DOLAR 18,5039 -0.02%
EURO 18,1433 -0.12%
ALTIN 987,780,00
BITCOIN 3576830,15%
Afyonkarahisar
25°

KAPALI

12:59

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

“KADER”İ ANLAYABİLMEK

ABONE OL
19 Mart 2018 13:38
0

BEĞENDİM

ABONE OL

– 133-
Kaderle ilgili bazı noktaları paylaşmamız gerekiyor. Çünkü kader, mutlaka halledilmesi gereken bir konumuz. Bu yüzden yeri geldikçe onu açmaya çalışıyoruz. Kader konusunda “kafama sorular geliyor, halledemiyorum” gibi düşünenler varsa mutlaka çözmeliyiz, mutlaka. Kader konusunu çözmeden bu meseleyi halledebilmek mümkün olmaz, onu çözmeye öncelik vermeliyiz.
Kader konusunu çözebilecek, kavrayabilecek idrak için Ehadiyet’i Vahidiyet’i kavramak şarttır. Bu idrakı oluşturmak için Kur’an-ı Kerim’i rehber alanın “iki şehadet” dikkatini çeker, Kur’an bize şahit olmamız gereken iki ana noktayı öğretir. İlk mesaj bilgi La ilahe illallah’tır: Örtücü ilah cennete giremez. “La ilahe illallah” mesajı bize, örtücü ilah olursanız cennete giremezsiniz demektedir. Bunun şehadeti “Eşhedü en la ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluhu” dür. İkinci mesaj bilgi ise İhlâs Suresidir: Allah Ehadus Samed’dir. Bu bilgi idraka dönüştüğünde onun şehadeti “Eşhedü en la ilahe illallahül Ehadüs Samedüllezi lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehu küfüven ehad”dır. İlk şehadet bize “B” İlmini, ikinci şehadet Ehadüs Samed İlmini açar.

