DOLAR 17,2109 1.37%
EURO 17,5717 0.46%
ALTIN 964,160,16
BITCOIN 3504760,98%
Afyonkarahisar
26°

AÇIK

03:32

İMSAK'A KALAN SÜRE

AFYONKARAHİSAR’DA EĞİTİMİN TARİHİ-3

ABONE OL
26 Şubat 2020 17:20
0

BEĞENDİM

ABONE OL

(Yazının Devamı)
Anadolu Selçuklu medreselerinde okutulan dersler ve müfredat programları hakkında geniş bir bilgi tespit edilememiştir. Ancak klasik İslâm medrese eğitiminde görülen fıkıh, dinî ve edebî ilimlerin okutulduğu belirtilmektedir. Bu döneme ait vakfiyelerden, haftanın beş gününde eğitim yapıldığı, Salı ve Cuma günleri ders yapılmadığı, eğitim süresinin en az beş yıl olduğu anlaşılmaktadır.
Selçuklu medreselerine, Osmanlılar döneminde yeni unsurlar ilave edilerek geliştirilmiştir. Osmanlılar, fethettikleri yerlerde Cami, mescit, bedesten gibi şehrin temel ihtiyacı olan bir takım kuruluşların yanında, medreseler de açmışlardır. İlk Osmanlı medresesi, Orhan Bey zamanında İznik’te açılmıştır17.
Osmanlı öncesi medreselerin, herhangi resmî bir derecelendirmeye tabi tutulmadıkları, ancak müderrislerinin ilmî becerilerine göre meşhur oldukları görülür. İcâzetnâmelerde eğitim yapılan medresenin adı yazılmayıp, okutulan derslerin tanımı ile icâzeti veren müderris hocaların silsilesi gösterilirdi. Buna karşılık Avrupa’da XII. yüzyılda kurulan üniversitelerde verilen mezuniyet diplamalarında o üniversitenin adı yazılmaktadır18.
Selçuklu Türkleri’ndeki medrese sistemi Osmanlı döneminde yeni unsurlar ilave edilerek gelişmiştir. Fethedilen yerlerde ilk önce câmi ve yanında medrese açılması gelenekselleşmiştir. İlk Osmanlı medreselerinde eğitim, vâkıfların (vakfı kuranların) koymuş oldukları prensipler içerisinde atanan müderrislerin insiyetiflerine bırakılmış olduğu gözlenmiştir19.
Osmanlı medreseleri, Fatih medreselerinin kurulmasıyla gelişmiş, Kanuni döneminde de son şeklini almıştır. Bu usul, medreselerin kapanmasına kadar önemsiz değişikliklerle devam etmiştir. Fatih Medreseleri yapıldıktan sonra medreselerin payeleri, müderrislerin aldıkları günlük ücrete göre yirmi, yirmibeş, otuz, otuzbeş, kırk, kırkbeş ve elli akçeli olarak değerlendirilmiştir20.
1. Hâşiye-i Tecrid Medreseleri, 20-25 akçeli.
2. Miftah Medreseleri, 30 akçeli.
3. Telvih Medreseleri, 40 akçeli.
Bu medreseler, okutulan ana ders kitaplarının isimlerinden hareketle bu adları almışlardır.
1. Hâriç Medreseleri, ilkokul derecesinde ibtidaî hâriç ve ortaokul özelliğinde hâreket-i hâriç şeklinde iki kısımdır.
2. Dâhil Medreseler, ortaokul özelliğindeki rüştiye derecesinde olup ibtidaî dâhil ve hareket-i dâhil diye ikiye ayrılmıştır.
3. Mûsıla-i Sahn yahut tetimme Medreseleri, lise (idadi) seviyesinde olup yüksekokula öğrenci yetiştirirler.
4.Sahn-ı Semân Medreseleri ise yüksekokullardır.
Bu medreselerde görev yapan müderrislerin günlük ücretleri 50’er akçedir. Daha sonraki yüzyıllarda ise medrese payelerinde değişiklikler olmuştur.
Medreseler, Osmanlı’nın kuruluş ve yükseliş devirlerinde en yaygın eğitim-öğretim kurumlarıdır. Medreseler için ilk olarak Yıldırım Bayezit devrinde düzenleme yapılmış21, teşkilatlanması ise Fatih ve Kanuni zamanında olmuştur. Fatih, önceden de var olan medrese eğitim sistemini tamamlayarak, eğitimin en alt basamağı olan sıbyan mekteplerinden külliyesine kadar hepsini kurdurmuştur. Eğitimde yerleştirilen bu sistem XVI. yüzyıla kadar toplumun ihtiyaçlarına cevap verdiği, ancak bu yüzyıldan sonra ilmî ve idari yönden bozulmaya başlandığı görülmektedir. Önceden müderris olabilmek için ilim, iktidar, ehliyet şart koşulurken, bu yüzyıldan sonra ilmî yetki yerine başka özelliklere bakılmış, iltimas ise öne geçmiştir. Bu acı durumu gören Katip Çelebi, Kocasekbanbaşı ve Koçi Bey gibi düşünürlerin uyarılarını devlet büyükleri dikkate bile almamışlardır22.
XVI. yüzyılda medreselerin ıslahı için çeşitli tedbirler alındığı gibi ilmiyeyi ıslah için çeşitli kânûnnâmeler ve hatt-ı hümâyûnlar yayınlanmışsa da başarılı olunamamıştır23. Ancak 1854’te şer‘î mahkemelere kadı yetiştirecek olan Muallimhane-i Nüvvâb adlı medreseler kurulmuştur. İkinci Abdülhamit döneminde, medrese öğrencilerine askerlikten muafiyet hakkı verilmesi bu kurumları olumsuz olarak etkilemiş, bu hak medreselerin hepten yıkımına sebep olmuştur24.
(Yazının Devamı Var)

 

KAYNAK
17 Ekmeleddin İhsanoğlu, “Osmanlı Eğitim ve Bilim Müesseseleri”, Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Tarihi, II, İstanbul 1998, s. 233-234; Aşık Paşaoğlu Tarihi, (Yay. Atsız), İstanbul 1992, s. 42; Mehmet Neşrî, I, İstanbul 1990, s. 228; Neşrî Tarihi, I, (yay. Faik Reşit Unat-Mehmet A. Köymen), Ankara 1987, s. 163.
18 İhsanoğlu, agm, s. 233-234.
19 Aynı yer.
20 Ahmet Akgündüz, Osmanlı Kanunnâmeleri ve Hukukî Tahlilleri, I, İstanbul 1990, s. 228; Hüseyin Atay, “Fatih-Süleymaniye Medreseleri Ders Programları ve İcazet-nâmeler”, Vakıflar Dergisi, XIII, (1981), s. 179; İhsanoğlu, agm, s. 238-239.
21 Cahit Baltacı, XV-XVI. Asırlarda Osmanlı Medreseleri, İstanbul 1976, s. 15.
22 Hasan Ali Koçer, Eğitim Sorunlarımız Üzerine İncelemeler ve Düşünceler, şy. 1975, s. 67-68, 95; Zeki Salih Zengin, “Osmanlı Medreselerindeki Gerilemenin Sebep ve Sonuçları Üzerine Bir Değerlendirme”, Vakıflar Dergisi, XXVI, (1997), s. 406.
23 Baltacı, age., s. 69-71; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinin İlmiye Teşkilatı, Ankara 1984, s. 241-260.
24 Mustafa Ergün, II. Meşrutiyet Devrinde Eğitim Hareketleri, Ankara 1996, s. 23.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.