DOLAR 18,5738 -0.01%
EURO 18,3587 -1.06%
ALTIN 1.020,20-0,98
BITCOIN 371893-0,24%
Afyonkarahisar
13°

HAFİF YAĞMUR

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

BU AMELİ SAHİBİNİN YÜZÜNE VURUN

ABONE OL
6 Mart 2019 13:32
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 6 Mart 2019 Çarşamba 13:32:39
 

Abdullah b. Mübarek senetli olarak şöyle rivayet ediyor. Bir kişi, Muaz b. Cebel’e ‘Hz. Peygamber’den dinlediğin bir hadîs-i şerîfî bize nakleder misin?’ dedi. Bunun üzerine Muaz (r.a) hüngür hüngür ağladı. Hatta susmayacağını sandım. Sonra sustu, devam ederek dedi: Hz. Peygamber bana ‘Ey Muaz!’ dedi. ‘Buyur! Anam babam sana fedâ olsun Ya Resûlullah!’ dedim. O zaman şöyle buyurdu:
Söyleyeceğimi ezberlersen sana fayda verir. Eğer unutursan kıyamette Allah katında delilin olmaz. Ey Muaz! Allah Teâlâ, yer ve gökleri yaratmadan önce yedi melek yarattı. Sonra gökleri yarattı. Yedi göğün her biri için bir melek vazifelendirdi. O meleği orada kapıcı yaptı. O gökleri, büyüklük yönünden oldukça yüceltti. Hafaza melekleri, sabahtan akşama kadar ibâdet ve taatta bulunan kulun amellerini göklere yükseltirler. Dünyamıza en yakın göğe varıncaya kadar, o amelin, güneşin ışığı gibi bir ışığı olur. Oraya varıncaya kadar hafaza melekleri temizler ve çoğaltır. Gök kapıcısı melek, hafaza meleğine ‘Bu ameli götürüp sahibinin yüzüne vurun! Ben gıybetleri tespit eden meleğim. Halkın gıybetini yapanın amelinin benden geçip başka bir meleğe varmasına asla müsamaha etmem! Rabbim bana böyle emir buyurmuştur’ der.
Sonra hafaza meleği, kulun salih olan bir amelini getirir. (O meleğin yanından geçirir). O ameli ikinci göğe ulaştırıncaya kadar temizler ve çoğaltır. İkinci göğün bekçisi ‘Durun! Bu ameli, sahibinin yüzüne vurun! O bu amelle dünya malını kastetti. Rabbim bana onun amelinin benden geçip başka bir meleğe varmasına müsaade etmememi emretti. Çünkü o, meclislerde insanlara karşı böbürlenirdi’ der.
Hafaza melekleri, kulun nûrunu saçan, oruç ve sadakadan mürekkeb olan amellerini yükseltip götürürler. Hem de kendilerini hayrette bıraktığı halde üçüncü göğe kadar götürürler. Burada üçüncü göğün bekçisi olan melek ‘Durun ve bu ameli sahibinin yüzüne vurun! Ben kibir ve gurura bakan meleğim! “Rabbim bana şu emri vermiştir: Onun amelinin senden geçip başkasına varmasına fırsat verme! Çünkü o, meclislerde, halka karşı kibir ve azamet taslardı” buyurmuştur’.
Hafaza melekleri, kulun, parlak yıldız gibi parlayan ve ses veren tesbih, namaz, hac ve umreden oluşan amelini dördüncü göğe kadar götürürler. Orada bekçi bulunan melek ‘Durun! Bu ameli, sahibinin sırtına ve karnına vurun! Ben ucub’u kaydeden meleğim. Rabbim, bu kişinin amelinin benden geçip başkasına varmasına engel olmamı emretti! Zira o, ibâdet yaptığında, ameline ucub ve kibir sokardı!’ der.
Hafaza melekleri, kulun amelini dâmada takdim edilen gelin gibi süsleyerek beşinci göğe götürürler. O semanın meleği ‘Durun! Bu ameli sahibinin yüzüne vurun! Onun omuzuna yükleyin. Ben hasedi kaydeden meleğim. Bu kimse insanları kıskanırdı. Kim onun yaptığını yaparsa, kim fazla ibâdete sarılırsa, onları kıskanır, aleyhlerinde bulunurdu. Bu bakımdan Rabbim bana, onun amelinin beni geçip başkasına gitmesine engel olmamı emretti!’ der.
