DOLAR 18,6472 0.02%
EURO 19,6777 -0.1%
ALTIN 1.077,820,58
BITCOIN 319864-0,69%
Afyonkarahisar
12°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ZUHRİ AHİR NAMAZI – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
18 Ağustos 2014 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 18 Ağustos 2014 Pazartesi 03:00:00
  Zuhri ahir namazı Cuma namazından sonra kılınan öğle namazıdır. Bu namaz ihtiyaç olmaksızın birkaç yerde Cuma namazı kılındığı zaman bunu kılmak vacip, sadece ihtiyaç kadar birkaç yerde kılındığı zaman müstehap, birkaç yerde ihtiyaçtan dolayı mı yoksa başka bir sebepten ötürü mü kılındığı bilinmezse yine müstehap olur. Tek camisi olan köylerde zuhri ahir kılmak haramdır. Zira bir vakitte hem Cuma hem öğlenin edası yoktur. Ancak bunu öğlen namazı olarak değil de ‘‘vaktinde kılamadığım zuhri ahir namazı ’’ diye kılması doğru olmasa bile haram sayılmaz. (İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Zuhayli 2/383)
Ömer Nasuhi Bilmen zuhri ahir namazının kılınışı hakkında şöyle der:
“İmamı Azam’a göre, bir beldede yalnız bir camide veya bir Musalla’da Cuma namazı kılınır, birkaç camide kılınmaz. Fakat İmamı Muhammed ve İmam Azam’dan diğer bir rivayete göre Cuma namazı, bir beldede bulunan birçok camilerde kılınabilir. Doğru olanda budur. Uygulama da böyle yapılmaktadır. İmam Ebu Yusuf’tan bir rivayete göre, şehirde ancak iki yerde Cuma namazı kılınabilir. Diğer bir rivayete göre de, aralarında bir ırmak bulunmadıkça iki yerde de Cuma namazı kılınmaz.
Cuma namazının birçok camide kılınmasını caiz görmeyenlere göre, bir beldede kılınan birçok Cuma namazlarından hangisinde daha önce tekbir alınarak başlanmışsa o namaz sahih olur, diğerleri olmaz.
İşte böylebir ihtilaftan kurtulabilmek içindir ki, cumanın dört rekât son sünnetinden sonra “Zuhri ahir” adı ile dört rekât namaz daha kılınmaktadır. Şöyle ki : “Vaktine yetişip henüz üzerimden düşmeyen son öğle namazına” diye niyet edilir ve tam öğle namazının dört rekât farzı veya dört rekât sünneti gibi, dört rekat namaz kılınır. Daha iyisi sünnet namaz şeklinde kılmaktır. Çünkü Cuma namazı sahih olmamışsa, bu dört rekât ile o günün öğle namazı kılınmış olur. Bu namazın son iki rekâtına ilave edilen sure ve ayetler, farzın sıhhatine zarar vermez. Eğer Cuma namazı sahih olmuşsa, bu dört rekât kazaya kalmış bir öğle namazı yerine geçer. Kazaya kalmış böyle bir namaz bulunmayınca da nafile namaz olur.
Sonuç: Bu şekilde namaz kılınması ihtiyata uygun olduğundan, âlimlerin çoğu tarafından güzel görülmüştür. Şafii âlimlerinden birçokları da bunu uygun görmektedirler. Çünkü İmam Şafiî’ye göre de, bir beldede ilk kılınmaya başlanan Cuma namazı geçerlidir, diğer Cuma namazları sahih olmaz. O halde Cuma namazına daha sonra başlamış olanların öğle namazını kılmaları gerekir. Bununla beraber bu uygulama bir ictihat meselesi olduğundan İmam Şafiî Hazretleri, Bağdad’da birçok camide Cuma namazı kılındığını gördüğü halde buna itiraz etmemiştir.” (Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali)
Cuma kılınan yerlerde cumaya gidemeyen, onu kılamayan hatta misafir olanlar dahi o günün öğlesini cemaatsız ve kametsiz olarak kendi başlarına münferiden kılarlar, aksi halde mekruh olur. Seferi olanların cemaatle kılması da böyledir. Cuma kılınmayan yerlerde öğleyi kılacak olanların cemaatle ve kametle kılmaları mekruh olmaz. (Nimeti İslam)
Bugün Cuma namazının birçok camide kılınması, İslam’ın kolaylık ve namaz kılanlardan güçlükleri giderme prensibi ile uyuşmaktadır. Remli gibi bazı Şafiler Kahire, Bağdat ve Şam gibi büyük şehirlerde kılmışlardır.
