DOLAR 16,7832 0.34%
EURO 17,4971 -0.28%
ALTIN 974,310,49
BITCOIN 3226080,59%
Afyonkarahisar
20°

AÇIK

13:13

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

ESKİ TÜRKLERDE MİLLİYETÇİLİK DÜŞÜNCESİ -1

ABONE OL
15 Mart 2012 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 15 Mart 2012 Perşembe 02:00:00
  Türkler Hunlar zamanından beri bugünkü anlamda millet olma şuuruna ulaşmış bir millettir. Eski Türklerde millet, “Budun” sözcüğü ile ifade edilirdi. Arapça olan millet kelimesi ise “din topluluğu, şeriat, tarikat, sünnet“ manalarına gelmektedir, Kur’an’da bazı ayetlerde‚ belirli prensipler etrafında toplanmış insan kitlesi anlamında da kullanılmıştır. Ayrıca kur’an’da millet kelimesine benzer anlamda ümmet kelimesi de geçmektedir. Genelde Hz. Muhammed’a iman etmiş Müslümanları ifade etmek üzere kullanılan ümmet kelimesi aynı zaman her hangi bir topluluğu göstermek amacıyla da kullanılmıştır.
Dilimizde millet, Latince “nation”, Arapça’daki “Şuub-Şube) kelimesine karşılık olarak kullanılmaktadır. Lâtince bir fiil olan “nasci” den gelen “nation” aynı yerde doğmuş bir insan topluluğu manasını ifade etmektedir. İngilizcede milliyet anlamına gelen “nationality” kelimesinin varlığı 1691’den itibaren tespit edilmişse de, bunun bugünkü anlamda ilk kullanılışı 19. yüzyılın başlarındadır. Fransızcada da aynı anlama gelen “nationalite” kelimesi ilk defa 1885’te Akademi Sözlüğü’ne girmiştir. (İ.H.Danişmend, Türklük Meseleleri, s:13)
Celal Yıldırım ise Hucurat Suresi 13. ayetin tefsirini yaparken Millet Kavramını: ”Türkçe’de, ulus ve benzer özellikleri olan topluluk demektir.” Şeklinde açıklamaktadır. (C.Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri cilt 11, sayfa 5760) Yine aynı sayfada “ŞUUB-ŞA’B“ sözcüğünü açıklarken “yeryüzüne yayılıp üzerinde gruplar halinde yaşayan insan topluluklarının her birine Şa’b denir” demektedir. Bizim Türkçe’mizde kullandığımız Millet sözcüğü işte bu “ŞUUB“ sözcüğünün yerine ve onun taşıdığı anlamı karşılamak üzere kullanılmaktadır. (Şu’but-Türk= Türk Milleti, Şu’bul- Arap= Arap Milleti gibi…)
İstiklal Marşımızın yazarı M. Akif Ersoy’un “Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal” derken kastettiği anlam da bizim bu gün kullandığımız anlamdır.
Türkler Hunlar zamanından beri bugünkü anlamda millet olma şuuruna ulaşmış iken batı hem de Araplar bu şuurdan yoksundu. Araplar ancak Hz. Muhammed’den sonra millet ve ümmet şuurunda birleşebilmişlerdir.
Göktürk yazıtlarındaki millet anlayışı Batılı araştırmacıların çok dikkatini çekmiştir. 8.yüzyılın başlarında (716-730 lu yıllar) yazılan Göktürk kitabelerinde “Budun”,”Türk Budunu” sözleriyle ifade edilen bu anlayış, ırk unsuruna dayanmayıp, kültürel ve siyasi bir birlik olarak nitelendirilmiştir. O zamana göre gerçekten bu anlayış çok ileri derecede bir millet anlayışıdır.
Çin kaynaklarını inceleyen Alman bilim adamı Hirt, “Tarihte milliyetçiliği devlet siyasetinde temel yapan ilk devlet adamı Çiçi’dir” demektedir. Çiçi, M.Ö. I. Asırda yaşamış (Ölümü: M.Ö. 36) Hun Türklerinin hakanıdır. Çiçi Han’a göre: “Atalardan miras olarak sadece toprak kalmaz, atalardan kalan en önemli miras, hürriyet, istiklal ve töredir.”
Batı Kültüründe milliyet fikrinin sosyal bir şuur haline gelmesi 19. asırla birlikte başlamıştır. 19.asırdan önce Avrupa’da hâkim olan görüş “Devlet” prensibiydi. Türk tarihini incelediğimizde Türklerde milliyet fikrinin kuvvetli bir şuur halinde devlet prensibi ile birlikte doğduğunu görürüz. Hattâ, “İl (Devlet) yıkılsa töre kalır” ata sözünden anladığımıza göre milliyet duygusunun çok daha kuvvetli olduğunu ve bu duygu sayesinde Türklerin devletsiz kalmadığını ve birbirini takip eden çok sayıda devletler kurduğunu anlarız.
Bu bilgiler Türklerin “Kültür demek millet demektir” bilincine, Türklük şuur ve gururuna çok eski çağlardan beri sahip olduğunu göstermektedir. İnsanların dillerinin, renklerinin, ırklarının ayrı ayrı olması da Allah’ın varlığını, gücünü, kudretini gösteren ayetlerinden-delillerindendir. Bu duruma Şura suresi 8, Casiye suresi 4 ve Rum suresi 22. Maide suresi 48. ayetlerde dikkat çekilir ve düşünen insanların bunlardan ibret çıkarmaları istenir İşte bu farklı özellikler, renklerin, dillerin ayrılığı insanlığa renk getiren, kültür ve medeniyetlere kendine has bir özellik ve nitelik kazandıran orijinal değerlerdir. Her çiçeğe farklı renk ve koku veren, aynı meyveyi çeşitli renk ve tatlarda yaratan ve “Kitab-ı Ekber” (En büyük kitap) denen kâinatı yaratarak ve kâinattaki yaratıklara ayetlerim diyen, bizi kainatı ve kainattaki Allah’ın varlığının ve birliğinin delilleri olan ayetleri okumak ve anlamakla yükümlü kılan ve buradan kendi varlığına, gücüne, kudretine ulaşmamızı isteyen hiç şüphesiz Yüce Allah’tır. Bu bakımdan biz diğer milletleri de sever ve sayar ve Cenab-ı Hakk’ın ayetleri olarak görür ve kabul ederiz. (Devamı Yarın)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.