ÖNCE “BİLLAHİ ANLAMINDA BAKIŞ AÇISI”, SONRA BU “SALİH AMEL” OLUŞTURMAK GEREKİYOR
Tefekkür Şemamız Kader’i anlamaya yardımcı bir vesikadır; “Amentü Bil Kaderi” konusunda gelişen açık veya gizli ikilemlerin giderilmesinde talibe yardımcı bir yoldur. “Amentü Bil kaderi” ifadesindeki “B” harfi önemlidir, “Talip” ifadesi de önemlidir. Talip örtücü olmak istemeyendir, örtücü olmamaya talip olandır. Şemamızı birlikte tanımaya çalışalım. Şemada bir anahtar var, İslamiyet’te bir doğrunun tespiti için bir anahtar. Bu anahtarın şu şablona uyması gerekiyor. 1) Mutlaka Billahi anlamında bakış açısı oluşturmak şarttır. 2) Bir bakış açısı tespit ettiğinizde, tespit edilen o bakış açısının gereği olarak salih amel oluşturmak şarttır. Bu ikisi birlikte çok önemlidir, öğrendiğiniz bilgilerin sindirilip sindirilemediğini oradan test edebilirsiniz: Ben öğrendiğim bilgiyle, yani inandığım bilgiyle nasıl amel edeceğim? Öğrenilen yeni bilgiyle bir amel oluşturmalıyız. Dikkat edin, bu yeni bir amel uydurmak değildir; öğrendiğiniz bilgiyle ilgili yapacağınız bir şey bulmanız gerektiğidir. Onu bulduğunuzda o bilgi sindirilmiş olur, yani fiile dönüşmüş olur. Evet, önce “Billahi anlamında Bakış Açısı” oluşturmak, sonra bu bakışın gereği “salih amel” oluşturmak gerekiyor.
“KADER”İ ÇÖZMEDEKİ ANAHTAR
Billahi Anlamında Bakış açısı La ilahe illallah’tır. Bu oluştuktan sonra, gereği salih amelin ölçüsü “Muhammedün Rasulullah” iledir; Rasulullah Efendimiz (SAV)’in sünnetine uyan amellerdir. Salih amel Efendimizin sünnetine uyan ameldir. Başkalarının tarif ettiği ameller salih amele girmez.
Şimdi bu anahtarla kader konusunu çözmeye çalışalım. Bu anahtarın iki noktası vardı: 1) Billahi anlamında bir iman. 2) Bunun gereği bir amel. Şimdi bu iki noktayı kavramak üzere şu soruları soruyoruz: 1) Kader konusunda neye iman edeceğim? 2) Bu imanın gereği olarak ne yapacağım, nasıl davranacağım?
Tablo’muzda bu iki soruya cevap olarak iki ayet kullandık. O iki ayet konuyla ilgili diğer ayetleri ve hadisleri de temsil ediyor. Zaten, bu sorulara ayet ve hadis dışından cevap üretmek işi bozuyor. Bu yüzden kader konusuna da ayetle cevap veriyoruz. Soru 1) Kader konusunda iman edeceğim tanımlama nedir? Bu soruya cevap, İnsan Suresi 30. ayettir: “Siz dileyemezsiniz Allah dilemedikçe.” Soru 2) Ayette tarif edilen imana göre nasıl davranacağım? Bunun cevabı ise İnsan Suresi 29. ayettir: “Muhakkak ki bu bir öğüttür, dileyen Rabbine bir yol tutar.”
İki soru sorduk: 1- İman edeceğim tanımlama nedir; kader konusunda neye iman etmeliyim? 2- Bu imanın gereği olarak nasıl davranmalı, ne yapmalıyım? Her iki soruya da ayetle cevap verdik. Başlangıçta bunları anlayamıyor olabiliriz, ama dikkat edin bunlar birer ayet. Anlayamıyor olsanız bile inkâr etmeyin, “anlamadım” diye ayet inkâr edilmez. Cevapların ayet olması, inananı inkârdan korumak ve kurtarmak için de önemlidir. Ayet olduğu için, anlayamadığımız noktada; “bunlar ayet, bunlara iman edeyim ama manasını anlamaya da gayret edeyim” der, inkârdan kurtuluruz.
“NASIL İNANACAĞIM, NASIL DAVRANACAĞIM?”
“İman edeceğim tanımlama nedir?” sorusuna cevaben verdiğimiz İnsan Suresi-30. ayet (“Ve ma teşaune illa en yeşeallahu: Siz dileyemezsiniz Allah dilemedikçe” ayeti) iman edilecek şeydir. Buna iman edin: Siz dileyemezsiniz Allah dilemedikçe. Ki bu meal ilk idrak içindir. Ayetin ileri idrak için meali şudur: “Ayrıca dileyen YOK, illa Allah.” Bu meal, idraken kader konusu kavrandıkça oluşur. İlk idrak mealde iki yapı vardır: Siz (dileyemezsiniz) Allah (dilemedikçe). Allah diliyor sonra siz diliyorsunuz. İleri idrakta “Ayrıca” dileyen yoktur. Manasına dikkat edin: Ayrıca birisi dileyemez değil, birisi var da dileyemez değil. Ayrıca dileyen (birisi) yok, illa Allah. İleri bu idrakta “ayrıca dileyen” olmadığı için birinin dileyip dileyemediği de tartışılmaz. İnsan-30 ayeti kalıp olarak “La ilahe illallah” gibidir, aynı formdadır: La ilahe (Ma teşaune), illa Allah (illa enyeşa Allah). Mealen: Sen yoksun (sen dileyemezsin, ayrıca dileyen yok) illa Allah (illa dileyen Allah).
