DOLAR 18,8383 0.1%
EURO 20,3282 -1.12%
ALTIN 1.128,40-2,33
BITCOIN 4404130,22%
Afyonkarahisar

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ALLAH’IN KULLARINA SADECE ALLAH’IN RAZILIĞI İÇİN HİZMET

ALLAH’IN KULLARINA SADECE ALLAH’IN RAZILIĞI İÇİN HİZMET

ABONE OL
8 Aralık 2022 20:52
ALLAH’IN KULLARINA SADECE ALLAH’IN RAZILIĞI İÇİN HİZMET
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son yazılarımızda “gerçek mutluluğun” ne olduğunu anlamak ve onu yaşayabilmek için mutluluk yönetimini (mutlu olmak, mutlu kalmak, mutlu yaşamak için süreç yönetimini) anlamaya çalışıyoruz. Bir inanan için mutluluk mutmainlik demektir, mutmain nefs demektir ki bu durum ayetlerimizle müjdelenmiş bir emniyet halidir. Bu durum o kişi için dünya ve ahirette huzur demektir; böyle bir kişi kendisi huzurlu olduğu için çevresine de huzur verir. Zaten tüm insanların da aradığı budur: Huzur! İnsanlığın akıl verecek olanlara değil, huzur verecek olanlara ihtiyacı var. Bizler de böyle kişileri arıyor, seviyor, özlüyor ve onların huzur veren hallerini (huzur üretebilmek umuduyla) taklit etmeye çalışıyoruz.
Bugün, mutluluk yönetimimizde başarılı olmak için yaşamamız gereken bir diğer hususu tefekkür edeceğiz: Allah’ın kullarına Allah’ın razılığı için hizmet etmek.
Demek ki mutluluk yönetiminde yakalamamız, ulaşmamız gereken bir önemli hedef bu: Allah’ın kullarına (yalnızca insana değil, tüm yaratılanlara) sadece Allah razılığı için davranmak, hizmet etmek. Başta çevre olmak üzere tüm yaratılanlara! Fark edelim ki zaten onların tümü insana (insandan bir karşılık beklemeksizin) hizmet ediyor. Bu durum bizi hem düşündürmeli hem de biraz utandırmalı mı acaba?
İnsanın insanla ilişkili yaşantısından birkaç örnek verecek olursak: Bir öğretmenin bu razılığı önceleyen kulluk bilinciyle öğrenci yetiştirmesi, bir doktorun hastasını bu öncelikle iyileştirme çabası, bir hakim, savcı veya avukatın hak ve adaletin bu amaçla tesis edilmesi için gösterdikleri gayretler, bir annenin çocuğuna hamile kalması, nihayet onu doğurması, bakım ve ihtiyaçlarını, bütün bunları bu amaçla karşılaması, bir vakfın, bir hayır kurumunun (sivil toplum örgütlerinin, gönüllü teşkilatların) ihtiyaç sahiplerine bu gaye ile maddi ve manevi destekler sunması, aşevi, yol, su, okul gibi imkanlar oluşturmaları, insanı dünya ve ahirette mutlu kılacak ilmin (Allah’ı tanıma ilminin, marifetullahın) sadece Allah’ın razılığı için paylaşılması, yaşanabilir hale gelmesi gibi, Allah’ın kullarına sırf Allah’ın razılığı için yapılan hizmetler için birer örnek olarak hemen akla gelenler. Mutlu olmaya, mutlu kalmaya talip olan için önemli bir kural bu: Yapılan ne olursa olsun dikkat edilmesi gereken önemli tek şey, yapılan hizmetin sadece Allah’ın razılığı için olması, halk arasındaki deyişle “Allah rızası” için yapılıyor olması!
Tam bu noktada şuna dikkat etmeli ve kendimizi bu konuda çok ciddi olarak (bir hakem gibi) test etmeliyiz: Bir kişi diliyle “Ben bir hayr kuruluşunun başkanlığını yapıyorum veya bir hayr kuruluşunda gönüllü olarak hizmet veriyorum ve bu görevi yalnızca Allah rızası için yapıyorum” diyor olsa bile, eğer bir hayırseverlik davranışının altında bireysel menfaat beklentisi varsa, toplum tarafından kabul görse de o davranış Allah rızası (Allah’ın razılığı) için olmayacaktır. Oysa kişi hayır kurumunun başkanlığını yapıyor veya hayır işlerinde 7/24 çalışıyor, gecesini gündüzüne katarcasına hizmet ediyor. Eğer bu gayretleri sadece Allah rızası için gösterebiliyorsak çok güzel… Ancak gösterdiğimiz bu gayret bize sosyal ve bireysel konumumuz için iyi geliyorsa, bizim etiketimizi güçlendiriyorsa sanırım yalnızca “fedakârlık” yapmış oluyoruz. Fedakârlık, bazı şeyleri feda ederek bir karşılık beklemektir. Bu durumda kişi acaba neyini feda ediyor, neyini kaybediyor ve acaba nasıl bir karşılık onu bekliyor? DuniHi algı ve zanlarının motive ettiği iş ve hizmetler çok güzel gibi görünüyor olsa da bir kişi o kapsamdaki işleri yapmakla mutlu/mutmain olamaz. Mutluluk yönetiminin bu yüzden önemli bir kriteridir ki kişi ne yapıyorsa sadece Allah’ın rızası/razılığı için yapıyor olmalıdır. Bu kuralı bir tık daha ilerletecek olursak diyebiliriz ki: Ne yapıyorsak Allah razılığı için yapmalı, karşılaştığımız durumları da