Yapılanlar-yapılmayanlar

Yapılanlar-yapılmayanlar

Ülkede gerçekten güzel gelişmeler yaşanıyor. Devletin kurumları, yetkilileri boş durmuyorlar. Hazırlanan projeler, ödenekler kapsamında bir bir ha-yata geçirilmeye çalışılıyor. Gözle görülür yatırımlar bir bir gün yüzüne çıkıyor. Başta bölünmüş yollar olmak üzere son dönemde altyapıya yönelik çalışmalara hız verildiği gözlerden kaçmıyor. Ekonomide bir istikrar havası sağlandığı, döviz ve faiz oranlarının eskisi gibi sürprizler yapmadığı, hayat seviyesinde belli bir düzlemin oluşturulduğu gerçeklerini inkar etmiyoruz.
Ülke menfaatleri için atılan her adımı, yapılan her işi görüyor, emeği geçenlere dua ediyoruz. “Hiç bir şey yapılmıyor, her şey berbat” demek haksızlık olur diye düşünüyoruz.
Ancak, tüm bunlar olurken memleketin tamamına “pembe bir gözlükle” bakılmasına da anlam veremiyoruz. İyiye giden şeyler olduğu gibi kötüye gidenlerin de olduğunu görmek gerekiyor. Bize göre bunları görmek, bunların altını çizmek “muhaliflik” değil, “gerçekleri görmek” anlamı taşıyor.
Yıllardır “tarım ülkesi” olarak bilinen Türkiye, son yıllarda “tarım ithalatçısı” olarak anılmaya başlandı. Türkiye son 8 yılda en çok ürettiği buğday başta olmak üzere pamuk, ayçiçeği, pirinç gibi ülkede yetiştirilebilecek bir çok ürünü ithal ediyor. Hayvancılıkta gelinen nokta ise aylardır et fiyatları üzerinden tartışılıyor.
Afyonkarahisar ve çevresi tarım-hayvancılığın yoğun yaşandığı bölgelerin başında geliyordu. Ama artık ili-mizde de bu durum tersine dönmeye başladı. Geçmişi bilen pek çok insan, bu işlerin içinden yoğrulup gelenler tarım ve hayvancılıkkonusunda oldukça karamsarlar. Memleketin kaymağından, sucuğuna, arpasından, haşhaşına kadar tarım varlıklarının “değerini, varlığını yitirdiği” ifade ediliyor.
Türkiye Ziraatçiler Derneği Başkanı İbrahim Yetkin de yıllarca kendine yeten 7 ülkeden biri olan Türkiye’nin tarım ve hayvancılıkta tükenme noktasına gelmesine adeta isyan ediyor. “Tarım ülkesiydik, bugün 120 ülkeden ithalat yapıyoruz. Et bile ithal! Acilen ulusal bir tarım programına ihtiyaç var. Kaynaklar ve üretim mutlaka artırılmalı” diyor. Yetkin, 120 ülkeden tarım ürünü ithal edildiğini hatırlatarak, “Ulusal bir tarım politikası gerekiyor. Tarıma ayrılan kaynaklar ve üretim artırılmalı” diyor.Yetkin, “Türk tarımında bir ki-litlenme, bir daralma var. Hem yem bitkilerinde, hem de yağlı tohumlarda ithalatçı konuma geldik. Meyve ve sebze üretiminde hala aynı noktada duruyoruz. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş şekilde meyve sebze fiyatları inanılmaz şekilde yükseldi. Türkiye’nin ihracat ayağında en önemli ürün olan fındıkta bu yıl bir üretim düşüşü oldu. Üzümde benzer bir sıkıntı yaşanıyor. Böyle bir tablo ile karşı karşıyayız. Türkiye 8-10 yıldır tarımsal üretimini geliştiremiyor, büyütemiyor. TEKEL’den SEK’e, Devlet üretme çiftliklerinden Zirai Donanım Kurumu gibi tarımsal KİT’lerin özelleştirilmesi tarımda ciddi olumsuzluklar yarattı. Bu KİT’ler olmayınca tarımdaki tüm dengeler altüst oldu. Ciddi bir kan kaybına uğrayan tarıma büyük bir darbe vuruldu. En büyük sorun ise Türkiye’de damızlık hayvanın olmaması ve hayvan sayısındaki ciddi düşüştür. Hayvan üretimi artırılmazsa ucuz et yiyemeyiz. İthalat bir kurtuluş değil, uzun sürmesi ülkedeki hayvancılığın yok olmasına neden olur. Türkiye hayvancılığını yeniden gözden geçirmelidir” diyor.
Görünen köy kılavuz ister mi? İstiyor…İCRA ihalelerinin listesini yayımlayan ve icradan mal edinmelere danışmanlık desteği veren bir internet sitesinin yetkilisi “Son 2 yılda 650 fabrika sattık. 20 bin işçi çalıştıran bile vardı. Yabancı bankalar icra ihalelerini kaçırmıyor. Bir müşterim 3.7 milyon liraya aldığı fabrikayı 10 milyon dolara satıyor şu anda” diyor. İcra ihalelerinin listesini yayımlamanın yanı sıra, icradan mal edinmelere danışmanlık desteği veren, 87 bin üyesi bulunan İcralık.com aracılığıyla 2008’den bu yana 650 fabrika satıldı. İcralık.com’un kurucusu Can Emrah Özoral, birçok fabrikanın ya da işyerinin icraya düştüğünü ve bunların ihaleyle satıldığını belirtti. Yabancı bankaların da icra ihalelerini takip ettiğine değinen Özoral, ihaleye girmek için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı veya Türkiye’de aktif faaliyet gösteren şirket olması gerektiğini hatırlatarak, “Yabancı yatırımcılar Türkiye’de şirket kurarak bu engeli aşıyorlar” Tekstil ve gıda sektöründe fabrika sayısı fazla” dedi.
Bu rakamların ışığında Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesi’nde, 2. Küçük Sanayi Sitesi’nde, Eski Sanayi’de bulunan kiralık-satılık tabelalarını bir düşünün. El değiştiren bir çok tesis yok mu? Çarşının göbeğindeki kiralık-satılık-devren tabelalarını yeniden gözden geçirin. Öte yandan yeni yapılan otelleri, açılan lüks mağazaları, yeni yaşam alanlarını, birbiri ardına yapılan lüks konutları da bunların karşısına koyun.
Güzellikler, başarılar olduğu gibi, başarısızlıklar, kötüye giden bir şeyler de var. Dünya kurulalı beri bu böyle olmamış mı? Bunu görmek, kabul etmek kime zarar getirebilir? Bunları görmemek için pembe gözlük takmak neyin çaresi olabilir?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi