DOLAR 18,6499 0.03%
EURO 19,6750 -0.12%
ALTIN 1.077,710,56
BITCOIN 3194860,35%
Afyonkarahisar

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

DİNDE AYRILIĞA DÜŞMEK – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
23 Ekim 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 23 Ekim 2013 Çarşamba 03:00:00
  Dinde ayrılığa düşmenin sebepleri pek çoktur. Hükmedip saltanat kurma (iktidar) sevgisi, kavmine, ırkına taassup (ırkçılık, bölücülük yapması) göstermesi, görüş ve hevasına şiddetli bir şekilde bağlı kalması, din düşmanlarının hile, desise ve tuzaklarına kulak verilmesi, bilgisizlik, geri kalmışlık, gelenek ve göreneklerde başkalarına tabi olmak, bazı devletlerin veya çoğunluğunun düşünce ve inanışta, siyaset ve yönetimde, düzen ve yasalarda dinden ayrılmaları, dini büsbütün terk etmeleri bunların en önemlileri arasında sayılabilir. (Vehbe Zuhayli, Enam 159.ayetin tefsiri; et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 4/413-415.)
Şüphe yok ki Allah’ın şeriatı birdir ve parçalanmayı kabul etmeyen bir bütündür. Onun bir bölümünü almak, bir bölümünü terk etmek, herhangi bir hükmü işlemez hale getirmek yahut da çağa uygun olmadığı iddiasında bulunmak doğru değildir. Her kim bunlardan herhangi birisine inanacak olursa kâfir olur.
Dinde ayrılığa düşmek, bidatler ortaya koymak, şüphelere, arzu ve heveslere tabi olmak büyük bir tehlike, büyük bir günah, apaçık bir sapıklıktır. Ümmete düşen söz birliği etmek, görüş birliğine varmak, Allah’ın ve Rasûlünün ibadet ve yasalarda izin vermediği bidat ve yeni çığırların uçurumlarına yuvarlanıp düşmekten sakınmaktır.
Allah’ın yasalarından uzaklaşmak, tedricî olarak bazı hükümlerden uzaklaşmakla başladı; nihayet Allah’ın şeriatı bütünüyle hayatın dışında bırakılmış oldu.
Hatta maalesef parçalanma ve donuklaştırma Kur’an-ı Kerim’in bir takım naslarına kadar uzayıp gitti. Onun bir kısım buyrukları özellikle radyolarda (ve televizyonlarda) okunmaz oldu.
Ayet-i kerime dinden ayrılan ve ona muhalif olan her kimse hakkında umumidir. Bu ister Kitap Ehli’nden (Yahudi ve Hıristiyanlardan) olsun, ister Müslümanlardan (bidat ve şüphe ehli) olsun fark etmez. Bakiyye b. el-Velid senedini kaydederek Ömer b. el-Hattâb’dan Rasulullah (s.a.)’ın Hz. Aişe’ye şöyle dediğini nakletmektedir: “Muhakkak dinlerini parça parça edip kendileri bölük bölük olanlar, işte onlar bu ümmet arasından bidat sahibi, çeşitli heva ve heves sahipleri ile sapık olan kimselerdir. Ey Aişe! Bid’at ve heva sahipleri dışında her bir günahkârın bir tövbesi vardır. Bunların ise tevbesi yoktur, ben onlardan uzağım, onlarda benden uzaktırlar.” (Vehbe Zuhayli, Enam/159; et-Tefsirü’l-Münir, Risale : 4/415.)
Sevgili Peygamberimiz müslümanların fırkalar halinde bölünmemesinin gerektiğini belirtip; “Bölücülük yapan bizden değildir” buyurduktan sonra, kendi ümmetinin de 73 fırkaya ayrılacağını üzülerek haber vermişlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) e göre bu fırkalardan sadece birisi “Fırki Naciye/Kurtulmuş Fırka” olacaktır. Peygamber Efendimiz, bu tehlikeden korunmak için müminlere, “Sünnetine” uymalarını ve “Cemaatten” ayrılmamalarını emir ve tavsiye etmişlerdir. Bunun içindir ki İslâm âlimleri Fırka-i Naciye’nin adını “Ehlisünnet vel cemaat” olarak koymuşlardır.
