DOLAR 17,9403 0.2%
EURO 18,5008 1.18%
ALTIN 1.034,510,10
BITCOIN 4328023,33%
Afyonkarahisar
29°

AÇIK

17:06

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

MİTHAT PAŞA

MİTHAT PAŞA

ABONE OL
24 Haziran 2022 23:31
MİTHAT PAŞA
0

BEĞENDİM

ABONE OL

26 Haziran 1951 tarihinde kemikleri defnedildiği Taif’teki mezarından çıkarılıp Türkiye’ye getirilen Mithat Paşa, Osmanlı Devleti’nde maliye, idare ve eğitim alanlarında birçok reform gerçekleştirmiştir. 1876 Kanun-ı Esasi’nin hazırlanmasında ve I. Meşrutiyet’in ilan edilmesinde öncü olmuştur.
Mithat Paşa, 18 Ekim 1822 tarihinde İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta Kur’an-ı Kerim dersleri almaya başladı. 13 yaşındayken Divan-ı Humayün Kalemi’nde çalıştı. Başarısı dolayısıyla “Mithat” mahlasını buradaki görevi sırasında aldı. Devlet’in bir çok alanında görev yaptı. Paris, Londra, Belçika ve Viyana’da bulundu. 1859 yılı Ekim ayında Fransa, İngiltere, Avusturya ve Rus elçilerinin 1856 Islahat Fermanı’nın Balkanlar’da uygulanmadığına dair verdikleri bir nota gereğince, bölgeyi tanıdığı için Niş’e vali tayin edildi. Bölgede halkın da yardımıyla huzur sağlandı. 1864 yılında Silistre, Vidin ve Niş’in birleştirilmesiyle oluşturulan Tuna Vilayeti’nin başına getirildi. Bu dönemde kendi kadrosunu oluşturarak bölgenin sorunlarını gözden geçirdi ve yapılacakları belirledi. O dönem Slavları etkisi altına alan Panslavizm hareketine karşı önlemler aldı. Bulgar ve Türk gençlerini eğitmek amacıyla okullar kurdu.
“Islathane” adı altında sivil teknik okullar açılmasını sağladı. Güvenliği sağlamak amacıyla karakollar inşa ettirdi. Ardından Halkın isyan etmesinde birinci sebep olan vergi konusuna eğildi. Vergi türlerini hafifleten ve toplanmasını kolaylaştıran düzenlemeler getirdi. Bunun yanında yol ve köprü yapımını teşvik etti. Bir İngiliz şirketine Ruscuk-Varna Demiryolu’nu döşetti. Tarımın gelişmesi ve daha çok ürün sağlanabilmesi için boş arazileri tarıma açtı.
Ziraat Bankası’nın çekirdeğini oluşturan Memleket Sandığı’nı kurdu. Islahatları yaparken yerel kaynaklardan yararlanmayı tercih ediyordu. 1864 yılında yapılan Vilayetler Nizamnamesi’nin hazırlanmasında görev aldı. Devlet adamlarının etkin bir nizamname hazırlamalarının önemini ve ıslahatların halka inmesi gerekliliğini savunuyordu.
1868 yılında Meclis-i Vala’nın Şura-yı Devlet ve Ahkam-ı Adliye olarak ikiye bölünmesinden sonra Mithat Paşa, Şura-yı Devlet başkanlığına getirildi. Buradaki görevleri sırasında madenlerin işletilmesi, İstanbul’da Sanayi Mektebi’nin açılması, Emniyet Sandığı’nın açılması, ölçü ve tartının standartlara bağlanması gibi konularda reformlar yaptı.
Slav çetelerini bastırmak için gönderildiği Filibe’de asayişi sağlaması üzerine Bağdat Valiliği’ne atandı. Bu dönemde de ıslahatlarına devam etti. Bölgedeki kabileler arasında süren kan davalarıyla ilgilendi. İhtisab ve bac vergilerini kaldırdı. Basra’da bulunan tersanenin yenilenmesini sağladı. İstanbul’da Babıali ile çıkan anlaşmazlıklar yüzünden istifa ederek İstanbul’da döndü ancak kısa bir süre sonra Edirne Valiliği’ne tayin edildi.
Sultan Abdülaziz’i tahttan indirme planları kurulurken Mithat Bey kendini bu planların ortasında buldu. Devletin geleceğinin meşrutiyet ile daha parlak olduğunu düşünen Mithat Paşa, fikirlerini öngören bir Kanun-i Esasi taslağı bile hazırlamıştı. Sultan Abdülaziz’in yerine getirilen V. Murat’ın akli dengesinin yerinde olmadığının fark edilmesi üzerine yerine II. Abdülhamit getirildi.
Sultan Abdülhamit meşrutiyetin ilanını kabul etmiş ancak kendi haklarını korumak için 113. maddenin konulmasında diretmişti. Mithat Paşa’nın hazırladığı 57 madde ve 9 bölümden oluşan projesinin kabul edilmemesi üzerine 28 kişilik bir komite kuruldu. Ziya Paşa ve Namık Kemal’in de yer aldığı heyet Kanun-i Esasi’yi oluşturdu. 23 Aralık 1876 tarihinde Kanun-i Esasi’nin kabulüyle Meşrutiyet ilan edildi ve Mithat Paşa sadrazamlığa getirildi.
Fakat daha sonra Osmanlı-Rus Savaşı’nın başlaması üzerine Sultan II. Abdulhamit, 113. maddeyi kullanarak meclisleri kapattı. Bunun üzerine 5 Şubat 1877’de sadaretten uzaklaştırılan Mithat Paşa, Brindizi’ye kaçtı. İspanya, Paris ve Londra’da bir süre kaldıktan sonra 1878’de Suriye Valiliği’ne, ardından 1880’de Aydın Valiliği’ne tayin edildi.
Abdülaziz’in şüpheli ölümü sonrası soruşturma için çağrılınca İzmir’deki Fransız Konsolosluğu’na sığındı. Daha sonra valilikten alındı. İstanbul’a getirilen Mithat Paşa, Sultan Abdülaziz’in öldürülmesiyle suçlanarak Yıldız Sarayı’nda yargılandı.
Mahkemede kendini “Yayınlanan raporu okudum. Merhumun (Sultan Abdülaziz’in) intihar ettiğine pek ihtimal vermedim. Ama diğer vekiller (bakanlar) ses çıkarmadığı için ben de sustum” sözleriyle savunan Mithat Paşa yargılamanın sonunda idama mahkum edildi.
Sultan II. Abdülhamit bu cezayı ömür boyu hapse çevirdi. Arabistan’da Taif Kalesine sürgün edilen Mithat Paşa 8 Mayıs 1884 gecesi muhafızları tarafından boğularak öldürüldü. Ölümünün padişahın emri ile gerçekleştiği ileri sürüldüyse de bu konuda herhangi bir kanıt bulunamamıştır.
Cenazesi 1951 yılında Taif’ten getirildi. 26 Haziran 1951 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın katıldığı bir törenle Abide-i Hürriyet Tepesi’ne defnedildi.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.