Allah’tan bilmeliyiz! Allah için yapmalı, Allah’tan bilmeliyiz… Allah’ta, Allah ile, Allah için “İlla Billah yaşamak bunu gerektirmez mi? Bu idrakla yaşıyor olmak bir işi ve her işi “karşılıksız” yapmaktır, “beklentisiz” olmaktır. Kimseden (veya bir kurumdan) bir karşılık beklemeden “Allah’ım lütfen sen bu işimden, bu halimden razı oluver” diyerek, bu niyetle yapılan iş ve hizmetler insanı mutmainliğe ulaştırır, biiznillah. Tabi şunu unutmuyoruz: Allah’a Billahi manada inanıyor olmak ve bu inanışla birlikte duniHi algı ve zanlarından kurtulma (reddetme ve terk etme) gayretinde olmak mutluluk yönetimi için daima geçerlidir, şarttır.
Efendimiz (sav)’in hayatı sırf budur, tüm ilişkileri ve davranışlarında ve hadislerinde bu kastı görebiliriz, görmeliyiz. Öyleyse, Allah’ın kullarına sadece “Allah’ın razılığı/rızası” için hizmet etmeyi Efendimiz (sav)’in hayatından bir örneklerle tefekkür edelim. Bunu yapmakla aynı zamanda zikrullah yapmış ve Kur’an’a “semi’na ve eta’na” demiş oluyoruz. Çünkü hem Efendimiz (sav)’in yaşantısı 24 saat zikrullahtır, hem de Kur’an Efendimiz (sav)’i bizim tek ve daimi örnek edinmemizi istemektedir.
Rasulullah (sav) ashabına (ra) mescitte su ikram ediyordu. Dışarıdan gelen bir yabancı O’na “Bu meclistekilerin efendisi kim?” diye sordu. Efendimiz (sav), “Seyyidü’l-kavmi hadimühüm” dedi; yani “Bu topluluğun efendisi onlara hizmet edendir” buyurdu. Ve o kişi hemen su dağıtanın Efendimiz (sav) olduğunu yüksek bir muhabbetle anladı.
Ebû Hüreyre (ra)’ten rivayetle bir hadis: Rasulullah (sav)’in ashâbından birisi, içinde tatlı su gözesi bulunan bir dağ yolundan geçerken orası onun çok hoşuna gitti ve “Keşke insanlardan ayrılıp şu dağ kısığında otursam. Ama Rasulullah (sav)’den izin almadan böyle bir şeyi yapmam” dedi ve bu arzusunu Rasulullah (sav)’e anlattı. Efendimiz ona “Böyle bir şey yapma. Çünkü sizden birinizin Allah yolunda çalışıp gayret sarfetmesi, evinde oturup yetmiş sene salat ikame etmesinden daha faziletlidir. Allah’ın sizi bağışlamasını ve cennete koymasını istemez misiniz? O halde Allah yolunda cihada (Allah razılığı için gayrete) çıkınız. Kim devenin sağılacağı kadar bir süre bile olsa Allah yolunda cihad ederse, mutlaka cennete girer” buyurdu. (Tirmizî, Fezâilü’l-cihâd 17)
Abdullah b. Abbas (ra), Efendimiz (sav)’in mescidinde itikâfa girmişti. Yanına bir adam geldi, selam verip oturdu. İbn-i Abbas onu biraz kederli gördü ve “Seni kederli, üzüntülü görüyorum, bir sıkıntın mı var?” diye sordu. Adam: “Evet, ey Rasulullah’ın amcasının oğlu, bir kişinin üzerimde hakkı var, para karşılığında beni hürriyetime kavuşturdu. Fakat mescidinde olduğumuz Rasulullah (sav) hakkı için söylüyorum, borcumu ödeyecek gücüm yok.” dedi. İbn-i Abbas “O kişiyle konuşsam olur mu?” diye sordu, adam “İstersen konuş” dedi. İbn-i Abbas ayakkabılarını giyip mescidden çıktı. Adam “İtikâfta olduğunuzu unuttunuz mu?” diye hatırlatınca “Hayır, unutmadım. Fakat ben Rasullah (sav)’i şöyle derken işittim ki O aramızdan ayrılalı çok olmadı…” dedi ve İbn-i Abbas (ra)’ın gözlerinden yaşlar boşandı. “Efendimiz (sav) buyurdu ki ‘Kim bir din kardeşinin ihtiyacını gidermek için yürür ve sıkıntısını giderirse, bu yaptığı onun için on senelik itikâftan daha hayırlıdır. Hâlbuki kim Allah Teâlâ’nın razılığı için bir gün itikâfa girse Allah Teâlâ onunla cehennem ateşi arasına üç hendek koyar ki her hendeğin diğeriyle arası doğu ile batı arası kadar uzaktır.” (Et-Terğîb, II, 272)
Efendimiz (sav)’in hayatından ve hadislerinden anlıyoruz ki; Billahi manada imanlıların Allah’ın kullarına Allah’ın razılığı kastıyla yapacakları her bir iş, her bir hizmet Rabbimiz Allah indinde çok kıymetli, çok değerlidir. Bu “çok değerli” oluşu lütfen önemseyelim, “çok kıymetli” bu hali fark edelim ve bu hali Rabbimiz Allah’tan ısrarla isteyelim, hayrla lütfetmesi için yakaralım, yalvaralım.
Allah’ım, senin yolunda ve razı olduğun çalışmaları bize fark ettir, sevdir, kolaylaştır, bu çalışmaları bize geri dönüşsüz bir hayat tarzı olarak ikram ediver. Ey Allah’ım, Rasulullah, Habibullah, Keremullah (sav) Efendimizin tarif ettiği ve razı olduğu gayret ehli kulların eyle bizleri ve öyle vefat ettir ve öyle de yeniden diriltiver (amin).

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.