DOLAR 17,9228 0.27%
EURO 18,4565 0.15%
ALTIN 1.028,47-0,12
BITCOIN 4410717,39%
Afyonkarahisar
21°

PARÇALI AZ BULUTLU

13:15

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

İlmi Gizlemek, Bilmediğini Bilmiyorum Demek

ABONE OL
2 Ağustos 2010 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 2 Ağustos 2010 Pazartesi 03:00:00
  Âlimler sahip oldukları ilimleri başkalarına aktarmak zorunda mıdırlar?
Başka bir deyimle, ilmi gizlemek, kınanan ve suç sayıları bir iş midir?Kur’an-ı Kerîm’de bu konuda Yahudi ve Hıristiyanlarla ilgili olmak ve hükmü Müslümanları da kapsamak üzere bazı ayetler nazil olmuştur İmam Suyûtî “ed-Dürrü’l-Mensûr” isimli eserinde, İbn Abbas’tan rivayet ettiğine göre, Muâz b Cebel ve bazı sahabiler Yahudi bilginlerinden bir gruba Tevrat’taki bazı hükümleri sordular Yahudiler bu bilgileri gizlediler ve haber vermekten kaçındılar Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: “İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti biz kitapta insanlara açıkça belirttikten sonra- gizleyenler var ya; işte onlara hem Allah lânet eder, hem de bütün lânet edebilenler lânet eder Ancak tövbe edip, durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıklayanlar başkadır Onları bağışlarım; çünkü ben tövbeyi çok kabul edenim, çok esirgeyenim” (el-Bakara, 2/159–160)
Yahudilerin gizlediği bilgiler arasında Hz Peygamber (sas)’in geleceğini bildiren haberler de bulunmaktadır Nitekim bir ayette şöyle buyurulur; “Onlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de (vasıflarını) yazılı buldukları o elçiye, o ümmi Peygambere uyarlar” (el-A’râf, 7/157)
Ayet-i Kerime’nin hükmü yalnız Ehl-i kitaba değil; Allah’ın ayetlerini gizleyen ve şer’î hükümleri açıklamayan herkese şâmildir Çünkü ayetin ifade tarzı usul âlimlerinin de dediği gibi özel sebebe bağlı olmaksızın genel anlam ifade eder.
Ebû Hayyân şöyle demiştir: “Açıkça anlaşılıyor ki, özel nüzul sebebi olsa bile ayetin umum manası, ehl-i kitap olsun, başkaları olsun ilmi gizleyen herkes hakkındadır Ayet, Allah’ın dininden olup da yayılmasına ve duyurulmasına ihtiyaç duyulan herhangi bir ilmi gizleyen herkesi içine alır Aşağıdaki hadis bu ayeti tefsir eder Hadiste şöyle buyurulur: “Kendisine bir ilim sorulup da bunu gizleyen kimseye kıyamet gününde ateşten bir gem vurulacaktır” (İbn Mâce, Hâkim)Sahabiler de bu ayeti aynı şekilde anlamıştır Ebû Hureyre’nin, şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Eğer Allah’ın kitabındaki bir ayet olmasaydı, size hiç bir hadis rivayet etmezdim” Ebû Hureyre bundan ilmi gizleyenlerle ilgili olan ayeti okumuştur (Ebû Hayyân, el-Bahru’l Muhit, I, 454)Diğer yandan bazı âlimler ilmi gizlemeye yol açacağı endişesiyle, yukarıdaki ayete dayanarak, Kur’an okuma karşılığında para almanın caiz olmadığını söylemişlerdir Onlara göre ayet, hükümleri açığa vurmayı, yaymayı ve öğretmeyi emrediyor Bir kimse edası kendisine gerekli olan bir amel için ücret almaz Namaz kıldığı için ücrete hak kazanamaması gibi Çünkü namaz, Allah’a yaklaşmak için yapılan bir ibadettir Bu yüzden namazı öğretmek karşılığında alınacak ücret caiz olmazAncak, daha sonra gelen âlimler, ücret veya maaş alınmadığı takdirde dini görev ve çalışmaların ihmal edileceğini, dini tebliğin yaygınlaşamayacağını, ilmin giderek yok olacağını düşündüler ve dinî ilimlerin eğitim öğretim ve tebliğinde görev yapanların, bu hizmetleri karşılığında ücret alabileceklerine dair fetva verdiler Yani din ilimlerini öğretmek karşılığında ücret alınmasına onay verdiler.
Bilmiyorum Diyebilmek
Yüce dinimize göre,”Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır.” Bu bakımdan bir mümin ihtiyacı olduğu halde bilmediği bir konu varsa, sorup öğrenmelidir. İmam Şa’bî (r.h.)’a bir mesele sordular da “Bilmiyorum” dedi. “Bilmiyorum, demekten hiç hayâ etmez misin?” denilince şöyle buyurdu: “Niçin hayâ edeyim ki melekler (mealen) ‘Sübhansın yâ Rab, bizim için senin bize bildirdiğinden başka ilim ne mümkün.’ (Bakara suresi, ayet 32) dedikleri vakit hayâ etmemişlerdi. Hz. Peygamberden ‘Yeryüzünün neresi en hayırlı, neresi en şerli yeridir?’ diye sorulduğunda, buna ‘Bilmiyorum’ diye cevap verdi. Cebrail gelince Hz. Peygamber aynı suali Cebrail’e tevcih etti. Cebrail de ‘Bilmiyorum’ şeklinde cevap verdi. Allah Teâlâ, Cebrail’e ‘Yeryüzünün en hayırlı yerinin mescidler ve en kötü yerinin de çarşılar’ olduğunu bildirinceye kadar durum aydınlanmadı. (Ahmed b. Hanbel, Ebu Ya’lâ, Bezzar vc Hâkim)
İbn Ömer’e on mesele sorulursa yalnız birine cevap veriyor, dokuzunda susuyordu.Fakihler arasında ‘bilmiyorum manasına gelen lâ edrî lafzını kullananlar, ‘Biliyorum mânâsına gelen Edrî lafzını kullanandan daha fazlaydı. Süfyân-ı Sevrî, İmanı Mâlik, İmam Ahmed, Fudayl b. İyaz, Bişr el-Hafî bunlardandı. Abdurrahman b. Ebİ Leylâ şöyle der: ‘Medine’nin şu mescidinde Hz. Peygamber’in 120 arkadaşına yetiştim. Onlardan her hangi birine, bir hadîsin mânâsı veya bir fetva sorulduğu zaman arkadaşından, buna cevap ve-rerek sualin manevî yükünden kendisini kurtarmasını rica ederdi’.
Başka bir ibarede de şöyle denmiştir: ‘Fıkhî bir mesele onlardan birine havale edildiği zaman, herkes bir diğerine devreder, sonunda döne dolaşa ilk sorulana geri dönerdi. O zaman cevap vermek durumunda kalırdı.
Hz. Peygamber’in mübarek arkadaşları dört vazifeyi birbirlerine havale ederlerdi:
1. Namazda imam olmayı
2. Bir ölünün vasiyetini yerine getirmek görevini üstlenmeyi
3. Emanet saklamayı
4. Fetva vermeyi..

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.