DOLAR 18,6470 0.07%
EURO 19,5838 -0.06%
ALTIN 1.068,72-0,18
BITCOIN 3139470,21%
Afyonkarahisar

AÇIK

15:22

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Nüfusa dair birkaç hatırlatma – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
9 Ekim 2014 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 9 Ekim 2014 Perşembe 03:00:00
  2015’te milletvekilliği seçimleri var. Afyonkarahisar’daki partiler, eylem olarak da söylem olarak da seçim atmosferine hazırlık yapmaya başladılar. En somut hedefi, şimdiden Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı İbrahim Yurdunuseven açıkladı: 5 milletvekilliğinden 5’ini de kazanacağız.
Benzer bir çıkışı Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zuhal Topçu da yapmış ve “Afyon’da 5’te 5 neden olmasın” demişti.
“5’te 5 yapacağız” ile “5’te 5 neden olmasın” arasındaki farkı, takdirinize bırakıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Yalçın Görgöz ise, daha gerçekçi: Afyon’da CHP’nin 2 milletvekili çıkarması demek, partinin Türkiye genelinde yüzde 30-32 oranına çıkması anlamına gelir.
Gerçekçi hedefler konulduğunda, o hedeflere ulaşmak için daha çok çalışılır. Hedeflerdeki oranlar da büyük ölçüde yakalanır.
Herkes 5 milletvekilliğine kilitlenmiş durumdayken, “Milletvekili sayımızı 6’ya nasıl çıkarabiliriz” soruları da sorulmaya başlandı.
Milletvekili sayısının artması için tek ölçüt, nüfus.
Büyükşehir olmak için de tek ölçüt nüfus.
Fakat Ordu, “bir hamle” ile büyükşehir konumuna geldi; “kazanılmış hakkı” elde etti. Şimdiki nüfusu büyükşehir olmak için gerekli 750 binin altında. Hatta nüfusun 680 binlere düştüğü bile iddia ediliyor. Dolayısıyla Ordu, büyükşehir olmasına rağmen, 2015 seçimlerinde 4 milletvekili çıkaracak.
Gerçi Afyonkarahisar’da büyükşehir olmakla ilgili yeterince çalışma yapılıp yapılmadığı tartışılmıştı. Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban’ın Eylül ayındaki Belediye Meclisi toplantısında “Büyükşehir Afyon için uygun değildi” sözleri, büyükşehir konumunu elde etmek için gerekli girişimlerde bulunulmadığına ilişkin ipuçları verdi.
2015 seçimleri doğrultusunda yapılan açıklamalarda ise nüfus meselesinin merkezinde büyükşehir olmaya değil, milletvekili sayısının artmasına yönelik isteğin ağır bastığı gözlemleniyor.
Hangi sebeple olursa olsun, Afyonkarahisar’ın nüfusunun artması isteniyor. O zaman önce “göç” sorununu çözmek gerekiyor. Bu sorunun temelinde ise iktisadi gelişmişlik var. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2013 verilerine göre Afyonkarahisar’ın nüfusu 707 bin 123 kişi. 2013 yılında Karahisar’a göç edenlerin sayısı 22 bin 200 kişi. Karahisar’dan başka bir şehre göç edenler ise 26 bin 799 kişi. Afyonkarahisar’ın istatistiklerine göre şehrin aldığı göç ile verdiği göç arasında, verdiği göç hanesine yazılmak üzere 4 bin 599 kişilik fark var. Yani Afyon göç veren bir il.
Çevremizde göç veren iller var elbette. Eskişehir ve Burdur, iyi örnekler.
Şimdi durup düşünmemiz lazım gelmiyor mu?
Eskişehir ile Burdur niye göç alıyor, Afyonkarahisar niye göç veriyor?
İş imkanları, şehirdeki eğitim durumu, hayat pahalılığı-ucuzluğu, güvenlik, asayiş gibi etkenler göç almayı-göç vermeyi etkiliyor mu?
Nüfusla ilgili başka bir veri de Afyonkarahisarlı olup da Afyonkarahisar dışında yaşayanların sayısı. Örneğin İzmir’de 56 bin, Eskişehir’de 52 bin, Denizli’de 49 bin, Kütahya’da 10 bin, Uşak’ta 4 bin, Burdur’da 2 bin 900 Afyonlu ikamet ediyor. Bir çırpıda ulaşabileceğimiz illeri yazdım özellikle. Hani büyükşehir olmak için 50 bin kişiye ihtiyacımız var ya, başımızı kaldırsak, derneklerimizi, İl Genel Meclisi üyelerimizi çevre illere göndersek… “En azından ikinci ikametgahınızı Afyonkarahisar olarak gösterin” desek, ikna olmaya hazır 30 bin kişilik bir kitleyi bulabiliriz. Büyükşehir olmaya yetmese bile bu hareketlilik, şehirdeki canlılığı artıracak.

