DOLAR 18,6434 -0.02%
EURO 19,3170 -0.59%
ALTIN 1.047,40-0,41
BITCOIN 301519-2,05%
Afyonkarahisar

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

NAMAZIN TANIMI – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
16 Kasım 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 16 Kasım 2013 Cumartesi 02:00:00
  Namaz Farsça kökenli bir kelimedir. Lügatte, duanın ismidir. Şeriatte ise, hususi (özel) bir takım işlerin ve zikirlerin ismidir. Namazın kıyamında (ayakta duruşunda) kıraat (okuma), oturmasında da dua ve sena (övme) bulunduğundan ona salât denmiştir.
Ayet-i celilede geçen “salât” kelimesi ismi, cinstir ki, bununla beşvakit namaz murat edilmiştir. Namazı ikame etmek(hakkıyla kılmak) tan ise, ona devam etmek, gevşeklikve tehirsiz (geciktirmeden) onu eda etmek (yerine getirmek), tadil-i erkânına riayet etmek, yani kıyam, ruku, secde gibi bütün rükünleri (esasları) nı ölçü ve istikamet (doğruluk) üzere yerine getirmek, farz, vacip, sünnet ve edeplerine en ufak bir noksan gelmesinden sakınmak gibi manalar murat edilmektedir. (Mahmud Ustaosmanoğlu, Ruhu’l-Furkan Tefsiri cilt: 1, sayfa:135)
Ramazanoğlu Mahmud Sami Hazretleri Bakara suresi’ini tefsirinde namazın tanımını şöyle yapıyor:
“Salâtın birkaç mânâsı vardır:
Birincisi: Duâ demektir. “Ve salli aleyhim” (Tevbe suresi: 103) ayetinde bu mânâyadır. “Sen onlar için duâ et” demektir.
İkincisi: Senâdır. (medhetme, övme) “İnnellâhe ve melâiketehû yusallûne alennebiyyi” (Ahzab suresi:56) âyetinde bu mânayadır. “Muhakkak ki Allah ve melekleri peygamber aleyhi’s-selâma salât, yâni senâ etmektedirler. (Medhedip övmektedirler) Demektir.
Üçüncüsü: Kırâtdir. “Velâ techer bisalâtike” (İsrâ suresi: 110) âyetinde bu mânayadır. “Namazda kırâatini fazla açıktan yapma!” demektir.
Dördüncüsü: Rahmettir. Ülâike aleyhim salavâtün min Rabbihim” (Bakara suresi: 157) âyetinde bu mânayadır. “Onlara Rablerinden rahmetler vardır” demektir.
İbâdet olarak, kendine mahsus hareket ve zikirlerle yapılan bir ameldir. Kıyâmında Kırâet, kuûdunda sena (övgü ve medhetme) ve duâ fâiline rahmet vardır. Namazı ikame demek, âdap ve erkânına riâyet ederek dosdoğru kılmak ve ömrünün sonuna kadar kılmağa devam etmektir.” (Ramazanoğlu Mahmud Sami, Bakara suresi tefsiri sayfa: 21)
Abdurrahman Cezîri ise namazın tanımını şöyle yapar:
Namaz, lügatte hayır duada bulunma anlamını ifade eder. “Onlara duâ et.” (Tövbe: 103) Yani onların üzerine rahmet kanatlarını ger âyet-i kerîmesinde de “salât” kelimesi hayır duada bulunmak anlamında kullanılmıştır. Fıkıhçıların ıstılahına göre namaz, iftitah tekbiri ile başlayıp selâmla sona eren, kendine mahsûs şartları bulunan sözler ve fiillerdir. Bu tanım, iftitah tekbiriyle başlayıp selâmla sona eren tüm namazları kapsamına almaktadır. Tilâvet secdesi ise bu kapsam dışında kalmaktadır. Tilâvet secdesi, secde âyetleri duyulduğunda edâ edilen tekbirsiz ve selâmsız bir tek secdedir. Hanefî ve Şâfiîlere göre tilâvet secdesine namaz denilmez.
Mâliki ve Hanbelîler: Bunlar, namazı iftitah tekbiri ve selamı bulunan fiilî bir kurbet (yakınlaşma), veya tek bir secdeden ibaret bir kurbet olarak tanımlamışlardır. Buradaki “kurbet” kelimesi, kişiyi Allah’a yaklaştıran iş demektir. Fiilî kaydı da organların yapmış olduğu rükû ve secde gibi eylemleri, dilin okuyup tesbih çekme eylemlerini ve kalbin huşu ye hudu (teslimiyet) gibi eylemlerini içerir. Mâlikî ve Hanbelîlerin namazla ilgili bu tanımına Hanefî ve Şâfiîler muhalefet etmemişlerdir. Yalnız aralarındaki anlaşmazlık, secdenin yalnız da olsa şer’î bir namaz olarak adlandırılması hususunda vukûbulmuştur. (Abdurrahman Cezırî, Dört Mezhebe Göre İslâm Fıkhı – I: 235–236.)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.