DOLAR 18,6512 0.08%
EURO 19,6259 0.16%
ALTIN 1.069,13-0,15
BITCOIN 3138910,23%
Afyonkarahisar

AÇIK

12:59

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

NAMAZ ANCAK ZARURİ DURUMLARDA KAZAYA KALABİLİR

ABONE OL
23 Ocak 2014 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 23 Ocak 2014 Perşembe 02:00:00
  Namaz ancak dince meşru sayılan düşman korkusu, namaz vaktinde bayılmak, namazı kılamayacak kadar ağır hastalanmak, komaya girmek, ebelik ve doktorluk gibi mesleklerde acil doğum yaptırmak ve acil ameliyatlara girmek gibi hayati sebepler yüzünden kazaya kalabilir. Bu durumlarda ilk fırsatta namazı kaza etmek gerekir. Namazı özürsüz kazaya bırakmanın günahı o namazı kaza etmekle kalkmaz, ayrıca tövbe etmek de gerekir. Bu meşru sebepler dışında keyfi sebepler yüzünden de kazaya kalan namazları ilk fırsatta kılmak gerekir.
Vaktinde kılınmamış olan beş vakit farz namazın kazası farz, vitir namazının kazası ise vacip olur. Kaza edilecek sünnet sayısı azdır. Vaktinde kılınan sabah ve ikindi namazının farzından önce kılınamayan sünnetleri farzından sonra kaza edilemezler. Çünkü sabah namazının ve ikindi namazını farzından sonra nafile namaz kılmak mekruhtur. Fakat sabah namazının farzı ile birlikte sünneti de vaktinde kılınamamışsa, o günün, güneşin doğmasından 40–50 dakika kadar sonra öğle namazını vaktinden biraz önceye kadar bu sünnet, farz ile beraber kaza edilir.
İnkâr etmediği halde namazı terk eden kimsenin küfre girip girmeyeceği hakkında farklı görüş ve tespit ortaya çıkmıştır. Fakat ekseriyet namazı terk etmenin insanı küfre götürmeyeceği fakat büyük günah işleyeceği yönündedir.
Kılınacak çok kaza namazımız var diye Allah’ın rahmetinden ümit kesmek ve nasıl olsa Allah affetmez demek te yanlıştır. Yüce Allah: “Benim rahmetimden ümit kesmeyiniz” (Zümer:53) buyuruyor. Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler ve müşrikler ümit keser. Nisa suresinde Cenâb-ı Hakk şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bundan başka (günah ve kusurları) dilediği kimse için bağışlar. Doğrusu kim Allah’a ortak koşarsa, şüphesiz ki o uzak bir sapıklıkla sapmıştır.” (Nisa: 116)
Allah’a eş ve ortak koşarak hem müşrik hem de kâfir durumuna düşen Yahudi ve Hıristiyanların Allah’ın affına uğramaları ve cennete girmeleri mümkün değildir.
“De ki: Ey kendilerine haksızlık edip ölçüyü aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah elbette bütün günahları bağışlar ve gerçekten O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Zümer:53)
Peygamber Efendimiz de namaz kılmayanların durumuna dikkat çekerek şöyle buyuruyor:
“Allah beş vakit namazı (kullarına) farz kılmıştır. Kim abdesti güzelce alır, beş vakit namazı vaktinde kılar, rükûunu, secdesini ve huşûunu tam yaparsa, bu kimseye Allah’ın onu bağışlayacağı (ve cennete koyacağına) dair ahdi (sözü) vardır. Namazlarını kılmayan kimseye ise Allah’ın bir sözü yoktur. Dilerse onu bağışlar (ve cennetine koyar), dilerse ona azap eder.” (Ebû Davud, salât, 9; ı, 295–296)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.