DOLAR 16,6700 0.82%
EURO 17,5966 0.35%
ALTIN 977,080,87
BITCOIN 350022-0,15%
Afyonkarahisar
21°

HAFİF YAĞMUR

17:12

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Dr. Aygen’in hatırlattıkları – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
9 Şubat 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Sezer Küçükkurt 9 Şubat 2013 Cumartesi 02:00:00
  Merhum Dr. Mehmet Saadettin Aygen’in hayatını ve eserlerini anlatan kitaptan yola çıkarak Afyonkarahisar’ın 50 yıl önceki taleplerine ve bugünkü durumuna göz atmıştık dün kısaca.
Bugün Merhum Dr. Aygen’den bahsetmek istiyoruz.
Askerlik görevi için geldiği Afyonkarahisar’a “memleketim” diye bağlanan Dr. Mehmet Saadettin Aygen’in hayat hikayesi… Ya da yiğit namıyla anılırmış, halk arasındaki ismiyle “pepe doktor”un hayat hikayesi, aslında Afyonkarahisar’ın yakın tarihinin de kısa bir özeti. Saygısızlık etmek haddimiz değil, ama dedik ya yiğit namıyla anılır. Heyecanlandığında konuşması aksadığı için böyle denirdi Dr. Aygen’e.
Ben de çocukluğumuzda küçük hastalıklar geçirdiğimizde “Aygen’e git, bi baksın” denilerek gönderilirdim Uzunçarşı’daki tahta merdivenli muayenehanesine. Tüm duvarları kitaplarla dolu olan muayenehanedeki kendi masasının üzeri de bir yığın kağıt, gazete, dergi kitap ile dolu olurdu. Merhum Dr. Aygen amca muayenemi yapar, “selam söyle” diye beni gönderirdi. Sonrasında gerekli ilaçlar eczaneden alınır, eve gelir, biz de hastalığımıza şifa bulmaya çalışırdık.
Enstitü caddesinde bulunan Türkeli Gazetesi’nin eski matbaasını ve idarehanesini de sık ziyaret ederdik matbaa çırağı ve gazete dağıtıcısı olarak. O zaman gazeteler dizgi makinalarında kurşun harflerle oluşturulan satırlar sayesinde basılırdı. Özellikle büyük bir ilan olduğunda Kocatepe ve Türkeli’nin dizgi ustaları yardımlaşır, birbirlerinden kurşun satırların alış-verişini yaparlardı. 8-9 yaşındaki bir çocuk için oldukça ağır olan ve “tekne” dediğimiz tahta plakalar üzerinde taşıdığımız bu kurşunları epeyce Türkeli’den Kocatepe’ye, Kocatepe’den Türkeli’ye taşıdım. Anıtpark’ın merdivenlerini aşarak tamamladığım bu yolculukta en az 3-5 sefer dinlenmek zorunda kalırdım, etrafımdakilerin şaşkın bakışları arasında. Gerçi ben bir kez gidene kadar kalfalarım birkaç sefer yaparlardı ama olsun, kendime göre kas (!) da yapıyordum o zamanlar…
Merhum Dr. Aygen Afyonkarahisar’dan ayrılmaya, Türkeli Gazetesi’ni emin ellere devretmeye karar verdiğinde bu kararı bizim ailemizde de yankı bulmuştu. Aygen Merhum’un Türkeli emanetini babama devretmek için teklifte ve görüşmede bulunduğunu babamın anlattıklarından biliyorum. Ama bu bayrağı dalgalandırma nasibi Hacı Hakkı Özsoy Amca’nınmış. Yıllardır başarıyla ve hakkını vererek bu görevini yerine getirmeye çalışıyor kendileri.
Dr. Aygen’in hayatını yazıp da Merhum Copcu ile yani Cop Gazetesi sahibi Mehmet Tokman ile olan kavgalarına değinmemek olmazdı. Turan Akkoyun Hoca da öyle yapmış. İki merhumun basın kavgalarından epey alıntıda bulunmuş.
Aygen ve Copcu’nun kitapta rastlayamadığımız bir kavgalarını da bu vesile ile biz aktaralım. Babam rahmetliden dinlediğime göre; Copcu merhum, Aygen merhuma her yazı yazdığında Aygen konuyu mahkemeye taşırmış. Aygen’in sık sık mahkemeye gitmesini de eleştiri konusu yapan Copcu bir seferinde “Ey Aygen, ben bunu yazdım ya, sen git yine beni mahkemeye ver, hakim de bana idam versin. Ama bir şartım var ipimi sen çek” diye bir yazı döşenmiş. Dr. Aygen bunu da dava konusu yaparak Copcu’yu “Bana çingene dedi” diye mahkemeye vermiş. Meğer cellatlar genellikle çingenelerden seçilirmiş, Aygen de aslen Ezine’li olduğu ve Ezine’de Çingene nüfusun mukim olduğu bilindiği için Copcu’nun kendisine Çingene dokundurmasında bulunduğunu iddia etmiş.
Merhum Aygen’in soy bağları kitapta da anlatıldığı gibi malum. Çingenelikle uzaktan yakından ilgisi yok ama yazılardaki ince manaya, Copcu ile Aygen arasındaki kavgalardaki anlatım zenginliğine, her iki merhumun da ince fikirliliğine bir örnek bizce bu hatıraları. O nedenle aktarmak istedik.
Dr. Aygen, Copcu Mehmet Tokman, Mehmet Türkak, Behçetoğlu Muzaffer Görktan, Ali Türk Keskin, Recep Yaşayacak, İsmail Hızal bu memlekette basın tarihine ismini yazdırmış ve bizim de son dönemlerine yetiştiğimiz merhumlar. İyi kötü anılarla, yazılarıyla, araştırmalarıyla, amelleriyle bu dünyadan göçüp gittiler. Allah cümlesine, cümle geçmişlerimize rahmet eylesin.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.