Sorular, sorular – Kocatepe Gazetesi

Sorular, sorular – Kocatepe Gazetesi

Sezer Küçükkurt 21 Eylül 2010 Salı 03:00:00
  Ülke gündemine dair haberleri takip eden pek çok kişinin endişesi yüzlerinden okunuyor. Olan-bitenle ilgili olmayan pek çok kişinin ise umursamaz tavırları bu endişeleri daha da artırıyor.
Güneydoğu Anadolu’da tam manasıyla yaşanan isyanın görüntüleri neredeyse her gün ekranlara yansıyor. Kışkırtılan halk devletin her noktasına karşı saldırı halinde. Terör örgütünün bez parçaları bayrak niyetine her köşede. Terör örgütünün görevlisi gibi davranan siyasetçiler Türk toplumunun hislerini hiçe sayarak küstah konuşmalar yapıyor. Asker 9 teröristi öldürdü diye ortalık birbirine giriyor. Öldürülen teröristlerin cenazeleri isyanın en büyük parçalarından birisi haline geli-yor. Dökülen onca şehit kanının hakkı ödenemiyor. “Akan kan yerde kalmayacak” sözlerinin ardında durulamıyor. Uluslar arası tezgahla ülke fiilen bölünmenin eşiğine geti-riliyor.
Trabzon Sümela Manastırı’nda Rum ayini devlet gözetiminde yapılıyor. Daha önce buna karşı verilen mücadeleler göz ardı ediliyor. Bir grup Yunanlı ABD’den kalkıp, Ayasofya’da ayin yapmak için Türkiye’ye gelmek istiyor. Neyse ki bu durum karşısında bari dik duruş sergilenerek buna müsaade edilmiyor.
Ermeni Patrikliğinin tarihi merkezi olarak bilinen Van’ın Akdamar kilisesinde 1.5 milyon dolarlık yatırımla yenileme yapılıyor ve burada yapılan ayin büyük bir zafermiş gibi yansıtılıyor. Kilisenin tepesine haç dikilmediği için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne edilmedik hakaret bırakılmıyor. Ve sonunda haçın dikilmesi için karar alınıyor. Bakın ayinde konuşan Ermeni Patrik Vekili neler diyor:
“Ahtamar’da ayin yapacaksınız’ deseler, ‘Dalga geçiyorsunuz’ derdim. Aynı şey Rumlar, yani Sümela için de geçerli. Türk kamuoyu bilmeli ki Ermeniler diğer azınlıklarla birlikte bu topraklarda binlerce yıldır yaşıyor. Biz göçmen değiliz, dışarıdan gelmedik. Asırlarca kardeş gibi yaşayan bu toplumlar yeniden birbirlerini kucaklasın. Hâlâ Anadolu’da gavur sözcüğü kullanılıyor. Hâlâ Anadolu’da birçok Ermeni, Ermeni olduğunu söylemeye cesaret edemiyor. Ya komşusundan çekiniyor ya da çalışacağı yerden kovulacağından korkuyor. Anadolu halklarının bu insanları kucaklaması lazım. Müslüman olarak yaşamak zorunda kalan Ermeni kökenli vatandaşlarımızın yeniden dinlerine, kendi etnik kimliklerine dönmeleri yönünde Anadolu insanından hoşgörü bekliyoruz. Bir Müslüman gururla, ‘Ben Müslümanım’ diyebiliyorsa, o imkanı komşusuna da tanımalı, ‘Ben Ermeniyim’ diyebilmeli. Herkes kendi inancını yaşama konusunda hür olsun. Neden içinde Hıristiyan, dışında Müslüman olarak yaşayacak. Neden ‘Ben Türküm’ diyecek, ama içinden ‘Ben Ermeniyim’ diyecek. Eğer İstanbul, Ankara, İzmir gibi diğer kentlerde de anlayış hâkim olursa, inanıyorum ki binlerce kişi dönecektir dinine.”
Bu sözleri duydukça, okudukça bin bir soru işareti oluşuyor kafamızda:
Özgürlük sadece Hristiyanlara mı hak, ABD’de, Hollanda’da, Batı Trakya’da camilere, Müslümanlara karşı takınılan tavır hangi özgürlüğün kapsamında kalıyor? Patrikleri, arkasında ve yanındakileri dinleyenler ayin için çekinceleri olanlara da neden kulak vermezler acaba? Sümela’da, Akdamar’da ayin diye tutturanların derdi düşünce hürriyeti mi yoksa tarihle, Türk milleti ile bir hesaplaşma mı? Osmanlı’nın Balkanlar, Mora, Girit, Kıbrıs hatta Mısır’da, hatta hatta Arabistan’da arkadan hançerlenmesine kadar pek çok olayda Patrikhane’nin doğrudan ve dolaylı parmağının bulunduğu ne çabuk unutuluyor? Ermeniler tarafından Türk halkına yapılan zulüm, hainlik neden gözlerden kaçırılıyor.? Patrikhanelerin ellerinde on binlerce Müslüman Türk’ün kanının olduğu, tarihî ve belgeli bir gerçek değil mi?
Belki şimdi bunları söylemenin ne anlamı var, bütün bunlar geçmişte kaldı, kalmalı denilebilir… Keşke… Ama hoşgörü başka bir şey, gaflet başka bir şeydir… Patrikhane’nin Kin kapısını kapalı tutan Türk Milleti midir? Türkiye’ye 80 yıl önce işgale gelenleri çiçeklerle karşılayanlar, bin bir türlü entrika ile işgalin kapılarını açanlar kimlerdir? Afyonkarahisar’da bile ticaretin ve servetin tek hakimi olmalarına rağmen işgalcileri kışkırtan, memleketin asıl sahiplerine eziyet çektiren zümre şimdi nerededir? Bu zümre Türk askerinin kokusunu alınca ardına bile bakmadan kaçarken, neyin hesabının verememekten korkmuştur? İşgalle birlikte yurdun her köşesinde terör estiren, tecavüz-taciz fırtınası estiren kimlerdir? Sümela için 9 Osmanlı Padişahına teşekkür eden Patrik’in Fatih’i es geçmesinin sebebi unutkanlık mıdır? Yoksa İstanbul’u Türklerin yapan padişaha duyulan öfke hale yüreklerinde midir?
İstanbul’un Türklerin olmasını “geçici bir dönem” olarak niteleyen ve “İstanbul asla Türklerde kalmayacaktır, bırakılmayacaktır” söyleminde bulunan onlarca Hristiyan devlet adamı neden anılmamaktadır? Sırpların Bosna’da daha 1992’de gerçekleştirdiği Müslüman katliamı sırasında Patrikhane’nin tavrı neden hatırlanmamaktadır?
Akdamar’daki ayinde Türk sözcüğünden kaçınan “Anadolu halkları” diyen Patrik Vekili sözde kardeşlik nutukları çekerken asırlar süren barışı kimin bozduğunu neden anlatmamaktadır? Kendi tabiri ile dönme Ermeniler’in yıllardır içinde bulundukları faaliyetleri neden görmezden gelmektedir?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi