DOLAR 16,8853 -2.7%
EURO 17,8334 -2.47%
ALTIN 991,58-2,31
BITCOIN 3617080,76%
Afyonkarahisar
20°

KAPALI

13:12

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

EUZÜ BESMELE KULUN KENDİSİNİ ALLAH’A TESLİM ETMESİDİR

ABONE OL
11 Aralık 2017 13:20
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 11 Aralık 2017 Pazartesi 13:20:15
 

Kul, Eûzübillâhimineşşeytânirracîm demekle, kendisini Allah’a teslim etmiş, başta şeytanların, cinlerin, insanların kötülülerinden, hastalıktan, fakirlikten, yanmaktan, boğulmaktan ve akla gelecek her türlü dert ve belâlardan, kalpte doğacak olan kibir, gurur, riya, nifak, şirk gibi kötü huylardan, nefsin kötü ve şiddetli arzularından, bid’at ve sapıklıklardan Allah’a sığınmış olur. Şeytan, kalbimizi her türlü vesveseyle bozmaya, bize her türlü kötülüğü yaptırmaya çalışır. İşte bu fena hareketinden dolayı Cenâbı Hakk şeytana “Hannâs” ismini vermiştir.  Hannâs, geri çekilerek veya büzülerek, sinerek fırsat bulunca vesvese vermek için dönüp gelen. Sinsi şeytan, Eûzü besmeleyi çekince kaçan, gaflete dalınca musallat olan şeytan demektir. Eğer Mümin Allah’ı çokça anan-zikir eden bir insan ise, kalbi zikrin nuru ile dolu olduğundan, şeytanın vesvesesi oraya, o Müminin kalbine giremez. Şeytanın Allah’ı çokça anan ve zikreden Mümine bir zararı dokunamaz. Bu konuda Muhammed Tirmizi hazretleri şöyle buyurur:
“Kalp, akıl ve marifet mahallidir. Şeytanın zafer bulmağa kastettiği mecra esasen kalptir. Şeytan önce insanın Sadr’ına (kalbi üzerine-göğsüne) gelir. Zira insanın sadrı-göğsü kalbinin hisarıdır. Şeytan sadra yol bulup girerse gam, keder, hırs, tamah, şeytani hatıralar ve türlü kötü fikirlerle kalbi doldurur. Kalp, bu fenalıklarla doldukça daralır. Artık o kalbin sahibi maneviyattan uzak olur ve gözü dünyayı görür, başka bir şey görmez. İbadet ve taatten bir lezzet bulmaz. Fakat başlangıçta Mümin kalbe hücum eden bu şeytani fikirleri, kötü vesveseleri şeytanın düşmanlığını bilerek kalbin hisarı olan göğüsten uzaklaştırırsa, bu akibete girifdâr olmamış olur. (Bu kötü şeyden kurtulmuş olur.) İnsanın kalbini şeytanın vesvesesinden muhafaza etmesi; üzerine düşen en birinci vazifedir. Bunun için en tesirli silahı “Eûzübillâhimineşşeytânirracîm”  kelimelerini okumaktır. Bunu Allahü Teâlâ; Cenab-ı Peygamber Aleyhisselatü vesselam efendimiz hazretlerine Kur’an’ı Kerim’de:
“Feizâ gare’tel gurâne festeız billâhi mineşşeytânirracîm-Kur’an’ı oku(mak iste)diğin zaman, o kovulmuş-lanetlenmiş şeytandan Allah’a sığın. (“Eûzû billâhi mine’şşeytâni’rracîm” de). (Nahl suresi 98. âyet) buyuruyor. Bu yüce ve kudsi kelimelerin toplu olarak anlamlarında birçok esrar gizlidir.
Birincisi: Mümin Eûzübillah yani ben Allah’a sığınırım demekle kendinin acizliğini, sığındığı Cenab-ı Rabbûlalemin hazretlerinin ise; büyüklüğünü, yüceliğini itiraf etmiş oluyor. Bu ise Allahü Teâlâ hazretlerine yaklaşmanın en sağlam ve tesirli yoludur. Ebu Bekir Sıdık Efendimiz : “Acizlikten başka vusul (Vasıl olma-kavuşma) çaresi olmayan Allah’a hamdolsun.” demiştir.
Evliyaullahın büyüklerinden Bayezıd-ı Bestami, Allahü Teâlâ’ya geceli gündüzlü otuz yıl ibadet etmişti. Allahü Teâlâ, Bayezıd’a:
“- Ey kulum Bayazıd! Benim hazinelerim ibadet ve itaatle doludur. Bana kurbiyet etmek dilersen (yaklaşmak istersen) bana acizlikle (acizliğini bilerek) gel.” buyurdu. İşte bu da kulun Allahü Teâlâ’ya karşı acizlik göstermesi gerektiğinin en birinci delilidir. Cenabı Hakk’ın da kullarından istediği budur. İbadetin ruhu ve gerçekleşmesi, insanın kudret, kuvvet, azamet sahibi Cenab-ı Allah’a aczini kavlen (söz ile) ve fiilen itiraf etmesi demektir.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.