurur. (Buhari, Mezalim 4, 111, 98; İkrah 7, VIII, 59, Tirmizi, Fiten, 68,IV,523)

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.