DOLAR 16,7832 0.34%
EURO 17,4971 -0.28%
ALTIN 974,310,49
BITCOIN 320160-0,80%
Afyonkarahisar
20°

AÇIK

13:13

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Hak teslimi – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
16 Haziran 2011 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 16 Haziran 2011 Perşembe 03:00:00
  Annem sordu: “Oğlum, eleştiriyorsun da ortada hiç mi iyi bir şey yok?”
Durup düşündüm. Bu soru belki sadece anneme ait değil, oyunu bazı saiklerle çeşitli partilere veren seçmenin sorduğu soruydu. Ülkede hiç mi iyi bir şey yoktu ki bardağın boş tarafları yazılıyordu.
Evet, ülkede iyi şeyler de oluyor. Ama bu iyi şeyler arasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 2009’daki her yurtdışı ziyareti yolculuğu sırasında gazetecilere anlattığı gibi “iyi şeyler” değil.
Enflasyonun tek haneli rakamlara inmesi iyi bir şey. Alım gücü konusuna hiç girmiyorum.
Karayollarından gidiş-geliş yönlerinin genişletilmesi -ki çoğumuz bunu “duble yol” olarak biliyoruz- iyi bir şey.
Sağlık alanında da iyi şeyler yapılmış sanırım, zira Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “AK Parti’nin oylarının yüzde 10-15’ini benim hizmetlerimin eseri” diyormuş, seçimden önce.
Ama bence seçim döneminin en iyi hareketi, “Aynı” adlı şarkının dillere düşmesi oldu. Seçimin gergin ortamında Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy versin vermesin herkeste bu şarkı bir umut ışığı yaktı. Birlik, beraberlik, zeybekle halayın coğrafyasında bütün eğilimlerin, bütün inançların saygı göreceğinin bir taahhüdüydü bu şarkı.
Şarkıyı yapan kimdir, diye araştırdığınızda karşınıza Özhan Eren çıkıyor. Hani şu “Kara tren gecikir, belki hiç gelmez” diyen türkü tarzındaki şarkının bestecisi. Sözleri damıtarak, belki iki düşünüp bir yazarak şarkılardan birisi de “Aynı”… “Has bahçemiz yurdumuzdur, aynı bağın gülüyüz biz” dizeleri, gerçekten çok hoşuma gitti. Bu bağlamda Özhan Eren ve Eren’e güvenenleri tebrik etmek gerekir.
Tabii bir tebrik de İstikrar ve Demokrasi Platformu’na. Ben bu platformu ve dağıttığı broşürü eleştirdim. Bu tür girişimlerin, destek verilen partinin taşeronu veya yan teşkilatı gibi algılandığını söyledim. O görüşlerimde ısrarlıyım. Bununla birlikte Platform üyeleri, adeta kapı kapı gezerek Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy istediler. Bazen Platform üyeleri olarak karşımıza çıktılar, bazın de Gönül Erleri olarak. Platform’un özellikle sağ seçmene, ve hatta özellikle Milliyetçi Hareket Partisi seçmenine yönelik bir propaganda yaptığını söyleyebiliriz. Gerçekten çok çalıştılar. Ben kendi apartmanımdan örnek vereyim: Platformun dağıttığı broşürler bizim apartmana 2 kere bırakılırken Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanlığı tarafından bırakıldığını tahmin ettiğim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçmene mektubu bizim apartmanın posta kutularına 1 kez bırakıldı. Bu durumda oran 2’ye 1 oluyor. Bu değerlendirmenin çok öznel kaldığını biliyorum. Ama yorumlar zaten öznel olur.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin hanesine “artı” olarak yazılacak bir konu da Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun olağanüsü gayreti ve teşekkür mesajının son cümlesi. Eroğlu, seçim dönemindeki çalışmalarından sonra partisinin başarı kazanmasıyla birlikte, bir mesaj yayınladı. Suyun Fatihi olarak adlandırılan Eroğlu’nun Afyonkarahisar’a teşekkürü, rahmetli anneannemin duasındaki sıcaklığı hatırlattı bana: “Su gibi aziz olun”. Eroğlu’ndan ileride “İki cihanda aziz olun” sıcaklığında bir teşekkür de bekliyorum. Seçimi kazandıran etkenler arasında bu sıcaklığı, samimiyeti tarihe not düşmemiz gerekir.
Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki en iyi şey Afyonkarahisar’da önseçim yapılmasıydı. Önseçim, parti içindeki olası tartışmaları engelledi ancak ayrışmaları ya da küskünlükleri engelleyemedi. 11 Haziran 2011’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşünde aday adaylarının bulunmasını çok olumlu yorumlamadım.
