Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Saltuk DURUALP
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

YAPAY ZEKÂ DÖNEMİNDE GAZETECİLİK

Dünya tarihini yazacak olanlar, 2000’li yıllardaki gelişmeleri aktarırken daha fazla harf tüketecekler. Hepimizin sıkça karşılaştığı “teknolojinin gelişmesiyle” kalıbını yaşayarak, hatta hızla yaşayarak görüyoruz. 2023’ten çok değil, 2000’li yılların ilk dönemine giderek bakacak olursak şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz:
• Bilgisayarlarda kullanılabilecek, hatta sadece internet sitesi uzantısı olarak tasarlanan fotoğraf ve duygu paylaşımı sayfaları kuruldu.
• “Akıllı” diye adlandırılan aslında “çok işlevli” diyebileceğimiz telefonlar hayatımıza girdi.
• Çok işlevli telefonların yanı sıra çizim ve yazı işlerini kolaylaştıracak, ama en önemlisi bu işlemlerin “mekana bağlı kalmadan” ve hızla yapılabileceği çok işlevli dijital not defterleri ile tanıştık. (Adına ‘tablet’ deniliyor; ilkçağlardan esinti.)
• İlk maddede bahsettiğim internet sayfaları çok işlevli telefon ve dijital not defterlerinden yönetilebilir hâle getirildi.
• Bu süreçte “akıllı telefon uygulaması” kavramını öğrendik, çok işlevli telefonlarımızın ekranları “uygulama” denilen programlarla doldu.
• Telefonlar için kullanılan “akıllı” kelimesi yetmiyordu, tüm cihazların “akıllı” olması gerekiyordu. Bu yaklaşım, Endüstri 4.0 kavramını da öğrenmemizi sağladı. (Ki burada da dijital veri sistemi olan 1’ler ve 0’larla konuyu izah ettik. Endüstri 1.0 su ve buhar gücü, endüstri 2.0 elektrik gücü ile seri üretim, endüstri 3.0 ise elektronik makinelerin gözleminde üretim yapılmasını anlatıyordu. Endüstri 4.0 ise nesnelerin birbiri ile iletişimi, robotla üretimin geliştirilerek etkileşim kurabilen ve öğrenebilen robotların kullanımı ve insan gücünün en aza indirgenmesi kastediliyor. ‘İletişim’ kelimesinin İngilizce karşılığıyla robot kelimesinin birleşmesinden oluşan ‘KoBot’ dedikleri yeni tür robotların işletmelerde yönetici de olabileceği iddia ediliyor.)
• Bu sırada çok işlevli telefonlar ve dijital not defterlerinde, kullanıcı ile konuşabilen ve ona yardımcı olan programlar da yaygınlaştı. Okuma-yazma bilmeden, sadece mikrofon açarak istediği şarkıyı dinleyen, istediği sevimli kedi ve köpek fotoğraflarını bulan çocukları görmeye başladık.
• Süreç bizi, “yapay zekâ”ya kadar getirdi. (Belki de planlanmış şekilde süreç böyle işletildi.)
3-5 satırda özetlemeye çalıştığım mesele, insanlığın bir taraftan üretkenliğini artıran, bir taraftan ise geleceği ile ilgili endişeler duymasına yol açan bir olgu. Özellikle yapay zekânın kullanımının artması ile “kaybolacak meslekler” listeleri de yayınlanmaya başladı ki; yapılan yorumlara bakarsak yapay zekânın yaygınlaşmasından sonra kaybolmayacak meslek yok.
Günümüzde yapay zekâ uygulamaları ile neler mi yapılıyor? Gelin şöyle bir bakalım:
• Metin yazılıyor. (Haber ve makale).
• Fotoğrafa benzer çizimler yapılıyor.
• Şarkı sözü yazılıyor, beste yapılıyor.
• Klip çekiliyor.
• Afiş tasarlanıyor.
• Film çekiliyor.
• Veri toplanıyor.
• Yüz tanıma sistemi kuruluyor.
• Tıbbi sorunlar çözülüyor.
• Eğitimler düzenleniyor.
• İnsan hayatına ilişkin önerilerde bulunuyor.
• İnsansız araçlar kullanılıyor.
Listeyi uzatmak mümkün. Neredeyse her sektörde yapay zekânın izine rastlayabiliriz. Bu bağlamda, bu yazıyı bir gazete aracılığıyla okuyucuya ulaştırdığıma göre gazeteciliği ele almak gerek.
Yapay zekâ kullanılarak oluşturulan haber metinleri, haber dilinden uzak; ancak bilgiyi toplamada mahir bir özelliğe sahip. Bu nedenle yapay zekâ gazeteciliğinin, mesleğin ileri gelenleri tarafından müdahale olmaksızın kullanılacağını söylemek doğru olmaz. Ancak mesela Norveç’teki bazı yerel gazeteler, yapay zekâyı verilerin kısa sürede toplanması amacıyla kullanıyormuş; bunda da epeyi yol almışlar. Doğru bir yöntem olabilir.
Zira gerçeklik ve yapaylık arasında bu kadar ince bir çizgi varken; gazetecilerin görüntülerden, olayların akışına kadar her alanda “uyanık” olması ve gerçeğe ulaşması için bilgisini, görgüsünü, kaynaklarını devreye sokması gerekiyor.
Çünkü yapay zekâ, yönlendirmeye ve çarpıtmaya açık bir alan. İyi kullanıldığında yararlı ve üretkenliğe katkı sağlayacağı gibi, kötü kullanıldığında yalana varan durumlarla karşılaşma ihtimalimiz yüksek.
Sosyal medya mecralarında rastladığımız videoların bir kısmında yapay zekânın ürünlerini izliyoruz. Rahmetli Barış Manço’nun dijitalleşme konusundaki nasihatinden tutun; sevdiğimiz liderlerin, takip ettiğimiz bilim insanlarının ağzından şarkı, türkü kliplerine kadar pek çok farklı ve ilgi çekici görüntü hafızalarımızda yer etti.
Hangi fotoğrafın gerçek, hangi beyanın doğru olduğuna bir “insan gözü” karar verebilir.
Şu açık: Geleceğe, veriyi iyi işleyebilen, araştırma sonuçlarını iyi sorgulayabilen gazeteciler kalacak.
Noktayı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin internet sitesinde yayınlanan bir makalenin önemli gördüğüm kısmı ile koyalım.
“Yapay zekâ ile ilgili yaygın yanlış kanılar nelerdir?
En yaygın yanlış kanılar:
• Yapay zekâ, insanların yerini alacaktır.
• Yapay zekâ, önemli ölçüde işsizliğe yol açacaktır.
• Yapay zekâ sistemleri güvenilir veya güvenli değildir.
• Yapay zekâ, insan neslinin devamı için büyük tehdit oluşturmaktadır.
Yapay zekâ uygulamaları ne kadar gelişirse gelişsin, mesleklerin çoğunluğunda insan katılımına ihtiyaç olacaktır. Bu sebeple, yapay zekâ ile daha farklı yeni iş alanlarının oluşması beklenmektedir.”

Bu yazıyı okuyanlar, iki cihanda afiyet ve zenginlik içinde yaşasınlar.

YAZARLAR

TÜMÜ

SON HABERLER