DOLAR 18,5550 0.15%
EURO 17,9636 -0.4%
ALTIN 979,14-0,83
BITCOIN 3585873,23%
Afyonkarahisar
21°

HAFİF YAĞMUR

13:01

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

“MİNİK MİNİK KELEBEK UÇ ÖZGÜRCE DURMAK NE DEMEK”

ABONE OL
3 Eylül 2019 12:25
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Metin Akpınar ve Müjdat Gezen Halk TV’de yayınlanan Halk Arenası programında yaptıkları konuşmalar ülke gündemine oturdu. Ertesi gün AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan savcıları gereğini yapacakları direktifini verdiğinden kısa süre sonra bu usta sanatçılar polis marifetiyle evlerinden alınarak ifadeleri alınmak üzere adliyeye getirildiler. Sonuçta haklarında kontrollü serbestlik kararı verildi. Yurt dışına çıkamayacaklar, her hafta karakola gidip “ben buradayım” diye imza vercekler. Son yıllarda her olayda gördüğümüz gibi söylenenler ve yapılanlar karşısında ülke yine ortadan ikiye bölündü.
Zeki Alasya ve Metin Akpınar deyince herkesin olduğu gibi benim de aklıma Devekuşu Kabare ve onların seyrine doyum olmayan gösterileri gelir. Türkiye’nin en sancılı dönemlerinde ilk kez denedikleri kabare tarzı tiyatro ve hiciv sanatını izlerken, dinlerken hepimiz birşeyler öğrendik. Dönemin her istediğini yapma kudretine sahip Cuntanın Generali Kenan Evren’e karşı sanatçı olmanın, aydın olmanın verdiği sorumluluk çerçevesinde darbe karşıtı söylemleri büyük bir cesaretle dillendiren Metin Akpınar’ın bugün darbe tellallığı yaptığını iddia etmek, bence abesle iştigaldir.
Beyoğlu Beyoğlu, Aşk Olsun, Deliler, Yasaklar… Kapalı gişe oynayan bu oyunları videoları ve o dönem meşhur olan kasetleri vardı. Bugün yeni nesile garip gelecek ama o zamanlar tiyatro oyunlarının sesli kayıtlarını da dinlerdik. Videoda izleyemeyenler, müzik dinler gibi kasetlerini dinlerdi. Bornova’daki öğrenci evimizde kalabalık arkadaş grubumuzla, biz de büyük bir sessizlik içinde defalarca dinlemişizdir bu oyunları. Herkes gibi bizler de lise ve üniversite dönemlerimizde bu oyunlardan neler neler öğrendik. 12 Eylül Darbesi sonrası herkesin sus pus olduğu bir dönemde “Yasaklar” oyununda, dönemin paşaları nasıl da eleştirilirdi. Ancak Yasaklar’ı darbecilerin bütün engellemelerine rağmen milyonlarca kişi izlemişti. Darbe sonrası yaşanan bütün zorluklara rağmen bizim neslimiz gülerken düşünmeyi onlardan öğrendi. Siyasi mesajların, toplumsal sıkıntıların gündeme getirilmesinin ötesinde bütün oyunlarda insanlık ve iyi ahlak öğretilirdi. Evet bu büyük ustalar, tiyatro oyunu ile insanları eğitirlerdi. Teyplerde dinlediğimiz oyun replikleri moda olmuştu o dönem. Okulda, öğrenciler arasında, dolmuşta, dost sohbetlerinde, hemen heryerde günlük hayatta kullanılmaya başlamıştı bu sözler: “Sapından olmaz olum ucunndannn accık”, “Üçgeni gördün mü öküz!”, “Söndürüldü, söndürüldü”, “Galaksi taksi araba yok”, “Hakan Abi sen manyak mısın! Hakan abi”
“Minik Minik kelebek uç özgürce durmak ne demek”. TRT ‘nin sansürcü zihniyetinin en güzel eleştirisidir.  Çocuk müsameresindeki şarkının “Minik minik minik kelebek / uç özgürce durmak ne demek” şeklindeki sözlerini “mahsurlu” bularak “dur sakince uçmak ne demek” şeklinde değiştirirler. Şarkının “altta gezinme yüksekte dolaş / çalış çabala en başa ulaş” sözleri de servet düşmanlığı ve anarşi şüphesiyle “fazla gezinme git bir dalda dur, fazla çırpınma yerinde otur” şeklinde düzeltilir. Yaklaşımlara bakılırsa ardan geçen koca 40 yılda ülkemizde pek bir değişim olmamış. “Aman Tonton burayı görmesin Termik Santral yapar…”  söylemindeki Tonton dönemin anlı şanlı kudretli başbakanı, sonrasının Cumhurbaşkanı adeta o donemin tek adamı Turgut Özal’dır. O günlerde bu eleştrileri kabullenip, halkla birlikte gülen siyasetçilerinin yerini bugün tahammülsüzlük aldı. Tahammülsüzlüğün ötesinde her türlü aykırı görüşü vatan hainliği, vatana millete ihanet gibi kılıflara sokarak yaftalamakta. Malesef vicdanlarımızın sınavdan geçtiği trajikomik günlerden geçiyoruz.
Tiyatro duayeni Muhsin Ertuğrul’un kuralı gereği, oyun başladıktan sonra asla seyirci alınmaz. Bir gün Atatürk oyuna gelecektir, ancak geç kalır. Oyun başlar. Herkes gerilmiştir. Bir tarafta disipliniyle nam yapmış usta tiyatrocu Muhsin Ertuğrul, diğer tarafta da ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk…
Paşa merdivenleri çıkar, fuayeye gelir ve bir koltuğa oturur. “İçeri girmeyecek misiniz” diye sorarlar. “Geç kaldık çocuk, ikinci perde gireriz” der ve eline aldığı bir dergiyi okumaya koyulur. Perde arası olur, koca ülkenin lideri Atatürk, ikinci perdeyi izlemek üzere salondaki yerine oturur. Işıklar söner ve usta oyuna ilk perdeden başlar.
Son Söz; “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, Cumhurbaşkanı olabilirsiniz,  fakat sanatkar olamazsınız.” Mustafa Kemal Atatürk

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.