DOLAR 18,6408 0.02%
EURO 19,6327 0.07%
ALTIN 1.076,85-0,31
BITCOIN 317517-0,51%
Afyonkarahisar
13°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

“Gönlü” büyük şehir – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
5 Kasım 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 5 Kasım 2013 Salı 02:00:00
  Ordu’nun büyükşehir olması ile ilgili bir haber yapmak istiyordum aslında. İnternet sitelerinden bazı gazetelere ulaşıp genel geçer bilgiler alacaktım. Tam bu süreçte, Sezer Abi, Ordu’da gazetecilik faaliyeti olduğunu söyleyip, benim Ordu’ya gitmemi istedi. Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Abdioğulları ile yola koyulduk. Ordu yolunun çok düzgün olduğunu belirtmeliyim önce. Afyonkarahisar’dan Ordu’ya kadar yol, tek şerite hiç düşmedi. Hele Samsun ile Ordu’yu bağlayan çevre yolundaki yaklaşık 4 kilometrelik tünel, hükümetin ulaştırma alanındaki başarısı olarak kayda geçmiş durumda.
İKİ KARDEŞ TAKIMININ TALİHİ
Ordu’daki ilk günümüzde çarşıyı dolaştık. Aziziye-Yalı Camii’nin yanındaki tuvalet duvarlarındaki işleme dikkatimizi çekti. Şehire “yaşanması” için bakarsanız, tuvalet duvarlarından bile mesaj verebiliyorsunuz. Camii etrafındaki dev mor-beyaz flamalar bana her ne kadar Afyonkarahisarspor’u çağrıştırsa da Orduspor’un da aynı renkleri taşıdığını biliyordum. Bu iki kardeş takımın başarısı konusunda bir kelam etmeyeyim. Ordu, Süper Lig’in kapısını çalıyor, bunu hatırlatayım ancak.
9 MİLYON LİRALIK TELEFERİK
Flamalara bakarken, elbette Boztepe’ye çıkan teleferiği gördüm. Yaklaşık 9 milyon liraya yapılan teleferik, hem kısa yoldan gezinti ve piknik alanı Boztepe’ye çıkışı sağlıyor; hem de şehrin yukarıdan izlenmesine bir imkan tanıyor. Teleferiğin her kabininde Ordu’nun bir ilçesinin ismi yazıyor.
“MÜJDE”SİZ DE OLUR
Ordu’nun “teleferik” haricinde yatırımları da var elbette. Örneğin İller Bankası’ndan alınan kredi ile yeni bir belediye binası inşa ediliyor. Tabii belediye inşaatının olduğu yer, sahille de birleştirilerek güzel bir meydan olur muydu, bu konu mutlaka tartışılmıştır.
Afyonkarahisar’a “müjde” olarak yansıtılan çoğu yatırım, Ordu’da da yapılmış. Ordu Belediyesi’nin ilan tahtalarında gondol gezisi, Atıksu Tesisi, atık ayrıştırma ve atıktan yakıt üretme tesisi ve benzeri birçok yatırımın duyurusunu gördüm. Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun ise bu konuda biraz dertli:
“Yatırımları çekebilmek için Cumhurbaşkanı dahil devreye sokuyorsunuz. Hakkınız olan kredi kabiliyetinizin yüksek olduğu, özel bankaların peşinizde olduğu bir durumda vatandaşın hakkı var deyip İller Bankası’ndan alıyorsunuz. 3-4 ay kapıları aşındırıyorsunuz. Cumhurbaşkanı dahil olmak üzere bütün o yapıyı tek tek dokuya dokuya indik aşağıya. Bütün şartlarım olumlu olmasına rağmen alabilmek için gitmediğim kapı kalmadı. Avrupa Birliği’nden 25 milyon Avro fon aldık, Atıksu Arıtma Tesisi ve içme suyu ile kanalizasyon hatlarının yenilenmesi için kullanacağız. DSİ ile su protokolü yaptık, ilçeler bitti. Bizi iğne deliğinden geçirdiler. Parasını ben ödüyorum, bunu bile yaptırabilmek için uzun bir süreçten geçtik.”
284 DOLMUŞ VE YEŞİL DALGA
3 gün boyunca Ordu’da “trafik” namına bir olumsuzluk görmedik. Şehirde 284 dolmuş mevcut. Hepsinin belirli hatları var, hepsi de “geniş.” Trafik sorununun gündeme gelmemesinde “Yeşil Dalga” projesinin uygulanmış olması da bir başka etken.
KENTTEKİ HER ADIMDA
AYRI BİR NEZAKET
Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun ile 2 defa karşılaştık, ikisinde de güleryüzü ile yaklaşımı bizi memnun etti. Hatta “Nasıl büyükşehir oldunuz” sorusuna “Başbakan Başbakan 3 çocuk istiyordu, biz 50 bin çocuk yaptık” diyecek kadar da esprili.
Şehirdeki her adımımda başka bir “incelik”le karşılaştım. Güvercinlerin beslenmesi için kaldırıma konulan odacıklar, sigara izmaritlerinin atılması için bazı direklere yerleştirilen kutucuklar, banklar, boşlukların “hafif” çatılarla küçük meydanlar hâline gelmesi bir çırpıda hatırladıklarım.
“İncelik”ten bahsetmişken, Vali Kenan Çiftçi’yi de bir bölüm ayırmak isterim. Kütahya’dayken bir baraj kazasında “Böyle bir şey yok” cümlesiyle tanınan Çiftçi’nin tebessümü hiç eksik olmadı. Ordu’daki ikinci gecemizde konuk gazetecilere yemek verirken, masaları tek tek dolaştı. Bizim masamıza da gelip hal-hatır sormaya başladığında, ben gayri ihtiyari ayağa kalkmak istedim. “Lütfen oturun, siz yemek yiyorsunuz. Ben sohbete geldim” dedi. Alışık olmadığımız bir hareketti.
GÖNÜL VARSA BAŞARI DA VAR
Ordu’yu görünce ��unu düşündüm:
Kentin “büyükşehir” olmasından ziyade “gönlü büyüklerin” şehri olması daha mühim. Ordu, birbirinin işlerine saygı gösteren gazetecisinden, il yöneticisine; esnafından, minibüsçüsüne; “gönlü büyüklerin” şehri olmuş. Gönül bir ise, başarı geliyor zaten. 100 yıllık bir tiyatro tarihi ve alışkanlığının olduğu, sanatın geliştiği bir vilayetten de bu beklenir.