CHP açısından ikinci iyi gelişme ise ülke genelinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun, şehir genelinde CHP adaylarının vatandaşlarla diyaloğuydu. Gittikleri her yerde büyük sevgi gösterileri ile karşılanmadılar belki, ancak büyük saygı gördüler.
Milliyetçi Hareket Partisi için ise kaset konusunun bertaraf edilip edilmemesi meselesiydi genel seçimler. Görüldü ki kaset meselesinde halk, MHP’den yana tavır koydu. Afyonkarahisar’da da MHP’li milletvekili adaylarının her gittiği belde ve köyde vatandaşlar MHP’li adayları güleryüzle karşıladı, eleştirisi varsa da uygun bir üslupla dile getirdi. Milletvekili adaylarının görece yeni yüzler olması da seçmeni az-çok heyecanlandırdı. MHP, eğer bu heyecanı 2014 Yerel Seçimleri’nde koruyabilirse, başarılı olması mümkün.
Partilere öneriler
Artık Adalet ve Kalkınma Partisi’nin halka artı olarak bir şeyler söylemesine ihtiyacı var sanırım. Bundan sonra iktidar partisinin yapacağı propaganda, var olan durumu korumak ve geliştirmek olarak planlanmalı. Bu bağlamda “Aynı” şarkısının bestecisi olmasının yanında ve Başbakan Erdoğan’ın yakın arkadaşı Özhan Eren “Hızlı Tren” reklamlarında oynatılabilir. Doğrudan iktidar partisinin reklamı olmaz bu, Ulaştırma Bakanlığı’nın reklamı olabilir. Reklamda da Eren’in yazdığı “Kara tren gecikir” sözlerine atıf yapılır ve “Kara tren gecikir, hızlı tren ulaştırır” gibi bir slogan kullanılabilir.
Cumhuriyet Halk Partisi içen önerim ise “Halk Günleri” düzenlemesi. Afyonkarahisar’dan örnek vereyim, ki bu örneği verirken başından beri AK Parti’yi tercih eden annemin bile gözleri doldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun şehir ziyaretleri, “Bölgesel” nitelikte tertip edilebilir. Afyonkarahisar ziyaretinden sonra Kütahya, Uşak ve Eskişehir ziyaretleri gerçekleştirilebilir. Daha çok seçim sürecine yönelik olan bu önerimin aslı şu: Kılıçdaroğlu, sabah kahvaltısını kentin işadamlarıyla yapar. Oturur, ekonominin sorunlarını ve çözüm önerilerini dinler. Çok fazla bir şey anlatmaz. Öğleyin üniversite kampüsünü ya da gençlerin yoğunluklu olduğu diğer mekanlara gider. Oturur, onlardan biriymiş gibi sohbet eder, çay içer. Hatta kantine çay ısmarlar. Öğleden sonra korumaların etrafta görünmediği bir esnaf turuna çıkar. Akşam da kentin gelir düzeyi düşük bir mahallesinde yemek verir ve şöyle der: “Sevgili arkadaşlarım, ben size misafirliğe gelmek isterdim, ancak hiçbirinizin kalbini kırmak istemedim. İl teşkilatımız, sizi bizim misafir etmemizin doğru olacağını düşünmüş. Afiyet olsun.” Bu konuşmadan sonra yemeğe gelenlerle birebir sohbet eder. Yemekten sonra ya ertesi günkü Halk Günleri’nin durağı kente gider, istirahat eder, ya da akşam yemeğe yediği kentte kalır. Bu Halk Günleri uygulaması 81 ilde de yapılır. Vakit bulunursa ilçelere de gidilir, ama Halk Günleri’nin belli kısımlarında basın mensuplarına izin verilir, belli kısımları basını kapalı olur. Halk Günleri, CHP’nin halka inmesini sağlayacağı gibi, mitinglere, canlı yayınlara, reklamlara harcanan paranın doğrudan halkın yararına harcanmasına da bir nebze olsun katkı sağlar. Ben parti yöneticisi olsam, bana gelen Hazine yardımı ile kurulabilecek en çabuk fabrikayı kurar ve işletmeye geçerim, istihdam sağlamaya yönelik düşünceler geliştiririm, o ayrı.
Milliyetçi Hareket Partisi’ne gelince: MHP için önerilebilecek en önemli gündem maddesi, partililerin katıldığı önseçim veya temayül yoklaması olacaktır. Bu önseçim veya temayül yoklaması, halkın ve basının gözü önünde gerçekleşmelidir. Ayrıca MHP de pekâlâ, halka kendisini anlatmak için Birlik ve Bütünlük Platformu, Millet Platformu gibi bazı platformlar kurabilir.
Mesela MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Afyonkarahisar İkbal Otel’de yaptığı konuşmayı dinleyen bir vatandaşın, sandığa giderken seçenekleri arasına MHP’yi de koyması, gayet doğaldır. Fakat o konuşma toplumun ne kadarına ulaştırılabilmiştir? MHP’nin projelerini anlatma görevi sadece Bahçeli’ye veril-memeli, milletvekili veya belediye başkan adayları da güncel ve yerel örneklerle projelerin halkın içine sinmesine çalışmalıdır.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.