Zuhri ahir konusunu biraz daha açmak gerekirse Hz. Peygamber (as) devrinde, Hulafa-i Raşidin adı verilen Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali radıyallahü anhüm gibi büyük halifelerin devirlerinde ne bizzat kendileri ve ne de o devirde yaşayan sahabeler tarafından Zuhri Ahir adı altında hiçbir namaz kılınmamış ve böyle bir namazın kılınması teklif bile edilmemiştir. Hanefi mezhebinin büyük müctehidi İmamı Azam Ebu Hanife tarafından da bu namaz kılınmamış, böyle bir namaza ihtiyaç duyulmamıştır.
Ancak daha sonraki asırlarda bazı fıkıh bilginleri tarafından ileri sürülen fikirler sonucu, Cuma namazının caiz olup olmayacağı konusunda çıkan tartışmalar üzerine bazı yerlerde Cuma namazının on rekâtından sonra; Zuhri Ahir adı altında dört rekât, vaktin sünneti adıyla iki rekât olmak üzere toplam altı rekât namaz ilavesi ile kılınmaya başlanmıştır. Bu namazın Kur’anda ve hadiste ne açıktan ne de işareten yeri bulunmadığından İslam fıkıh âlimlerinden İbni Nüceym; ‘Bahri Raik C/2, 151’ de zuhri ahir namazının kılınması gerektiği görüşünün ancak son devirlerde uygun görülmeye başlandığını belirtmiştir ki her ne kadar İmam Ebu Hanife ile İmam Muhammed’in görüşüne göre bir yerleşim bölgesinde birden fazla camide kılınan Cuma namazı caiz ise de İmam Ebu Yusuf’un bu görüşüne, fikrine uyarak Cuma namazından sonra zuhri ahir namazının kılınmasını bir ihtiyat olarak uygun görmüşlerdir. Ancak bunda ihtiyat olmadığını söyleyenler de vardır. (M. Varlı İlmihali) (Ahmet Selman, Üç Aylar İlmihali)
Bazı ilmihallerde zuhri ahir namazının kılınmasına gerek yoktur denilirken uygulamada bunun aksi bir durum yaşanmakta ve yurdumuzun tamamına yakınında camilerimizde Cuma namazının son dört rekât sünnetinden sonra zuhri ahir olarak dört, vaktin sünneti olarak iki rekât namaz kılınmaktadır. Sonuç olarak zuhri ahir namazının kılınmasını savunanlar olduğu gibi kılınmasına gerek yoktur diyenler de vardır. Vaktin son sünneti adıyla kılınan namaza gelince bu konuda peygamberimizin “cumanın farzından sonra (4 + 2 olarak) 6 rekât nafile namaz kıldığına dair sağlam ve kesin rivayetleri dikkate alarak kılmak gerekir. Biz ihtiyaten Cuma namazını son sünnetinden ( 4+2 den) başka dört rekâtlık “zuhri ahir “ namazının camide kılınmasın daha güzeldir. Çünkü bu namazların terki cemaat arasında fitneye sebebiyet vermektedir. Ömer Nasuhi Bilmen’in de dediği gibi; Bu kıldığımız namaz, Cumamız sahih oldu ise kılamadığımız kazaya kalmış en son öğlenin farzı yerine, kaza borcu olmayanlar için ise nafile namaz yerine geçer.
Merhum Mahmud Esat COŞAN rahimehullah bu konuda kendisine sorulan bir soruya şu şekilde cevap vermiştir:
“-Ezan okunduktan sonra, dört rekât cumanın ilk sünnetini kılıyoruz. Ondan sonra imam minbere çıkıyor, hutbesini irad ediyor. İniyor, mihrabda farzı iki rekât kıldırıyor. Ondan sonra dört rekât cumanın son sünnetini kılıyoruz. Cuma tamam oluyor.
Onun arkasından, eğer cumanın şartları yerine gelmemiş ise, zuhr-u ahîr’i kılmış olalım diye, en sonuncu öğle namazının farzını kılıyoruz. İki rekât de vaktin sünnetini kılıyoruz. Bunu fukahâmız asırlardır, seneler senesi böyle yapmışlar, tavsiye etmişler; ben bunu değiştirmeğe, bunun üzerinde konuşmağa lüzum görmüyorum. “ (M.E. Coşan)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.