Atatürk karşılıyor
Ordu Valiliği girişinde büyük bir Atatürk
portresi sizi karşılıyor. Vali Kenan Çiftçi ile
toplantı için 121 kişilik salona alındığımızda Atatürk portresini ihtişamıyla gördüm.
Salonda ise kimin nerede duracağı
“yazılmamış” kurallarla belliydi. Vali’nin
gözünün içine bakan Özel Kalemi ve
korumaları, Vali’nin anlattığı konunun
takibini ve gereğini anında yaptılar.
Öğrendik ki, Valilik’e gelen kişi
mihmandarlar eşliğinde işini görür,
memnun bir şekilde Valilik’ten ayrılırmış.

Günay’a tebrik
Ordu’dan konu açıldığında, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’dan da bahsetmek gerekir. Günay, 19 Eylül Gazeteciler Derneği’nin Yılın Gazetecileri Ödül Töreni’ne katıldı. Bir milletvekilinin, bakanlık görevinden sonra bile bu kadar saygı görmesi, Günay’ın “bakanlık” sayesinde değil, kişiliği sayesinde sevildiğini hatırlattı bana.

Ordu’ya
Bakan’ın etkisi
Ordu’nun büyükşehir olmasında, Ordulu eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in “sağ kolu” Selami Aydın’ın büyük rolü var. İster istemez, “bizim bakan” ve yakın çevresinin “büyükşehir” için ne yaptıkları sorusu belirdi kafamda.

Dernek canla-başla çalıştı
Ordu 19 Eylül Gazeteciler Derneği, Atatürk’ün Ordu’yu ziyaret ettiği tarihi esas almış. Başkan Erdoğan Erişen’in yanı sıra Hasan Özata, Adnan Alparslan ve isimlerini ezberleyemediğim diğer yöneticiler, canla-başla çalıştı.

İlçede “otel gibi” hastane
Yeşil ile mavinin birleştiği Ordu’dan dönerken, eski sahil yolunu kullandık. “Aa büyük bir otel kuruluyor” dediğimiz anda tabelayı gördük: Bizim otel sandığımız inşaat, meğer Toplu Konut İdaresi tarafından yaptırılan 300 yataklı Ünye Devlet Hastanesi imiş. Bizim 400+200 yataklı “otel”i düşündüm. 77 bin nüfuslu Ünye ilçesinde de son derece modern bir bina inşa edilirken, biz niye “5 yıldızlı” diyerek övünüyoruz ki? “Neyse” derken devasa bir kültür merkezi sandığımız binada da hayal kırıklığına uğradık. Meğer orası da Ünye Sebze Hali imiş.

Zafer gibi olmasın
Ordu-Giresun Havaalanı’nda çalışmalar hızla sürüyor. Samsun ve Trabzon’da havaalanı varken, Samsun ile Trabzon arasına bir havaalanı daha gerekli miydi, bunu Afyonkarahisar’dan tahlil etmek zor. Ancak bir süre çalışıp sonra tek havayolu şirketiyle idame ettirilmeye çalışılan Zafer Havaalanı’nda yaşanan hayal kırıklığının yaşanmamasını temenni ederim.

Temiz düzenleme
Ordu’da dere düzenlemesi yapılmış. Ama sanki bizim Akarçay’dan daha şık, daha görkemli. Köprünün biri, yeşile bürünmüş örneğin. Derenin zemini ise tertemiz, çevresi beton.

Bizim Sagramız var mı?
Ordu gezisi sırasında fındığı kahvaltılarımıza kadar getiren Sagra’yı da ziyaret ettik. Ürünlerin bu kadar güzel sergilendiği, rafların bu kadar ferah tasarlandığı yöresel ürün merkezleri, keşke Afyonkarahisar’da da açılsa. Afyonkarahisar’ın bir lokumunu böyle satabilsek keşke…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.