DOLAR 18,4625 -0.1%
EURO 17,8495 0.51%
ALTIN 968,040,54
BITCOIN 3706086,48%
Afyonkarahisar
20°

PARÇALI BULUTLU

13:01

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

2002’DEKİ BİR TATBİKAT

ABONE OL
27 Temmuz 2016 13:25
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri destekli olduğu neredeyse kanıtlanan, “Dinlerarası Diyalog/Adliye-Mülkiye-Askeriye” Darbesi’ni bertaraf etmeyi başardı.
Doğu Perinçek buna “Haçlı İrtica” diyor, 2002’den beri.
Dinlerarası Diyalog, “Ilımlı İslam” adı altında ilerledi. Sonradan bir baktık ki aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 22 Müslüman ülkenin sınırlarının değişmesi için bir araçmış bu söylem. Bunu da Amerika Birleşik Devletleri’nin o dönemki Dışişleri Bakanı Kondoliza Rays açıkladı. Rays’ın açıklamasından önce bir de Büyük Ortadoğu Projesi ve buna bağlı bir harita gündeme gelmişti. Hepsini birlikte yorumladığınızda, Irak’tan sonraki hedefler belliydi: Suriye, İran ve Türkiye.
“Adliye-Mülkiye-Askeriye” de Dinlerarası Diyalog’un Türkiye örgütlenmesini ve sonrasında 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin altyapısını oluşturuyor.
Hatırlayanlar olacaktır:
Ali Kırca, Fethullah Gülen hakkında bir kaset yayınlamıştı. O kasette Fethullah Gülen, “Adliyede, mülkiyede veya başka bir hayati müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti, öyle ferdi mecburiyetler şeklinde ele alınıp öyle değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. İstikbale yürümek için, sistemin püf noktalarını keşfedin. Hâlâ bu sistem devam ediyor. Bu sistem içinde arkadaşlarımız istikbale yürüyeceklerdir. Öyleyse o sistemin püf noktalarını bilmeleri lazım, keşfetmeleri lazım. Aşmaları lazım. Bu da meselenin diğer bir yanıdır. Çok dikkatli ve çok tedbirli, temkinli hareket etme mecburiyeti var. Bu hizmetin içinde bulunanlar, bu hizmete göre hizmet vermek isteyenler, her birisi dünyayı idare edebilecek birer diplomat gibi hareket etmeli” diyordu.
Demek ki adliye ve mülkiye dışındaki “hayati müessese” askeriyeymiş.
Bu örgütlenme, kasetlerin yayınlanmasından sonra Pensilvanya’dan yönetiliyor. Pensilvanya’daki ikamet gerekli “Referans”lar ise Amerikan istihbarat teşkilatı CIA ve benzeri kuruluşlardan.
Tabii Amerika Birleşik Devletleri’nin tek rolünün bu örgütlenmeye destek olduğunu düşünmek yanlış.
Büyük Ortadoğu Projesi-Dinlerarası Diyalog-Adliye-Mülkiye-Askeriye örgütlenmesini bir bütün olarak okumak ve yorumlamak yerinde olur.
Gelin, Türkiye’nin kurucu sözleşmesi Lozan Antlaşması’nın imzalandığı 24 Temmuz’a gidelim… 24 Temmuz 2002.
Amerika Birleşik Devletleri, bu tarihte bilgisayar üzerinden savaş “tatbikatı” yapıyor. Hani 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde bulunanlar da üstlerine “Komutanım, bu bir tatbikat” demişlerdi ya…
24 Temmuz 2002’deki “Tatbikat” senaryosunun internette alalade taramadan sonra ulaşılan kısmı şöyle:
“Hedef ülkede çok yıkıcı, büyük bir deprem meydana geliyor. Bu sırada hedef ülke bir ada ülkesi ile sorunlar yaşıyor. Aynı zamanda devletler arası anlaşmazlıklara bakan Dünya Mahkemesi bu ülkenin sınırlarıyla ilgili olarak aleyhine bir karar alıyor. Bunun üzerine ordu yönetime el koyuyor. Mahkemenin kararına öfkelenen generaller dünya için çok stratejik bir deniz yolunu bloke ediyor. Karşılığında Birleşmiş Milletler bu ülkeye uluslararası yaptırım uygulanmasına karar veriyor. Ardından, kitle imha silahlarına sahip olduğu varsayılan bu ülkeye ABD’nin havadan müdahalesi ve kentlerini işgal etmesi gündeme geliyor. ABD ordusunun envanterine yeni giren silahların da denendiği tatbikat, Amerikan deniz piyadelerinin düşman güçleriyle 96 saatlik çatışmalardan sonra kentleri ele geçirmesi ve barış gücü oluşturmasıyla sona eriyor.”
Milenyum Çelınç ya da Türkçesi ile “Bin Yılın Meydan Okuması” denilen “tatbikat”ın ilk denemesinde bilgisayarda, “hedef ülke” denilen kuvvetler, Amerikan Ordusu’nu yerle bir ediyor. Bu sonuçtan memnun olmayan Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, tekrar bu oyunu oynatıp hedef ülkenin yenilmesini istiyor. Bilgisayarlara verilen talimatla “tatbikat” başarılı oluyor. Buradaki “96” saatin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin savaşa hazırlık süreci olduğu, o günkü haberlere yansımıştı. Tatbikat, ABD’nin “Türkiye’ye karşı harekata kalkışırsam, sonum ne olur” sorusuna tokat gibi bir cevap veriyordu: Yenilirsin!
Amerika Birleşik Devleti’nden dost olmayacağını, istikbalini ABD’yle birleştirenlerin kaybedeceğini, hakikatler ispat ediyor.
ABD ile Türkiye iki eşit ülke olabilir; ama birbirinin hamisi, dostu, müttefiki olamaz.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.