DOLAR 16,8853 -2.7%
EURO 17,8334 -2.47%
ALTIN 991,58-2,31
BITCOIN 3617080,76%
Afyonkarahisar
20°

KAPALI

13:12

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

KURAN YAZILARI (15) – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
3 Aralık 2011 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 3 Aralık 2011 Cumartesi 02:00:00
  KUR’AN’I YÜZÜNDEN VEYA EZBERE OKUMAK (15)
Kur’an’a bakmak ibadet sayıldığından mushaftan yani yüzünden okunduğunda okuma ve bakma birlikte hasıl olduğu için daha faziletlidir. Kadı Hüseyin ve Gazali de böyle demiştir. Mushaf’ı taşımak ve Mushaf üzerinde tefekkür etmek sevabın artmasına vesile olmaktadır. Denilmiştir ki: Mushaftan okunan bir hatim, yedi kat sevap kazandırır.
Taberi’nin rivayet ettiği bir hadiste Resulullah (sav) şöyle buyurmuş:” Mushaf olmadan okunan Kur’an için bin derece, mushaftan okunan Kur’an için bundan ziyade iki bin dereceye kadar verilir.”
Ebu Ubeydin senedi ile Kur’an’ın fazileti hakkında Resulullah (sa)’tan rivayet ettiği bir hadiste Resulullah (sa) şöyle buyurmuş: “Mushaf’a bakarak okunan Kur’an’ın fazileti bakmadan okunan Kur’an’ın fazileti üzerinde farzların nafile üzerindeki fazileti gibidir.”
İbni Abbas şöyle söyler: “Hz. Ömer eve geldiğinde Kur’an’ı açar ve okurdu.”
İbni Ebu Davud rivayet ettiği merfu bir hadiste Hz. Ayşe’nin şöyle dediğini naklediyor:” Kabeye bakmak ibadettir. Anne ve babanın yüzüne bakmak ibadettir. Kur’an’a bakmak ibadettir.”
Kur’an’ın ezberden okunmasının daha sevap olduğunu savunanlar da vardır. Bu görüşü savunanlar ezbere okumada tefekkür/düşünme olayının daha fazla gerçekleştiğini gerekçe olarak ileri sürmektedirler.
Üçüncü görüş: Kişi Kur’an’ı ezbere okuduğu zaman kendine hasıl olan tefekkür ve düşünme mushaftan okunduğunda hasıl olmuyorsa ezbere okuması daha faziletlidir. İmam Nevevi “Ezkar” adlı kitabında bu görüşü tercih etmiştir.
Mevlana Hazretleri Fihi Mâfih adlı eserinde şöyle ediyor: “Rivayet edilmiştir ki: Peygamber (Tanrı’nın selâm ve salâtı onun üzerine olsun) zamanında eshaptan her kim, yarım veya bir sure öğrenirse, ona büyük adam derler ve bir yahut yarım sureyi biliyor, diye parmakla gösterirlerdi. Çünkü onlar adeta Kur’an-ı yerlerdi. (iyice hazmederlerdi.) Bir veya yarım batman ekmek yemek hakikaten güç bir iştir. Fakat ağızlarına alıp çiğneyip, çiğneyip atarlarsa, bu şekilde yüz bin merkep yükü ekmek yenebilir . (Peygamber): “Ne kadar Kur’an okuyan vardır ki Kur’an ona lânet eder” (Hadis-i şerif) buyurmamış mıdır? İşte bu, Kur’anı okuduğu halde manasını bilmeyen (Tefekkür etmeyen, düşünmeyen, manasına göre hareket etmeyen) kimse hakkında söylenmiştir. Fakat böyle olmasa da yine iyidir. (Fihimafih sayfa 129, İst 1985, Milli Eğitim Basım Evi çeviren. Meliha Ülker Tarıkâhya)
Kuran ayetlerinde HİKMET ve İKRAM özelliği vardır. Aynı Meyveler gibidir. Onu yiyip iyice hazmetmek gerekir. Dışarıdan meyvelere bakmakla ne tadını ne kokusunu anlarız ne de faydasını görürüz. İşte Kur’an da böyledir. Onu hazmederek, anlayarak, tefekkür ederek okumazsak faydasını göremez, hikmetini anlayamayız.
Kuranın bir özelliği de, bahçesine aldığı kişiye bir meyve ikram ettiyse arkasından başka meyveleri gösteriyor arka arkaya onları da ikram ediyor ve insanı bırakmıyor olmasıdır. Bize sunulan Meyvelerin tamamını takip edip yersek ve bünyemize dahil edersek Onlar artık bizim olmuş olur. Sevgili Peygamberimiz Kur’an’ı en iyi anlayan ve yaşayan örnek şahsiyet olduğu için Hz. Aişe validemiz onu “ Yaşayan Kur’an” olarak tarif etmiştir. İşte Kur’an’ı anlayarak, hazmederek okuyan kimse de zaman içerisinde ayaklı Kur’an olur.
Ayrıca Kur’an okurken aşağıdaki ayetlerde de belirtildiği gibi tane tane, tecvit üzere okumak gerekir.
Biz Kur’an’ı, insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik. (17/İsra -106)
… Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku. (Müzzemmil- 4)
Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. (2/Baklara–121)
Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. (A’RAF suresi 204. ayet)
Muhammed ibni Süka şöyle der:
“Ata bin Ebi Rebah bana şöyle dedi: Kardeşiminoğlu bizden öncekiler lüzumsuz konuşmayı sevmezlerdi.” Onlara göre lüzumsuz konuşmak neydi diye sordum Cevap verdi:
1.Onlar Allah’ın kitabının dışındaki şeylerin konuşulmasını luzumsuz sayar ve ciddiye almazlardı.
2.Rasulullahın sünnetini konuşmayı ciddiye alırlardı.
3.Emri bil ma’ruf ve nehyi anil münkeri ciddiye alırlardı.
4.Kendilerini Allah’a yaklaştıracak bir ilmi ciddiye alır ve konuşurlardı.
5.Günlük hayatta luzumlu olan şeyi konuşurlar, lüzumsuz olan şeyi asla konuşmazlardı. Sonra İnfitar suresi 10 ve 11. ayetleri okudu:
“Sunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler var. (İNFİTAR 10.) Değerli yazıcılar var. (İNFİTAR 11)

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.