DOLAR 18,5466 0.19%
EURO 18,2565 0.46%
ALTIN 993,600,59
BITCOIN 3611670,32%
Afyonkarahisar
23°

AÇIK

12:59

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

ATALARIMIZ SAVAŞI ALLAH RIZASI İÇİN YAPTILAR

ABONE OL
20 Nisan 2015 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 20 Nisan 2015 Pazartesi 03:00:00
  Osmanlı padişahları da Oğuz Han gibi savaşı Allah’ın rızasını kazanmak ve O’nun adını Cihana hâkim kılmak “İ’lâyı kelimetullah” için yapıyorlardı.
Küfre karşı akınlarla yetişip, yiğitliği, cesareti, bilgeliği ve İslamiyet’e olan sadakati ile meşhur olan Osman Gazi 1326 yılında 70 yaşında hastalanmış ve hasta yatağında Bursa’nın fethine giden oğul Orhan Gazi’den müjde bekliyordu. Hasta yatağında Bursa’nın fetih müjdesini alan Osman Gazi, kendisinden sonra gelecek olan bütün Türk hakanlarına ve idarecilerine birer siyasi vasiyetname özelliğinde olan şu tarihi vasiyetnamesini Oğlu Orhan Gazi’ye yapmıştır:
“Tanrı buyruğundan gayrı iş işlemeyesin, bilmediğini din ulemasından sorup öğrenesin, iyice bilmeyince bir işe başlamayasın, sana itaat edenleri hoş tutasın ve askerine in’amı ihsanı eksik etmeyesin ki insan ihsanın kulcağzıdır. Zalim olma, âlemi şenlendir ve cihadı terk etmeyerek beni şad et. Ulemaya riayet eyle ki şeriat-din işleri nizam bulsun. Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet, ikbal ve hilm göster. Askerine ve sahip olduğun malına güvenip gurur getirip şeriat-din ehlinden uzaklaşma; Bizim mesleğimiz Allah’ın yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir. Sana yakışan da budur…” Gerek bu vasiyetname gerekse daha önce verdiğimiz Şeyh Ede-Balı’nın Osman Gazi’ye vasiyetnamesindeki “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” sözleri Türk devlet ve Türk hayat felsefesini göstermek bakımından takdire şayandır.
1326 yılında Bursa’yı kuşatıp şehri savaşmadan teslim alan Orhan Gazi’nin içeridekilere, “Bunca servetiniz varmış neden teslim oldunuz?” şeklindeki sorusuna Bursa Rumları’nın verdiği cevap, Osman Gazi’nin şahsında Türklerin nasıl adil bir idare kurduğunu göstermesi bakımından dikkate değerdir;
“Servetin bize faydası olmadı. Senin baban nice zamandır Bursa’nın köylerini zaptedip bağladı, onlar rahat ve emniyet içinde yaşarlarmış. Biz de onların rahatlığına heves ettik.” (E.Güngör: 185) Bursa halkının Türk idaresini tercih etmeleri daha sonraki yıllarda 1453 yılında, “İstanbul’da Kardinal külahı görmektense Türk sarığını tercih ederiz” diyecek olan Bizanslıların ve İstanbul fethinin habercileri idi.
Türkler ele geçirdikleri ülkelere, Avrupalılar gibi; o ülkenin yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmek ve halkı fakirleştirmek için değil, halkı zenginleştirmek ve nizamı sağlamak amacıyla yerleşirlerdi. Bu durumu ilahi bir görev sayarlardı. Fethedilen bölgelere camiler, hanlar, hamamlar, aşevleri, kervansaraylar, yollar, köprüler, çeşmeler, şifa haneler, medreseler yapılırdı. Amaç yıkmak, yok etmek değil, yaşatmaktı. Bu durumu Türklerin Dini Tarihi adlı eserinde M. Baudier şöyle açıklar:
“Türkler merhamet, şefkat ve insanlara yardımda bütün milletlere ve hatta Hıristiyanlara da üstündürler.” (C. Yalçın, Sahip Olduğumuz Miras: 48)
Fransız tarihçi de aynı konu ile ilgili olarak:
“Osmanlı idaresinin, fethedilen memleketler için, son derece liberal olduğunu kaydetmeden geçmemelidir. Bu memleketler ahalisini Türkler, dillerinde, dinlerinde hatta bazen iç düzenlerinin büyük bir kısmında tamamen serbest bırakıyorlardı.” (C.Yalçın:50) demektedir.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.