DOLAR 17,9518 0.06%
EURO 18,5544 0.02%
ALTIN 1.030,89-0,15
BITCOIN 4300880,63%
Afyonkarahisar
24°

AÇIK

04:22

İMSAK'A KALAN SÜRE

ALLAH KUR’AN’I AÇIKLAMA GÖREVİNİ PEYGAMBERİMİZE VERMİŞTİR

ABONE OL
2 Kasım 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 2 Kasım 2013 Cumartesi 02:00:00
  Kur’an tamamıyla Allah’ın vahyidir. Kur’an-ı kerimde Sevgili Peygamberimize hitaben:
“Eğer (Peygamber) sözlerin bir kısmını (kendiliğinden) bizim adımıza uydursaydı, onu kuvvetle yakalar/onun ‘güç ve kuvvetini’ alır, sonra da onun can damarını keserdik. Sizden hiçbiriniz de buna engel olamazdı.” (Hakka 69: 44-45-46-47) (krş. Şûra 42/24; Ahkâf 46/8; Necm 53/3-4; Cin 72/22-23)
“… De ki: “Kendiliğimden onu değiştirmem (asla mümkün) olmaz. Ben sadece bana vahyedilene uyar (onu bildirir)im. Eğer Rabbime karşı gelirsem, şüphesiz o büyük günün azabından korkarım.” (Yunus: 15) buyrulmuştur.
Tamamıyla Allah sözü olan Kur’an’ın peygamberimiz trarafından açıklanması da Allah’ın denetimi altındadır.
Büyük Müfessir İbni Kesir şöyle diyor:
“Resûlullah, Allah’ın kitabından Cibril’in kendisine öğrettiği miktarda tefsir ederdi.” (Tefsir-i İbni Kesir)
Bunun mânâsı, gerekli olanların bizzat Allah’ın dilemesi ve öğretmesi ile peygamber (as) tarafından açıklanmasıdır. Zaten bunun için Resûlullah’ın açıklamalarına müracaat etmek zorundayız. Aksini iddia Allah’ın muradının aksidir. Mütearrif bin Şihhir şöyle der:
“Vallahi biz Kur’an-ı Kerîm’in bir mukabili olduğunu söylemiyoruz ama Kur’an’ı her bakımdan bizden daha iyi bilen Peygamberin olduğun söylüyoruz.”
İmam Kurtubi ise El camiu li Ahkamil Kur’an adlı tefsirinin mukaddemesinde:
“Diğer taraftan yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’in mücmel bölümlerini beyan et¬meyi, müşkil olanlarını açmayı, ihtimalli olanın asıl anlamını açıklamayı yüce Rasûlu Muhammed (s.a)’e bırakmıştır. Böylelikle Peygamber (s.a), risâle-ti tebliğ etmek göreviyle birlikte Kur’ân’ı anlama ve Kur’ân’ın anlaşılması konusunda da başvurulacak makamda olmak üstünlüğünü haiz olmuştur. Yüce Allah, bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Biz, sana bu zikri (Kur’ân’ı) indirdik ki, insanlara kendilerine ne indirildiğini açıkça anlatasın”. (en-Nahl, 16/44).
Diğer taraftan Resûlullah (s.a)’dan sonra Kur’ân’ın dikkat çektiği anlam¬ları çıkartmak, işaret ettiği esasları tesbit etmek yetkisi mütehassıs ilim idamlarına verilmiştir. Onlar, Kur’ân üzerinde ictihad ederek neyin anlatılmak istendiği ilmine ulaşırlar. Bununla da başkalarından ayrı ve farklı bir konuma yükselirler ve ictihad etmeleri sebebiyle özel bir ecir alırlar. Bu konuda da yüce Allah şöyle buyurmaktadır: ” Allah, sizden iman edenleri ve (özellikle de) kendilerine ilim verilenleri dereceler ile yükseltsin”. (el-Mücadele, 58 / 11). Buna göre Kitap, asıldır. Sünnet-i seniyye onun bir açıklamasıdır. İlim adamlarının Kur’ân’dan çıkardıkları hükümler (istinbatlar) Kur’ân için bir açıklama, bir beyandır.” Demektedir. (İmam Kurubi, El Camiu li Ahkami’l Kur’an) Aşağıdaki ayetlerde de buna dikkat çekilir:
“Nitekim (size nimetimi tamamladığım gibi) içinizden, size âyetlerimizi okuyan, sizi tezkiye eden (şirkten, maddî ve mânevî kirlerden ve kötülüklerden temizleyen), size Kitab’ı ve hikmeti (ve O’nun hükümlerinin uygulamasını) öğreten ve bilmediklerinizi bildiren bir Resûl gönderdik.” (Bakara 151.) [bk. 3/164; 62/2]

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.