DOLAR 18,6480 0.07%
EURO 19,6300 0.17%
ALTIN 1.068,82-0,17
BITCOIN 3140800,19%
Afyonkarahisar

AÇIK

12:59

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Allah, Sarper Özsan’dan razı olsun

ABONE OL
2 Mayıs 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 2 Mayıs 2013 Perşembe 03:00:00
  Dün eğer, İşçi Bayramı dolayısıyla herhangi bir şehrin meydanında idiyseniz, mutlaka kulağınıza çalınmıştır:
“1 Mayıs, 1 Mayıs
İşçinin, emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda
İlerleyen halkların bayramı…”
Allah, bu marşın sözünü ve bestesini yazan Sarper Özsan’dan razı olsun. 1973’ten bu yana 1 Mayıs gösterilerinin değişmez köşe taşını, ülkemize kazandırmış. Dün yine 1 Mayıs Marşı’nı duyduk bol bol. Ancak “üretimden gelen gücü” kullanma iddiasındaki kesimlerin, 40 yıldır aynı marşı söyleyip, o marştaki ülkülerin hiçbirini gerçekleştirememesi üzücü değil mi?
“Günlerin bugün getirdiği / Baskı, zulüm ve kandır/ Ancak bu böyle gitmez / Sömürü devam etmez” diyerek tepilen yollar, taşınan pankartlar, atılan sloganlarla, 1973’ün bir adım ötesine gidebilmiş durumda mıyız? Bunu sorgulamak gerek. Aslında evet, bugün internetimiz var, “sanal muhalefet” oluşturup “sanal mücadeleler” kazanabiliyoruz. Peki ya gerçekte neler oluyor?
40 yıldır aynı marşı söylemek yerine, “Yeni şartlara uyum sağlayan marşları yazmama” sebebimizi araştırmak peşinde değiliz hiç.
NAZIM HİKMET DİZELERİ
Allah, Nazım Hikmet’ten de razı olsun. 40’tan da fazla senedir, o büyük şairin yazdıklarıyla ifade ediliyor meydanlardaki coşku, hükümetlerin işbirlikçilikleri, işçilerin alınterleri. Ama keşke, bir başka şair çıksa, başka dizelerle de emek mücadelesinin, bağımsızlığın anlatılabileceğini ispatlasa. Var mı böyle bir çaba? Dünkü kutlamalara bakarsak, yok.
Ne yazık ki sloganlarda da güncellenen bir durum göremedim. Ben kendimi bildim bileli aynı sloganlar atılır. Ve bazen bu sloganlar o kadar uzatılır ki, ritim bozulur. Sloganları atanların kendi aralarında konuşurken “2 paragraflık slogan atıyoruz” şakalarına da şahit oluruz. Sloganın ritmi bozulduğunda, kitlenin o slogandan anladığında ve “dışarıdaki” kitleye anlattığında belirli bir bilinç düşüşü yaşanır. Dün Afyonkarahisar’da da manzara, çok değişik değildi.
MAÇA 1-0 GERİDE BAŞLAMAK
1 Mayıs’ın 2 ayrı alanda kutlanması, sermaye ya da iktidar sahiplerine daha baştan mağlup olmaya hazırlık geliyor bana. Bölünmüş kuvvetleri sindirmek çok daha kolaydır. “Direne direne kazanacağız” sloganının “Bölüne bölüne çoğalacağız” fiiline dönüşmesi, en çok da iktidarların işine gelir. Bir iktidardan bahsetmiyorum elbette. Hükümetten tutun da fabrika yönetimine, ya da her türlü resmi yöneticiye kadar “muktedir” olanlar, “iki ayrı meydan ve kutlama”dan “gerekli” mesajı almışlardır tahminimce.
HERKES VAR, İŞÇİ YOK
Türkiye genelinde yaşanan ama Afyonkarahisar’da da görülen şuydu: Meydanda herkes var, işçi yok. Kürsüde herkes var, işçi yok. Afyonkarahisar’da ne Harb-İş önünde yapılan kutlamada, ne de Cumhuriyet Meydanı’nda işçi çoğunluğu görebildik. Kürsüde bir asgari ücretlinin konuşması hayali de bir sonraki “Türk Baharı”na kaldı. Tabii, kürsülerden “Buralarda asgari ücretliler de konuşacak” gibi temenniler iletildi, ama yeter mi?
NEDEN YEŞİLYOL?
Vurgulamak isterim ki, 1 Mayıs kutlama mekânı olarak Yeşilyol’daki Harb-İş Sendikası’nın önünün belirlenmesi, bana doğru bir hareket gelmedi. İstasyon Meydanı’nın büyüklüğünün farkındayız. Fakat her nedense İstasyon Meydanı, bu tür etkinlikler için kullanılmıyor.
İSTİKLAL MARŞI
OKUNMAYACAKTI
Cumhuriyet Meydanı’ndaki kutlamayı da ayrı ele almak gerek. Türk Bayrakları’nın CHP, TGB ve birkaç Eğitim-Sen’li tarafından taşınması, İstiklal Marşı’nın CHP’lilerin baskın gelmesiyle okunmasının, İstiklal Marşı sırasında “faşizm” sloganlarının atılmasının izahı nedir? “Milli” olmadan “evrensel” olmayı başarabilen var mı? Ya da başka bir soru: Vatan olmazsa, devrimi nerede yapacaksınız?
Cumhuriyet Meydanı’nda Tam Bağımsız Türkiye talebi dile getirildi, ancak sloganlarda bir kere dahi “Bağımsız Türkiye” denilmedi.
KONUŞMALAR ÇOK UZUN
Başka bir nokta da şu: Bu tür kutlamalarda konuşmalar, 10 dakikayı geçmemeli. Zaten 45 dakika gecikmeli başlayan bir gösteride her konuşmacı 20 dakika kürsüde kaldığında meydandaki dikkat eksiliyor. Bunu canlı olarak, hem de defalarca gördük. Herhalde ders alınmadı ki mikrofonlar uzun süre elden bırakılmadı.
BARİKATIN ÖNÜ VE ARKASI
Harb-İş Sendikası önündeki kutlamada “görünmeyen”, Cumhuriyet Meydanı’ndaki kutlamada ise “görünen” bir barikattan da söz etmek mümkün. Bu görünen ve görünmeyen barikatların arkasında kalan vatandaşlar için 1 Mayıs ne ifade ediyordu, çok merak ediyorum. 1 Mayıs nedir, konuşmalar neden yapılıyor, bunu anlatan çıkmadı. Bilindik temennilerle vatandaşlara hitap edildi, ama barikatların önü ile arkasının mücadele için nasıl birleştirileceği yönünde bir tek cümle duymadım. Halk için ama halktan uzak bir anlayışla, hangi mücadele nasıl kazanılacak?

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.