İslâm coğrafyasında Ehlisünnet dışında kalan ve Ana Cadde’den itikat ve ibadet bakımından ayrılan ve çoğunlukla siyasi amaçlara göre gelişlen bu akımlara “Fırka-ı dâlle/Sapık Yollar” adı verilmiştir. Fırka denilince akla gelen bu sapık yollardır. Çünkü müslümanlar fırkacı olmaz ve fırkalara bölünemezler. Üzülerek belirtelimki İslâm dünyasında gelişen bu sapık fırkaların birçoğunun ardında İslâm dünyasında hâkimiyet kurmak isteyen İslâm ve Müslüman düşmanı dış güçler vardır.
Fırka ve Cemaat Kavramı
Bu noktada fırka ve fırkalaşmak kavramı ile cemaat, tarikat ve mezhep kavramlarını birbirinden ayırmak gerekir. İslam dünyasında Ehl-i sünnet velcemaat anlayışı veya bir başka deyişle ana caddeden ve cemaat şuurundan ayrılmamak kaydıyla, Müslümanların farklı mezhep ve tarikatlar etrafında kümeleşmeleri farklı içtihatlar içinde hareket etmeleri ve bunlara bağlı olarak mizaçlarına uygun düşen tasavvuf halkalarında yer almaları yadırganmamış, bir ağacın ana gövdesinin dalları olarak görülmüş; Bunun yanında çoğunluğu siyasi amaçlı olarak çıkmış olan sapık fırkalara karşı uyanık olmamız istenmiştir.
Nisa suresinde ise Ümmeti-i Muhammedin gitiiği yoldan ayrılmak sapıklık olarak nitelenmiş ve müminlerin yolundan ayrılanların cehennemlik oldukları belirtilmiştir: “Her kim de kendisine do��ru yol (İslâm) belli olduktan sonra, Rasûl’e karşı tavır koyar (emirlerini beğenmez) ve (Resûlü örnek alan) mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu döndüğü (ve seçtiği o sapık) yolda bırakırız. Sonra kendisini cehenneme atarız. O ne kötü bir gidiş yeridir!” (Nisa: 115)
Rivayet olunduğuna göre, İmam- Şafiî (Rahimehullah) icma-ı ümmetin hüccet olduğuna dair bu ayet-i kerimeyi delil göstermiştir. İmam-ı Şafiî (Rahimehullah) ın bu ayet-i kerimeyi delil gösterişi şöyle açıklanır: “Müminlerin yolunun dışında bir yola uymak, bu ayeti kerimenin açık ifadesiyle haram olduğuna göre, müminlerin yoluna uymanın vacip olması gerekir. Çünkü Mevlâ Teâlâ, Peygambere muhalefet edip, müminlerin yolundan başkasına tâbi olanları tehdit etmiştir.” (Ruhul – Furkan, Nisa Suresi, cilt: 5; Mahmud Ustaosmanoğlu,İst. 1997)
İcma-ı Ümmetin delil olduğu hakkında daha birçok hadis-i şerif ve rivayetler vardır. Nitekim:
“İbni Ömer (Radiyallahu Anhuma) dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah (-u Teâlâ) benim ümmetimi -veya Muhammedin ümmetini, buyudu- dalâlet (sapıklık) üzere toplamaz ve Allah’ın (kudret ve yardım) eli cemaatin üzerindedir. Her kim (cemaatten söz veya hareket ya da inanç bakımından) ayrılırsa, cehenneme ayrılır.” (Tirmizi, Fiten: 7, 2167; 4/466; Hakim, Müstedrek, No: 397; 1/201)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.