Çanakkale ve Truva – Kocatepe Gazetesi

Çanakkale ve Truva – Kocatepe Gazetesi

Sezer Küçükkurt 29 Mart 2010 Pazartesi 03:00:00
  Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü idrak ettik geçtiğimiz günlerde. Tarihimizdeki en önemli dönem noktalarından birisi olan bu günün önemine defalarca işaret etmek gerekiyor. Afyonkarahisar topraklarını şereflendiren Büyük Zafer ve Çanakkale Zaferi Türk tarihinin eşsiz sayfalarıdır elbette. Bu sayfalara Sakarya Meydan Muharebesi’ni de eklemek gerekir. Bu destanları derinlemesine anlama, anlatmak milli bir görevdir bize göre…
Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde AKÜ’nün düzenlediği Çarşamba toplantısından Çanakkale Zaferi ele alındı. Bu toplantıda değerli isimler Zafer’in önemine işaret ettiler. Toplantı sonrası AKÜ tarafından yayınlanan bültenle birlikte toplantının detayları tüm gazetelerde yer buldu. Biz yine de bazı satırların altını çizmek istedik yukarıda belirttiğimiz sebeplerle… İşte bunlardan bazıları:
Müze Müdür Yardımcısı Ahmet İlaslı, Çanakkale Savaşının M.Ö. 1200’lerde yapılan Troya Savaşı ile başladığını belirttiği konuşmasında Çanakkale Savaşının uluslararası düzeyde, Batı ile Doğu arasında yapılan bir savaş olduğunu söyledi.
Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Selim Pullu, “Troya Savaşı, Çanakkale’de M.Ö. 1200’lerde olan bir savaş ve aşağı yukarı 3 bin yıl önce aynı sebeplerden bölgenin stratejik konumunu ele geçirmek üzere, o zamanın Batı dünyası (Akalar) ile Doğu dünyası (Troyalılar) arasında meydana gelen bir savaştır” şeklinde konuştu.
Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Ergün, “Kanije, Silistre savunmaları gibi Çanakkale Savaşı da bu önemli savunma övünçlerimizden birisidir. Bu, belki de büyük zaferin sonuncusudur. Büyük Batı karşısından son çekilişimizdir.
Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Selim Pullu, “Müttefik kuvvetler Gelibolu’ya çıktıkları noktaya çift hatlı demiryolu döşemeye başlamışlar. Zırhlı tereklekli araçlar kenarda bekletilmiş. Amaçları, savunma düştüğü anda İstanbul’a girmekti. O zamanki Genel Kurmay Başkanımız Liman VOn Sanders idi. Sadece Queen Elizabeth zırhlısının menzili 20 km iken Türk ordusunun en iyi zırhlısının menzili 12-13 km idi. O şartlarda bir nevi yarı tok yarı aç, mitolojik bir savaş verdiğimizi söyleyebiliriz” dedi.
Emekli Öğretmen Hüseyin Şenşaştımoğlu, savaşların bir görünür bir de görünmeyen yüzü olduğunu belirterek, “Savaşın nedeni, haklı yaşamın savunulmasıdır. Hayatımızın var olduğu günden bugüne temelde bu, bir inanç ve inancımızın ortaya çıkardığı bir sonuçtur. Çanakkale Savaşı, toplumun haklı yaşamının fedakarlığını yansıtmaktadır. Zafer, inancımızın iyi organize edilmesinin sonucudur. İnsanın akıl gücü ile inanç gücünün birleştirilmesiyle daha haklı ve geçerli savunma yöntemleri bulmamız mümkündür. Bir diğer husus, Tınaztepe, Çiğiltepe gibi tarihi öneme sahip yerlerimiz, gerçek anlamda milli park haline getirilmelidir. Bir şehitlik yapmakla, buralara kalıcı nitelik verilmiş olmaz” dedi.
