DOLAR 16,8853 -2.7%
EURO 17,8334 -2.47%
ALTIN 991,58-2,31
BITCOIN 362203-0,19%
Afyonkarahisar
21°

AÇIK

13:12

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

ALPLER -GAZİLER VE AHİLER DEVLETİ OSMANLI (I)

ABONE OL
24 Ağustos 2020 00:22
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Osmanlı imparatorluğunun kurulmakta olduğu zamanda Anadolu’daki uç beylikleri, medenî bir hayatın kaynağı olan Türk ve İslâm dünyasının her tarafından gelmiş her sınıftan ve meslekten adamlarla doludur: İslâm şovelye ve misyonerleri diyebileceğimiz dervişler, bunlar arasında bilhassa Âşık Paşazâde tarihinde Gaziyan-ı Rum diğer tarihlerde Alpler veya Alperen nâmı altında zikredilen ve daha İslâmiyetten evvel bütün Türk dünyasında mevcut olan eski ve geniş bir teşkilata mensup, Türk şövalyeleri mevcuttu. Hakikatte; Osman Gâzi’nin arkadaşlarının birçoğunun ünvanı olan bu Alp tâbiri dikkate şâyandır. Bunlardan şehirlerde yerleşmiş ve İslâm dünyasına mensup bazı dinî tarikatların tesiri altında kalmış olanların ise ünvânı bilâhere “Gâzi” ye dönüşmüş gözükmektedir. Yine aynı kitapta ismi geçen Âhiyân-i Rûm yani Anadolu Âhileri ile Horasan Erenleri de denilen Abdalân-ı Rûm yani “abdal” ve “baba” (ayrıca dede)ismini taşıyan ve bilhassa Türkmen kabileleri arasında telkinâtta bulunan (islâmı yayma faaliyetlerinde bulunan) ve genelde Osmanlı Pâdişahları ile bütün harplare katılmış bulunan delişmen tabiatlı ve garip tavırlı dervişler bulunmakta idi. (Bunlardan başka) Âşık Paşazâde tarihinin Bâcıyan-ı Rûm dediği yani Anadolu kadınları bulunmakta idi (Barkan, Tarihsiz, s. 11).
Eski Türklerde yiğit kimselere “alp” denilmekteydi. Sözlükte alp için yiğit, bahadır, kahraman pehlivan anlamları verilmiştir (Şemseddin Sami, 1317 s. 496).
Eski Türkler cesaretin, yiğitliğin, kahramanlığın ve cömertliğin toplandığı insan tipine alp derlerdi. Bu unvan Türk lehçelerinde mevcut olup İslâmiyet’e girişten sonra da kullanılmaya başlandı. Abbasîlerin Şam Valisi Alp Tegin, Gazneli Alp Tegin, Selçuklu Hükümdarı Alp Arslan, Karahanlı Emiri Alp Er Han, Anadolu Selçuklularında Nuh Alp ve Mahmud Alp bu unvanla anılan meşhur alplerdi. Yine Ertuğrul Gâzi ve Osman Gâzi’nin Turgut Alp, Gündüz Alp, Aykut Alp, Hasan Alp, Abdurrahman alp gibi alp adını taşıyan Alpleri vardı. İslâmiyetin Türkler arasında yayılmasından sonra Türk alplerine önce alpgazi denilmiş, tasavvuf cereyanının halk arasında yerleşmesiyle de alperenler, yani mücahid dervişler unvanıyla bunlar uç bölgelerde yaşamışlardı. Bunlar Osmanlı devletinin kuruluşunda büyük rol oynamışlardı. Âşıkpaşazade’nin bahsettiği Anadolu gazileri Müslüman alplerdi.
İngiliz yazar Fairfax Downey’in Kânunî Dultan Süleyman için yazdığı kitapta bu alperenlerin savaşa nasıl koştukları şöyle anlatılır:
“…Bunların ardınca, atları garip bir tarzda kürkler ve tüylerle süslenmiş olan suvâri alayları geliyordu; bunlar, böbür derisi külâhlarının altında perçemleri fışkıran, arslan, yahut ayı postundan (yazar kurt postunu arslana, ayıya benzetmiş) saltaları omuzlarında sallanan “Deliler” yâhut “Serdengeçtiler” di; gürzleri, hançerleri ve mızrakları olmakla beraber, bunlar da gönüllüler, fedâilerdi, öyle fedâiler ki “dini bir uğruna” taasubundan gözlerini duman bürümüş bir şeceatle (cesaretle) cenge atılıyorlardı. (Downey, 1975, s. 23).
Ertuğrul Gâzi, Osmân Gâzi ve onlardan sonra gelenler devletin kuruluşunda ve bir cihan devleti haline gelişinde bu kuvvetlerle bir ve beraber olmuşlardır. Osmanlı devleti bir gazâ devleti olarak doğmuş olup; Osmanlı hükümdarları, Orhan Gâzi’den itibaren gâziler ve mücahidler sultanı “Sultân’l-guzat va’l-mücâhidin” unvanını benimsemişlerdir.
Barkan’a göre:” Burada, yalnız bazı büyük şehirlerde ve burjuvalar muhitinde (bölgesinde) değil, uç beyliklerindeki köylerde de bilhassa şubeleri olan Ahi teşkilatının Anadolu’daki faaliyetlerinin Osmanlı imparatorluğunun kurulmasında büyük rol oynamış olduğunu kaydetmek gerekir. Prof. Fuad Köprülü’ye gör; “Gâzi” Osman’ın kayınpederi Şeyh Edebâli ile silâh arkadaşlarından birçoğunun hattâ Orhan’ın kardeşi Alâeddin’in bu târikate mensub bulunuş, ilk piyâde askerî üniformasının Ahi üniforması oluşu ve Yeniçeriler için Ahi başlığının kabul edilmiş olması, bu bakımdan son derece mânidardır (Barkan, Tarihsiz, s. 12).
Hatta bu kadrolara Osmanlıyı kuran asıl manevi kurucular, Osmanlı’nın yaptığı fetihlerin de gerçek sâhipleri ve mânevî fatihleri diyebiliriz. Bu kadrolar çoğu kez Osmanlı ordulardan önce fethedilecek beldelere gidip ocaklar, tekkeler, zâviyeler ve dergâhlar kurarak bu beldeleri mânen fethetmişlerdir. Hatta 1402 yılında Yıdırım Bayazid’in Ankara savaşında Timur’a yenilmesinden sonra başsız kalan devlet on yıl boyunca Çelebi Mehmed’ın başa geçmesine kadar başta Ahiler olmak üzere bu dervişler ve babalar ve bunların kurmuş oldukları loncalar/esnaf teşkilatları sayesinde ayakta kalmıştır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.