BAZI İLÇELER KIZACAK AMA…

Afyonkarahisar, “nüfusu 2 binin altına düştü” diye en çok belde kapatılan şehir. Bu unvanın bir yararı var mı bilmiyorum, ama ya ilçelerimize ne demeli?
Nüfusu 2 binin altında belde olmuyor, fakat nüfusu 5 binin altında, hatta dönem dönem 2 binin altındaki ilçeler, tüzel kişiliklerini nasıl koruyor? Bu ilçelerin de “kapatılması” gündeme gelmeyecek mi? Bir taraftan, “Afyonkarahisar’ın ilçeleri çok, mesafeler uzun” şikayeti yapılıyor, bir taraftan küçük nüfuslu ilçeler, “ilçe” vasfıyla genel ve yerel bütçelerden payını alıyor. Bu ilçeler kapatılsa, beldeye dönüştürülse, rahat bir nefes alınmaz mı? Yoksa yine karşımıza “Kazanan haklar geri verilmez” kaidesi mi çıkacak?

TOPLU TAŞIMADA ÜCRETSİZ HİZMET

Afyonkarahisar Özel Halk Otobüsleri, Kurban Bayramı’nın 4 gününde de yolcularını ücretsiz taşıdı. Bu bir toplumsal duyarlılık konusu. Özel Halk Otobüsleri’nin ortakları bu uygulamayla belki zarara uğruyor, ancak çok da dua alıyor. Aynı uygulamayı her defasında minibüs hatlarından da bekliyoruz. Ama nafile… Kimse, ekmeğinden olmasın evet; bununla birlikte toplumsal duyarlılık rekabetinde de minibüsçüler geride kalmasın.

TÜBERKÜLOZLU HAYVANLAR

Kurban Bayramı’nda kesilen bazı hayvanlarda “tüberküloz” tespit edilmiş. Kesilen hayvanların ciğerlerine bakıldıktan sonra tüberkülozlu olup olmadıkları anlaşılıyormuş. Hayvan kesilmeden önce yapılacak çok bir şey olduğunu düşünmüyorum. Veteriner hekimlerin gözden ya da deriden tüberkülozu tespit etmesi çok zor. Bununla birlikte, tüberküloz saptanan hayvanın bertarafı konusunda farklı duyumlar aldım. Kimisi hastalıklı hayvanların alelade, kireç dökülmeyen çukurlara gömüldüğünü anlattı; kimisi de bazı kasapların ‘Bize getirin, hastalıklı bölümünü atalım, gerisini satarız’ dediğini aktardı.
Yetkililerimiz bu konuda bilgi sahibidir, diye umuyorum.

CÜBBELİ AHMET HOCA’DAN NOTLAR

Cübbeli Ahmet Hoca, Kurban Bayramı’nda Afyonkarahisar’daydı. Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şubesi’ni ziyaret etti. Cübbeli Ahmet Hoca, ilk kez böyle bir ziyaret gerçekleştirmişti. O ziyaretten aklımda kalan notlar şöyle:
-Şehitlik nasip meselesi. Soyu temiz olacak, iman-itikat konularında sağlam olacak.
-Şehit olacak kişilere bu durum malum olur, rüyalarında görenler de vardır.
-Türkiye, başkasına muhtaç olmamak için kendi silahını üretmeli. Kendi silahını üreteceksin ki yabancı ülke ‘Ambargo koydum’ dediğinde zor durumda kalmayasın.
-Yurtdışında fazla duramıyorum. Hemen Türkiye’ye dönmek istiyorum. Bana dediler ki ‘Hapse gireceksin, ne kadar yatacağın belli değil.’ İki gün sonra Türkiye’ye döndüm. Yabancı ülkelerde özgür olmaktansa vatanımda hapis yatarım. Buraların hapishanesinde bile bir ruhaniyet var.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.