Müze Müdür Yardımcısı Ahmet İlaslı, “Bugün Alçıtepe’de çay içiyoruz. Ama zamanında Alçıtepe’de Atatürk, bombaların altında kalmıştır. Mustafa Kemal, ilk saldırı noktası olan Alçıtepe’de Deniz komutanı Cevat Paşa ile birlikte kara savunmasını kontrol ediyorlar ve ilk defa orada bombayla karşılaşıyorlar. Afyonkarahisar’da da 1982 yılında Kocatepe’den başlamak üzere Kışlacık, Hıdırlık, Erkmen, Çakırköy, Tınaztepe ve Kırka’ya kadar uzanan bölüm, “Kocatepe Tarihi Milli Park” olarak ilan ediliyor” dedi.
Şuhut Meslek Yüksekokulu Öğretim Elemanı Öğr. Grv. Abdülkadir Gülşen, “Çanakkale Savaşı, öncelikle bir destan ve toplumun tamamının yek vücut olması söz konusudur. Çanakkale’yi determinist felsefenin çöküşü olarak görüyorum. Çanakkale Zaferi ile birlikte determinist felsefenin her zaman işleyemeyeceği net bir şekilde dünyaya gösterildi” dedi. Çanakkale Zaferi’nin ekonomik alanda da taçlandırılması gerektiğini belirterek, “Türkiye’de şu anda cep telefonlarında yılda 1 milyar dolar, ilaç sektöründe yılda 6 milyar dolarlık ithalat yapılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerin silah ithalatı ise yıllık 15 milyar dolardır. Belki cephe savaşını kazandık, ama ekonomi savaşını kaybetmiş durumdayız” şeklinde konuştu.
İş Adamı Kadir Altınkaya, “Kuru kuru o toprakları gezmek önemli değildir. Öncelikle özgürlüğün ne menem bir şey olduğunu göstermemiz lazım. Hür yaşamanın nasıl bir insanlık yaşamı olduğunu, hür yaşayabilmek ve özgür kalabilmek için neler yapıldığını göstermek önemlidir. Yoksa hala kahramanlıklarımızı satarak, kahraman kalmaya mecbur kalmayalım. Bu, başka bir şey. Kurtuluş Savaşını herkes düşmanı yenmek olarak görüyor. Bunları okuduğumda yoksulluğun özgürlüğe mazeret olmadığını görüyorum. Bunu nasıl aşabiliriz? Çocuklarımıza nasıl anlatırız? Çocuklarımızı zaferin kazanıldığı topraklara götürmek yeterli değil. Bir de Çanakkale’de 500-600 yıllık bir imparatorluğun her yere askerini göndermiş güçlü bir ordunun savunmaya düşmesi de zor bir durum. Günümüzde artık ordu, savunma için kurulmuyor. Çanakkale Savaşındaki orduya bakarak bir ulusun savunma sırasında hangi duyguları yaşadığını görebiliriz. Maaşlı bir ordunun kendini savunması çok zor. Ordu, profesyoneldir. Kurtuluş Savaşını çok fazla öne çıkaran bir yönü de gönüllü savunucuların olmasıydı; diğer savaşlardan farkı da içinde gönüllüğü barındırmasıdır.
Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Selim Pullu da Müttefik Orduları Başkomutanı General Jean Hamilton’un ve Beşinci Osmanlı Ordusu Kumandanı Mareşal Liman Von Sanders’in Çanakkale Savaşı hatıratlarından bölümlerin yer aldığı “Çanakkale Mahşeri” adlı kitaptan atıfta bulundu. Yrd. Doç. Dr. Pullu, Müttefik Orduları Başkomutanı General Jean Hamilton’a ait hatıratta şu bölümü aktardı: “Evet, insan ruhunu yenmek mümkün olmuyor. Dünyada hiçbir ordu bu kadar sürekli ayakta kalamaz. Sadece bugün 1800 şarapnel attık. Aylardan beri gece gündüz savaş gemilerimiz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri koruyan Cenab-ı Allah’larından ayırmak için başka ne yapılabilir.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi