DOLAR 18,5844 -0.03%
EURO 18,1783 -0.07%
ALTIN 1.023,150,04
BITCOIN 371265-1,30%
Afyonkarahisar
12°

HAFİF YAĞMUR

12:57

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

CANLI VE CANSIZ VARLIKLARA KARŞI YAPILAN ŞÜKÜR-TEŞEKKÜR

ABONE OL
22 Şubat 2018 13:41
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 22 Şubat 2018 Perşembe 13:41:21
 

Yer ve göklerde gördüğümüz ve göremediğimiz canlı ve cansız varlıklar Cenâb-ı
Hakk’ın Hakîm ismi gereği bir görev için yaratılmıştır. Hiçbir şey oyun ve eğlence için (Bkz. Duhan, 44/38) boş yere (Bkz. Sad, 38/27) yaratılmış değildir. Aşağıdaki ayetlerde bu duruma dikkat çekilir:
“Ve mâ halaknâs semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ lâibîn(lâibîne. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.” (Duhan 44/38)
“Ve mâ halaknâs semâe vel arda ve mâ beynehumâ bâtılâ(bâtılen), zâlike zannullezîne keferû, fe veylun lillezîne keferû minen nâr(nâri). Biz, göğü, yeri ve ikisi arasındaki şeyleri boşuna, anlamsız yaratmadık. Bu, sadece inkârcıların zan ve iddiasıdır. Ateşten vay o kâfirlere!” (Sad, 38/27)
 Allah (c), insanı da bütün mahlûkattan farklı olarak en güzel surette yaratmış (Bkz. Tin, 95/4) ve yeryüzüne halife kılmıştır. (Bkz. En’am, 6/165; Fatır, 35/39) Ayrıca varlıkları bizim hizmetimize vermiş, güneşi, ayı (Bkz. İbrahim, 14/33; Nahl, 16/12; Ankebut, 29/61), denizi (Bkz. Nahl, 16/14; Casiye, 45/12), nehirleri, gemileri (Bkz. İbrahim, 14/32-33-34), hayvanları (Bkz. Nahl, 16/14) yer ve göklerdeki tüm şeyleri bizim emrimize vermiştir. (Bkz. Lokman, 31/20; Casiye, 45/13)
“Ve sehhara lekumuş şemse vel kamere dâibeyn(dâibeyni), ve sehhara lekumul leyle ven nehâr(nehâra). O, âdetleri üzere (Sünnetullah gereği)  hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir.” (İbrahim, 14/33)
“E lem terav ennallâhe sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı ve esbega aleykum niamehu zâhiraten ve bâtıneten, ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr(munîrin).Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır.” (Lokman, 31/20)
 En küçüğünden en büyüğüne, bütün yaratılmışların bir görevi olduğuna göre, her şeyin insanın yararı için yaratıldığına göre, insan da elbette boşuna yaratılmış ve başıboş bırakılmış değildir. İnsanın görevi de Rabbine inanmak, itaat ve ibadetle kulluk etmek (Zariyat, 51/56) ve Allah’ın verdiği tüm bu nimetlere şükretmektir. (Bkz. Hac, 22/36; Casiye, 45/12)
İnsanın Allah’a karşı şükür görevi olduğu gibi, mahlûkata karşı da bir şükür görevi vardır. Yani mahlûkata karşı yerine getirmesi gereken bir görev ve sorumluluğu vardır. Şükrün bir manası da insanın kendisine verilen nimetleri Allah’ın bir emaneti olarak görüp, yerli yerinde ve yaratılış gayesine uygun kullanmasıdır. Bu açıdan baktığımızda insanın tüm mahlûkata karşı takındığı tavır, onlara olan şükrünün derecesini gösterir. İnsan, hizmetine verilen tüm mahlûkata karşı duruşunu, dinin emir ve yasakları doğrultusunda şekillendirmelidir. Öncelikle insanın, nimeti verenin Allah olduğunu bilmesi, bir mahlûku Allah’a nisbet etmesi ve onun için Allah’a nankörlük etmeyip, şükretmesi, o nimete karşı bir teşekkür ve onun değerini yükseltme anlamına gelir.
Mahlûkatın, insana hizmet etmenin yanı sıra Allah’ı tesbih gibi başka görevleri de vardır. Melekler zaten daima Allah’ı (c.) tesbih etmekte ve O’nu hamd ve sena ile yüceltmektedirler. (Bkz. Zümer, 39/75; Şura, 42/5)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.