DOLAR 18,6389 0%
EURO 19,5164 -0.54%
ALTIN 1.068,67-1,07
BITCOIN 315474-1,04%
Afyonkarahisar
13°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

FARKLI AYARDA ALTINI BULUNAN KİMSE ZEKÂTINI NASIL HESAPLAR?

ABONE OL
26 Haziran 2014 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 26 Haziran 2014 Perşembe 03:00:00
  Zekâta tabi olma açısından altındaki ayar farkı önemli değildir. Çünkü hangi ayarda olursa olsun, sonuç itibariyle altın hükmündedir. Buna göre farklı ayarda da olsa bütün altın çeşitleri tek başlarına veya diğer ayardaki altınlarla birlikte toplam ağırlıkları 80,18 gr.’a ulaştığında, diğer şartları da taşıması hâlinde zekâta tabidir. Bu durumda farklı ayarlardaki altınların zekâtı, değerleri üzerinden hesaplanarak, % 2,5 oranında verilir. (Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı: 30.06. 2010/66)
Gayr-i meşru yolla sağlanan kazançtan zekât vermek gerekir mi?
Gayr-i meşru yolla sağlanan kazancın sahibi belli ise, bu kazancın sahibine iade edilmesi; belli değil ise, karşılığında sevap beklemeksizin yoksullara veya hayır kurumlarına verilerek elden çıkarılması gerekir. Bu itibarla, gayr-i meşru yolla elde edilen kazancın tamamı ya sahibine iade edilerek veya hayır yolda harcanarak elden çıkarılacağından, zekâtının verilmesi söz konusu değildir. (Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı: 30.06. 2010/66)
Temel ihtiyaçlar için biriktirilen para zekâta tabi midir?
Aslî ihtiyaçlar; ev, ev eşyası, giyecek, ulaşım aracı ve yiyecek gibi hayatın güvenli ve sağlıklı bir şekilde devamı için gerekli olan şeylerdir. Bu ihtiyaçları temin etmek için biriktirilen paralarla onları karşılamak üzere sözlü ya da yazılı herhangi bir taahhüde girilmişse o takdirde bu paralardan zekât vermek gerekmez. Çünkü sözlü ya da yazılı taahhüde girildiğinde bu para, artık temel ihtiyaç için harcanmış demektir. Ancak böyle bir taahhüde bağlanmamış paranın, nisap miktarına ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde, zekâtının verilmesi gerekir. (Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı: 30.06. 2010/66)
Büluğ çağına ermemiş zengin çocuğun malından zekât gerekir mi?
Akllı olmayan ve büluğ çağına ermemiş olan kişiler, dinen mükellef olmadıklarından zekât ile sorumlu değildirler. Ancak, zenginlerin malında fakirlerin hakkı olduğu için, zengin olan çocuk ve deliler kendileri mükellef olmasa da, veli veya vasilerince bunların mallarından zekât verilmelidir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de; “Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır” buyurulmaktadır. (Zâriyât, 51/19) (Namaz ve oruçla yükümlü olmada aranan şartlar, ilke olarak zekâtta da aranır. Ancak zekât, sosyal yardımlaşma ve dayanışma içeriği taşıyan malî bir ibadet olması ve ihtiyaç sahiplerinin haklarını da ilgilendirmesi sebebiyle, diğer ibadetlerde aranan akil ve ergenlik (büluğ) şartının bunda da aranıp aranmayacağı islam bilginleri arasında tartışma konusu olmuştur. Çocukların ve akıl hastalarının “öşür” denen toprak ürünleri zekâtından sorumlu olduklarında görüş birliği bulunmakla birlikte, bunların zekâta tabi diğer mallarından zekât alınıp alınmayacağı konusunda farklı iki görüş ileri sürülmüştür. Buna göre islam bilginlerinin bir kısmı, çocukların ve akıl hastalarının zekâtla yükümlü olmadığını savunurken, diğerleri bunun aksi görüşü dile getirmişlerdir.
Sonuç olarak, aklî dengesi yerinde olmayan ve büluğ çağına erişmemiş kişiler, dinen yükümlü olmadıklarından zekât vermekle de sorumlu değildirler. Ancak, zenginlerin malında fakirlerin bir hakkı bulunması (Zâriyât, 51/19) ve zenginliğin borcu diyebileceğimiz zekâtın topluma karşı bir yükümlülük mahiyeti taşıması sebebiyle zengin olan çocukların ve akıl hastalarının kendileri mükellef olmasalar da, velileri veya vasileri tarafından bunların mallarından zekât verilebilir.) (Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı: 30.06. 2010/66)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.