DOLAR 18,6393 0.01%
EURO 19,2721 -0.01%
ALTIN 1.043,01-0,82
BITCOIN 302849-1,71%
Afyonkarahisar
10°

KAPALI

06:26

İMSAK'A KALAN SÜRE

Başka neyi kutlayacağız? – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
2 Eylül 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Sezer Küçükkurt 2 Eylül 2013 Pazartesi 03:00:00
  Zafer Haftası kutlamalarını geride bıraktık. Geçmiş yıllardaki törenlerden farklı olarak son derece “yavan” geçtiği hakkında görüş birliğine varılan Zafer Haftası kutlamaları ile ilgili olarak şimdi yeni bir tartışma konumuz daha oldu.
Bu törenler gerekli mi, gereksiz mi?
Milletvekili Halil Ürün’ün “Belediye başkanımız, il başkanımız, il genel meclisi başkanımız, törenden törene koştuk. Bunlar da inşallah bir kısım gelişmelere vesile olacak önümüzdeki yıllarda. Her gün gelişmeye devam ediyor. Değişim ve gelişim, hayatın kendisinde var. Törenler konusunda da inşallah önümüzdeki yıllarda müsbet gelişmeler olabilir. Bu kadar tören, bu kadar tören, bu kadar tören. Nereye kadar? Ömrümüz boyunca bunları mı yapacağız? Kısmen düzelmeler var, ama inşallah ileride daha da düzelecek törenler konusu” sözleri bu tartışmanın fitilini ateşledi.
Biz sözü uzatmadan ana fikrimizi söyleyelim: “Zafer Haftası’nı kutlamayacağız da neyi kutlayacağız?”
Zafer Haftası’nın manasını tekrar tekrar buradan anlatmamızın gereği yok. Türk Milleti’nin emperyalist planları yırtıp attığı, dünyaya kafa tutarak sıfırın altındaki bir seviyeden çağdaş bir devlet oluşturduğu, İslam medeniyetinin yeni ve yıkılmaz bir kalesini kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı, Anadolu’nun Türk yurdu olduğunu yedi düvele yeniden kabul ettirdiği bu eşsiz destanı kutlamayacağız da neyi kutlayacağız acaba?
Madem törenlerden bu kadar sıkılmış, bezmiş durumdayız, peki o zaman neredeyse gün aşırı düzenlediğimiz açılışlar, törenler, temel atmalar, mitingler neyin nesi?
Tartışmamız gereken konu Zafer Haftası’nın, kutlamaların gerekliliği değil, bu törenlerin, kutlamaların içeriği ve şekli olmalıdır.
Son yıllarda Zafer Haftası başta olmak üzere bayramların çoğuna, törenlere vatandaş katılımının çok az olduğu yadsınamaz bir gerçek. Hatta katılımın her geçen gün azaldığını da görmek için uzman olmaya gerek yok.
Hal böyle iken “Kaldırıverelim gitsin” demek ne kadar doğru olur? Bunun yerine “nerede hata yapıyoruz” demek daha doğru değil mi?
Tören deyince aklımıza protokol mensuplarının simgesel törenleri geliyor. Kutlama deyince ise aklımıza şarkılar, türküler, konserler geliyor.
İşte bu kısır döngü törenlerin anlamını tartışılır hale getiriyor. Bizce sorun burada. Peki ne yapmalıyız?
İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer aslında burası. Protokolün temsili törenlerini daha kısıtlı hale getirip, Kurtuluş Savaşı ve Büyük Zafer ruhunu yaşatan, o günkü atmosferi bugünlere taşıyan, kaybettiklerimizle kazandıklarımızın muhasebesini yapabildiğimiz, büyük manevi mirası yeni nesillere aktarabileceğimiz çareler düşünmemiz gerekiyor.
Bu günden sonra bu yönde yol alacağımıza şüphe yok. Çünkü başta da belirttiğimiz gibi tartışmanın fitili ateşlenmiş durumda. Şimdi bu tartışmalardan olumlu sonuçlar elde etmek için çaba gösterme vaktidir. “Kamuoyu” dediğimiz olguya asıl şimdi ihtiyaç duyulmaktadır. Bu olguyu harekete geçirmek de en başta siyasetçilerimize düşmektedir.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.