“Böyle iman ettikten sonra nasıl davranacağım?” sorusuna cevap ise İnsan Suresi-29. ayettir: “Muhakkak ki, bu bir tezkiredir, Dileyen Rabbine bir yol tutar.” İnsan-30’da iman ettik, İnsan-29’a göre amel edeceğiz: Dileyen Rabbine yol tutar. “Ayrıca dileyen yok” imanının gereği amel budur: Dileyen Rabbine yol tutar. Sanki tezatmış gibi gözüken bu hali şöyle inceleyelim: İnsan-29 gereği “Dileyen Rabbine yol tutar” deyip salih amele yoğunlaştınız. İnsan-30 size bu amelleri/işleri hangi imanla yapmanız gerektiğini hatırlatıyor: “Ayrıca dileyen YOK, illa Allah.” Bunda hiçbir tezat yok. Çünkü: İkinci ayet iman edilmesi gerekeni söylüyor. Öyle iman etmişsen diğer ayet geliyor, o da sana yapacağın şeyi söylüyor. İnsan-29’un önerisi iman etmeden yapacağın bir şey değildir. Önce İnsan-30’a uygun iman edeceksin, sonra o imanın gereği olarak İnsan-29’a göre davranacaksın. Bu yüzden, İnsan-30 ayetine hiç değilse ilk idrak mealiyle yaklaşabilmek gerekir: “Siz dileyemezsiniz, Allah dilemedikçe.” Hiç değilse böyle inanmak gerekiyor. Ama bir ileri idrake ulaşırsan o şudur: “Ayrıca dileyen YOK, illa Allah.” Eğer İnsan-30 imanını kabul etmişsen, “ayrıca dileyen YOK illa Allah” demişsen İnsan-29’daki “DİLEYEN” kim olur ki? Lütfen tefekkür edin…
DİKKAT! BATIL BİR İNANIŞ DOĞMASIN
İnsan-30 için yeterince iman ve idrak oluşmazsa, İnsan-29’u okuyan kişi “Dileyen Rabbine bir yol tutar” ifadesindeki “Dileyen”i muhtar sanar, yani kendisini muhtar sanar. Oysa İnsan-30 ayeti Muhtariyeti tamamen kaldırıyor. Muhtariyet kalktıktan sonra, Kesret Âlemi’nde senin için (dilenilmiş olan dileğin açılmasını sağlamak üzere) “Dileyen Rabbine bir yol tutar” öğüdü geliyor. Senin İnsan-30’a imanın tam ise İnsan-29 sana tezat teşkil etmez. Bunlar birer ayet olduğu için idrak edemiyor olsanız bile aman inkâr etmeyin. Bu yoldaysanız sakın inkâr etmeyin, İnsan-30’daki gibi kabul edin, “ayrıca dileyen YOK, illa Allah” deyip öyle iman edin. Bu imanla bir iş yapacağınız zaman, yani imanınızı uygulayacağınız zaman ise “Dileyen Rabbine bir yol tutar” deyip Rabbinize razı olacağı bir yol tutun, inşaAllah.
Şu önemli uyarı ile tamamlayalım: Eğer bir kader anlatımında, yukarıdaki iki soruya cevaben ayetler yerine “beşeri tanımlar” oluşturulmuşsa batıl inanışlar veya batıl davranışlar ortaya çıkar. Soru-1 için temsilen İnsan-30’u, Soru-2 için yine temsilen İnsan-29’u cevap olarak tanımladık. Başka ayetler de var, biz temsilen “İnsan-29” ve “İnsan-30”u verdik. “Neye inanacağım?” ve “Nasıl amel edeceğim?” sorularına cevap olarak, ayet değil de ayetin dışında ve ayete de uymayan beşeri tanımlar yaparsanız olmaz. “Bana göre” veya “şu âlime göre” diyerek beşeri bir tanım getirmek doğru olmaz. Ayet kullanmak, hem de yerli yerinde kullanmak gerekiyor. Bu sorulara cevap olarak bir ayet varken beşeri bir tanım yaparsanız “batıl bir inanış” doğurursunuz. Bu yüzden, kader konusunda her hangi bir açıklama okuduğunuzda her iki sorunun cevabı da ayet mi ve ayetler yerli yerinde mi, buna çok dikkat edin; cevap olarak ayetler kullanılarak yapılan beşeri tanımlamalar varsa, elinizde size batıl davranış öğütleyen bir belge var demektir. Kader konusundaki iki yanlış yaklaşımla tefekküre devam edeceğiz.
Recep ve Şaban aylarının mübarekliğinden yararlanabilmek ve Ramazan’a ulaşmak duasıyla Allah’a emanet olunuz

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.