Hafaza melekleri kulun namaz, zekât, hac, umre ve oruç(tan ibaret olan) amelini altıncı göğe götürürler. Oranın bekçisi olan melek ‘Onu durdurun, bu ameli sahibinin yüzüne vurun! Çünkü o, Allah’ın kullarından hiçbir kimseye merhamet etmezdi. Belâya uğrayan, zarar gören kimselerin haline acımazdı. Hatta belaya uğramalarına sevinirdi! Ben ise rahmet meleğiyim. Amelinin yanımdan geçmemesini Rabbim bana emretti!’ der. Hafaza melekleri, kulun namaz, oruç, sadaka, zekât, faydalı çalışma ve takvasını gök gürültüsü gibi bir gürültü ve güneşin ışığı gibi bir ışığı olduğu halde, beraberinde üç bin melekle yedinci semaya götürürler. Oranın bekçisi olan melek, onlara ‘Durdurun ve bu ameli sahibinin yüzüne çarpın. Onun âzalarına vurun. Onlarla kalbini kitleyin. Çünkü o, o ameliyle fâkihlerin yanında büyüklük, âlimlerin yanında şöhret ve ülkelere nâm salmak isterdi. Bu bakımdan Rabbim onun amelinin benden geçmemesini emretti’ der. “Allah için olmayan amel riyadır. Allah (c.c.), riyakârların amelini kabul etmez” der’.
Hafaza melekleri kulun namaz, zekât, oruç, hac, umre, güzel ahlâk, sükût ve Allah’ın zikrinden oluşan amelini gök melekleriyle beraber bütün perdeleri geçip Allah’ın huzurunda durdururlar. Hâlisen Allah için yapılan salih ameli hususunda şahitlik ederler.
Allah Teâlâ onlara ‘Siz kulumun amelinin koruyucularısınız. Ben ise, onun nefsini murakabe edenim. O, bu ibâdetleriyle beni değil başkasını kastetti.  (Amelinde gösterişe saptı, ameline riyayı karıştırdı) Bu bakımdan ona lânet olsun’ der. Buna karşılık bütün melekler, bir ağızdan, ‘Bizim de lânetimiz onun üzerine olsun!’ derler. Yedi kat gök ile yedi kat yer ve içindekiler, hep beraber ona lânet ederler.
Muaz ‘Ey Allah’ın Resûlü! Sen Allah’ın Resûlü, ben ise Muaz’ım!’ dedi. Hz. Peygamber buyurdu ki: ‘Senin amelinde, her ne kadar eksiklik varsa da bana uy! Ey Muaz! Hamele-i Kur’an’dan olan arkadaşlarının aleyhinde bulunma! Günahlarını onlara değil, kendine yüklet! Onları zemmedip, yermekle nefsini temize çıkarma! Nefsini onlardan yüce görme! Dünya amelini ahiret ameline karıştırma! Meclisinde, halk senin kötü ahlâkından hazer etsin diye gururlanma! Yanında bir kimse varsa, başkasıyla gizlice fiskos yapma. Halka karşı büyüklük taslama ki senden dünya hayrı kesilmesin. Halkın hayâ perdesini yırtma ki kıyamet gününde ateş köpekleri seni yırtmasınlar! Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Hemen çekip alanlara…” (kıyamet vardır) (Nâziât: 2)
“Ey Muaz! Bunların kim olduğunu bilir misin?” Ben ‘Onlar kimlerdir, annem babam sana fedâ olsun ya Rasûlullah?’ Dedim. Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
Ey Muaz! Allah kime kolaylaştırırsa onun için kolaydır.
Râvî der ki: ‘Bu hâdistekilerin korkusundan Muaz’dan daha fazla Kur’an okuyan görmedim’.(Bursevî İsmail Hakkı, Ruhu’l-Beyan, I, 76-77, İhya-u Ulumüddin,5)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.