DOLAR 17,3028 0.49%
EURO 17,6317 0.37%
ALTIN 968,720,64
BITCOIN 3620814,17%
Afyonkarahisar
24°

PARÇALI AZ BULUTLU

20:47

AKŞAM'A KALAN SÜRE

BİZCE HÜKMÜ YOK MU? – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
6 Şubat 2012 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Ramazan Balkan 6 Şubat 2012 Pazartesi 02:00:00
  Ermeni techirinin inkarını suç sayan yasanın, Fransız parlementosunda kabul edilmesi üzerine ülkemizin en yetkili ağızlarından bu kararın bizim açımızdan bir hükmü olmadığı ifadelerinde bulunuldu. Bu kararın Türkiye ve Türk insanı hakkında nasıl bir netice vereceğini zaman gösterecektir. Ancak burada önemli olan; Türkiye’yi doğrudan doğruya itham eden bu yasanın, Avrupa’da büyük bir devletinin parlementosunda ve iç politik bir malzeme olarak görüşülmesi ve kabul edilmesidir. Nitekim Avrupa’nın büyük ve merkezi devletlerinden İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya’da bugüne kadar bu konu ciddi anlamda ele alınmamıştı.
Ermeni techiriyle ilgili kararlar bugüne kadar bizim için kıymet-i harbiyesi olmayan; İsveç, Norveç, İsviçre gibi Avrupa’nın küçük devletleriye, Lübnan, Panama, Ekvador gibi kenar ülkelerde yasalaşmıştı. Fransa örneğiyle ilk defa büyük bir devlette bu suçlama yasalaştı. Dolayısıyla bu karar, Türkiye’nin bir adım daha köşeye sıkıştırılmasında kötü bir başlangıcın ilk kilometre taşı olacaktır.
Bu karar Türkiye ve Türk insanı hakkında nasıl bir netice verebilir. Bu konuda köşemizi takip edenleri bilgilendirmek için Haber Türk Gazetesi’nde 25 Ocak 2012’de yayınlanan Murat Bardakçı’nın “Soykırım Kanunu ve Galliona Örneği” başlıklı yazısından bir bölüm aktarmak istiyorum;
“Moda dünyasının harika çocuğu olan ve en son Cristian Dior’un tepesinde bulunan Cebelitarık doğumlu Johns Galliona, 2011 şubatında Paris’teki bir barda Yahudilere hakaret ettiği ve Yahudi soykırımını destekler gibi konuştuğu için tutuklanmıştı. Yüklü bir kefaletle serbest bırakıldı, hakkında 6 ay hapis ve 22 bin 500 Euro para cezası ile dava açıldı.
Karar geçtiğimiz 8 eylül günü verildi; Galliona 6 bin Euro para cezasına mahkum edildi. Galliona bu arada Dior’daki işinden oldu ve Fransa’yı terk etti.
Bundan sonra olacak budur; Galliona’yı Ahmetler, Mehmetler, Hasanlar, Hüseyinler takip edecektir…”
Evet, gereken önlem alınmazsa bundan sonra olacak budur. Fransa’da çalışan işçilerimiz var, iş-yeriyle anlaşmazlığa düştüğünden hemen karşısına inkar yasası çıkacak. Ermeni soykırımını kabul ediyormusun? Hayır derse buyur hakim önüne. Fransa’da esnaf vatandaşlarımız var. Komşusu veya müşterisiyle bir sorun çıktığında hemen inkar yasası önüne sürülecek. Hayır derse doğru mahkemeye. Fransa’da okuyan öğrencilerimiz var. Okuluyla veya öğretmeniyle anlaşmazlığa düştüğünde karşısında inkar yasasını bulacak. Hayır derse ya mahkemeye çıkacak ya da sınır dışı olacak.
Bu satırlarımızı okuyanlar bizi çok karamsar bulabilir. Şunu unutmayalım, Avrupa insanının zihinsel geri planında; suçlu Türk, suç işlemeye meyyal Türk, zalim Türk, zorba Türk, katil Türk imajı Attila’dan günümüze kadar her zaman olmuştur. Okuyucularımızın bu zihinsel geri planı anlamak için Özlem Kumrular’ın “Avrupa’da Türk Düşmanlığı’nın Kökeni; Türk Korkusu” ve Leyla Coşan’ın “Tanrım Bizi Türklerden Koru” isimli kitaplara bakmalarını tavsiye ederim. Bu eserlerin her ikisi de akademik birer çalışmadır.
Türklere karşı duyulan önyargının neticesinde inkar yasası her zaman ve her zeminde Türklere karşı kullanılacaktır. Bu önyargıya örnek olması açısından Yeniçağ Gazetesi’nin 24 Ocak 2012 tarihli sayısında yayımlanan Arslan Tekin’in “Doğmatik Osmanlı Kültürü Ne Demek?” başlıklı yazısından bir bölüm aktarmak istiyorum;
“Almanya’da bir Türk ‘dogmatik Osmanlı kültür kökeni’ne bağlı olduğu için mahpusluğu tecil edilmemiş. Kısaca şunu demek istemişler: ‘Sen Türk’sün, tahliye edilemezsin.’ Dogma, Latince bir kelimedir. Baskıyla kabul ettirilen ve her türlü tenkidin üstünde tutulan fikirdir. Kısaca ‘kör inanç’ diyebiliriz. Bu mahkûmiyet meselesi Avrupa’nın Türk’e bakışını bariz bir şekilde gösteriyor.
Önce hâdiseyi hatırlayalım: Almanya’da, Aşağı Saksonya’nın Oldenburg kasabasında yaşayan İhsan Öner, 2002’de bir dükkân açmış. Öner, 2005 yılında, kendisine 4 bin Euro borcu olan sabıkalı bir Alman’ı, parasını almak için silâhla tehdit etmiş. Sonra kendisi gidip teslim olmuş. Aralık 2005’te ‘adam kaçırma ve rehin alma’dan yedi yıl hapis cezasına çarptırılmış. Bu tarihten beri Lingen Cezaevi’nde yatan Öner, cezalarının üçte ikisini çeken mahkûmlara tanınan tecil hakkından faydalanmak için mahkemeye başvurmuş. Mahkeme de, bilirkişiden Öner’in gelecekte de toplum için tehlike teşkil edip etmediği konusunda rapor istemiş.
Bilirkişi; ‘bağlı olduğu dogmatik Osmanlı kültür kökeninden kaynaklanan tehlikeli kişilik yapısı’ bulunduğu kararına varmış…. Sadece İhsan Öner mahkûm edilmiyor, onun şahsında geçmişten geleceğe bütün Türk milleti mahkûm ediliyor.
Bu rapor bir içtihat artık… Bütün Türkler, ‘dogmatikOsmanlı kültür kökeni’nden geldiklerinden dolayı tehlikelidir. Hatta yedi Türk ve bir Yunan’ı öldüren yeni Naziler de Alman bilirkişi nin raporuyla ceza almaktan kurtulurlar. Çünkü öldürülen Türkler ‘dogmatik Osmanlı kültür kökeni’nden dolayı tehlikeli kişiliğe sahiptiler ve her an ‘suç’ işleyebilirlerdi!

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.